Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa Hamlesi, öncelikle entelektüel alanda, yani zihniyet alanında kazanılmalıdır. Kurumlaşma bu mücadelenin temel faktörüdür. En başta ideolojik alan olmak üzere sosyal, siyasal, toplumsal, tüm alanlarda kurumlaşmaya gidilmesi ve bu alanlarda toplumun her kesiminden insanların kendisini eğitmesi ve bilinçlendirmesi gerekmektedir. Başta kadın olmak üzere, herkesin demokratik kurtuluş ve özgür yaşamın inşasında görevlerine sahip çıkma ve cevap olma sorumluluğu vardır. Tarih ve zaman bunun işaretini vermektedir. Devletçi uygarlık, nasıl ki tarihte yarattığı tapınak ve mabetlerde toplumu önce zihinde kırıp sömürdüyse, bugün buradan; yani zihnin, bilincin geliştiği ama özgür ve demokratik mekanlarda bunu yeniden başlatmak temel görevimiz olmaktadır. Buna göre, akademiler zihnin, bilincin ve bireyin kendisi olmasının, öz iradeye kavuşmanın esas mekanlarıdır.  


Yenilenme ihtiyacı

Bu anlamıyla ciddi bir kadrosal ve kitlesel yenilenmeye ihtiyacımız var. Özellikle kadın olarak ideolojik, örgütsel, siyasal ve sosyal konularda her geçen gün daha da derinleşerek, “Nasıl yaşamalı, ne yapmalı ve nerden başlamalı” sorularının cevabını, demokratik, özgür yaşamı inşa etme mücadelesinde verebilmeliyiz. Buna göre; ideolojik alan çalışmalarında sosyal bilim akademi merkezleri oluşturulabilir.
 Bilim çalışmaları hep erkeğe ait kılınmıştır. Varsa tarihte bilim kadını, onlar da erkeğin gölgesinde saklı bırakılmıştır. Oysa tarihin ilk bilim insanı, bilge kadın-ana tanrıça değil midir? İlk insan topluluklarını örgütleyen, eşit, özgür ve anlamlı bir yaşamı yaratan yine bu kadın gerçekliği değil midir? İlk ekolojist, ilk ekonomist yine bu bilge kadın değil midir?

Fikir ve eylem birlikteliği

Ne yazık ki günümüz sosyal bilimleri, en temelinde yaşamın iyi, güzel ve doğru yaşanmasında şifrenin kadın olduğunu tespit edememiş, bu hususta çaresiz kalmışlardır. Kadın bu anlamıyla, ilk olarak modernitenin mevcut sosyal bilimlerinin eril, cinsiyetçi zihniyetine karşı eleştirisel olmalı ve keskin mücadele etmelidir. Sosyal bilim akademilerinde doğru bilimi geliştirmek, öncelikli olarak kadroların sorumluluğundadır. Kürt Halk Önderliği‘nin tüm insanlığa mal ettiği demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü toplum paradigmasını yaşama geçirmede ve topluma kavratmada birinci dereceden sorumludur. Tıpkı İsa’nın havarileri gibi toplumun her kesimine ulaşmak, onları eğitmek, bilinçlendirmek kadronun en temel görevidir. “Kadro, örgütlenmiş ve eylemsel kılınmış hakikattir” sözünden yola çıkarak, dönemin mücadelesine fikir, zikir, eylem birlikteliğini yakalayarak katılmak ve sahip çıkmak şarttır.

Örgütlü, bilinçli, özgür ortamlar

Bir diğer ideolojik alan çalışması da kadın akademileridir. Kürt Halk Önderliği, mevcut sosyal bilimlere alternatif olarak kadın bilimini; yani jineolojiyi geliştirmiştir. Jineoloji, bin yıllardır köleleştirilen, tahakküm altına alınan, cinselliği üzerinden pazarlık konusu yapılıp, sömürgeleştirilen kadının tanımının yeniden yapıldığı, kendi tarihini açığa çıkaran ve bilincine varan özgür kadın kimliğinin gerçekleştiği bilim alanıdır. Jineoloji, kadın bilimi demektir; kadın ve yaşamın ilişkisi ve toplumla olan bağını inceleyen bir bilim olarak ele alınmalıdır.
Tüm kadınları ilgilendiren ve günümüzde çokça dile gelen ‘cinselliği obje, reklam aracı olan kadın bedenini’ bir cins kimliğinden ziyade, kadın kimliğinin bilimsel gerçekliğe kavuşması için kadın özgünlüğünü kavratan ideolojik, felsefik, ahlaki, etik ve estetik boyutlarda eğitim, zihniyet çalışmalarına ağırlık verendir. Özellikle eğitimsel çalışmaların toplumun bulunduğu her alan ve mekanlara inmesi gerektiği bilinciyle yaklaşmak gerekir. Çünkü günümüz itibariyle kadına karşı şiddet, baskı, tecavüz ve öldürme gün geçtikçe artmakta ve kadın ruhsal, duygusal, bedensel, her türlü davranışlara maruz bırakılmaktadır. Kadın, erkeğin zevk aracı ve çocuk makinesi gibi rollerle yüz yüze bırakılmamalı, kendi iradesini, doğallığını açığa çıkarabilecek örgütlü, bilinçli ve özgür ortamlar geliştirmelidir. Dolayısıyla kadın akademileri sadece kadınla ilgili değil, kadın eksenli bakışın bilimsel bir temele kavuşması ve tüm toplumun sorunlarına yönelik bir çalışma yürütmelidir.

Siyaset akademilerinin rolü

Kadın siyaset akademileri, toplumu değiştirip dönüştüren, yaşamın anlamlılığını, güzelliğini insanlığa kazandıran, demokratik, kolektif bir yaşam tarzını oturtan, disiplinle çalışan akademiler olmalıdır. Devletçi sistem, siyaset ve iktidarı birlikte ele almaktadır. Kadro, ilk etapta iktidar olgusunu ele alıp derin çözümlemeli ve buna karşı ciddi anlamda mücadele yürütmeli, siyaseti iktidar hastalığının eline bırakmamalıdır.
Siyasetten, politikadan yoksun bir kadın hareketi demokratik kurtuluş, özgür yaşam sisteminde kendi iradesini, örgütlülüğünü bulamaz. Yıllardır erkek egemen sistem, kadına siyaset alanında da yer vermemiş, hep onu uzak tutmuştur. Yüzyılın ortalarında sözde kadına siyaset yapma olanakları tanınmışsa da, tam olarak kadın rengini katan, iradesini ortaya koyan bir duruşu, zihniyeti sergileyememiştir. Kısacası devlet ve iktidar olgularından kendisini kurtarmamış, özgür bir irade açığa çıkmamıştır. Çok açıktır ki, devletçi uygarlık sisteminde yürütülen politika yalandan ibarettir. Devlet, karakteri gereği toplumun iradesini gözeten, çıkarını esas alan bir politikadan ziyade, toplumun değerlerini sömüren, üzerinde baskı yapan, talan eden, devlete bağlayan bir politika yürütmektedir. Buna göre; kadın siyaset akademilerinde, demokratik siyaset tarzı esas alınmalı ve toplumun ortak iradesini gözeten, ona hizmet eden bir politika ile mücadele yürütülmeli, yine toplumun eğitim, sağlık, işsizlik, aile ve çocuk sorunlarının çözümleri üzerinde durmalıdır. Ancak sadece partilerde, devletin kurum ve kuruluşlarında, meclis salonlarında siyaset yapmak, demokratik siyaset anlayışımıza sığmamaktadır. Kadının siyaset yapacağı alanlar, halkın bulunduğu her yerdir.
Feminist akımlarla, bazı kadın hareketleri ve sivil toplum örgütleriyle demokratik siyaset çatısı altında buluşup, kadının ruhta, duyguda ve düşüncede ortaklaştığı siyaset ortamlarının örgütlenmesi, demokratik kurtuluş ve özgür yaşamın inşası için aciliyet gerektirir.

Ekonominin gerçek sahibi kadındır

Bununla bağlantılı olarak, kadının sosyal bir gerçeklik olduğu tanımından yola çıkarak, sosyal alanda üstlenmesi gereken görevler daha ağır basmaktadır. İlk etapta ekonomi alanında kadına büyük görevler düşmektedir. Esasta ekonomi kadına ait, kadının işi olduğunu kavramak-kavratmak gerekir. Ekonominin gerçek sahibi kadındır. Çocuk besleyip büyüten, evi çevirip düzene koyan, emek-üretim sahibi olan kadının kendisidir. Kapitalist sistem ekonomiyi kadının elinden alarak, tüm dünyayı yöneten bir sermaye aracı haline getirmiş, kadını da emeğinden, üretimden uzaklaştırarak eve, dört duvar arasına hapsetmiştir. Burada da kadın, bir zamanlar kendi yarattığı öz değerlerinden ekonomiye sahip çıkmalı, ne devlete ne de erkeğe bağlı kalmalı, kendi emeğine sahip çıkmalıdır.

Ekolojik tarım projeleri geliştirilmelidir

Bu açıdan, dünyamızda kadın sorunu kadar ilgi çeken bir de ekolojik sorunlar vardır. Kadının doğaya olan yakınlığı, tarihsel ve bilimsel verilerle kanıtlanmıştır. Merkezi uygarlığın kadın üzerindeki tahakkümü doğaya tahakkümü getirmiş, ekolojik sorunlar toplumsal sorunlar kadar öne çıkmıştır. Hava, su ve toprağın kirletilmesine yol açan endüstriyalizm canavarına karşı, evrenselleşen kadın ideolojisi temelinde ortak bir ekolojik kadın örgütlülüğünün oluşması ve ciddi mücadele alanlarının gelişmesi kadın öncülüğü açısından önemlidir.
Aynı zamanda, kadının tekrar doğaya, toprağa dönmesi için köy ve kentlerde tarım sahaları örgütlenebilir. Ortak kurulan komün-kooperatiflerle, toplumsal alanın ihtiyaçları önemli oranda karşılanabilmelidir. Bu, işsizliğin de önünü alacak, yanı sıra manevi değerlerin ve toplumsal kültürün de gelişmesini yaratacaktır. Bu çerçevede sosyal alan faaliyetlerinde ekolojiyi de kapsayan ekonomik faaliyetlerde bulunmalı, özellikle doğayı ormanlaştırma, toprak, tarım kültürünü geliştirerek, organik bağ-bahçe alanları oluşturmalıdır. Kadın bu konuda öncü rolünü oynamalı ve başta tüm Kürdistan olmak üzere tüm bölgede bu yönlü projeler geliştirebilmelidir.
Ayrıca sosyal alan faaliyetleri içerisinde, kadın sığınma evleri, dernekler kurulabilir, bu evlere barınaksız kalmış, tecavüze, şiddete uğramış kadınlar yerleştirilebilir. Bu merkezler aynı zamanda kadının ihtiyaçlarını karşılayacak eğitim, sağlık, sanat, el sanatları, spor, kültür alanları haline getirilebilir. Toplum içerisinde aile içi şiddet, zorunlu evlilik, namus davaları ve intiharlar gibi sorunların önünü almak için, bu tür yaşam alanlarının daha fazla örgütlenmesi ve yaygınlaştırılması gerekmektedir. 


Genç kadınlar sorumluluk almalı
Genç kadınlara da burada rol düşmektedir. Gençlik toplumun ruhu, dinamiği, çağın ve toplumun yenilikçi, dönüştürücü potansiyeline sahiptir. Kapitalist modernite de bu şifreyi çözdüğünden en fazla gençliği hedef almakta, bilim, teknik, sanal dünya araçlarını yaratarak, ruhta, duyguda ve zihinde kişiliksizleştirerek mekanikleştirmektedir. Öncelikle genç kadınların kapitalist sistemin yarattığı yaşama karşı ciddi anlamda mücadele vermeli, özel ve psikolojik savaş araçlarını ret etmelidir. .
Sistem genç kadınlar için tam bir kaplan kafesidir. Bundan dolayı her an kendini, ne yaşadığını bilmek, buna göre bir yaşam anlayışı içinde olmak gerekir. Kirli, yaşlı ve yoz bir zihniyet tarafından yutulmamak için temiz, ahlaki, genç zihniyetle kendini donatmak, bu anlamda yaşlıların tecrübelerinden faydalanmak kadar kendi esnek zekasını da yeni yaşamın hizmetinde en üst düzeyde kullanmak gerekir.
Modernitenin gösterişli yaşam kalıplarının gençliğe sunduklarına alternatif olarak gençlik, kendisini her bakımdan örgütlemeli, özellikle genel kültürü içeren sanat, edebiyat, kültür, çeşitli spor faaliyetlerinde aktif olarak yer almalıdır. Yine bununla birlikte genç kuşakların kendi yaşamlarında politik bir duruşları olması gerektiği kadar, gelecek kuşakların eğitilmesinde kendilerini sorumlu görmesi gerekmektedir. Toplum sorumluluğu yetişkinler kadar genç kuşakların da yükümlülüğündedir.  
Tarihi süreçlerden geçerken bu süreci inşa edecek kuşkusuz kadın potansiyeli olmaktadır. Bu sürecin başarıya ulaşması için kadro ve çalışan her bireyin, alınan kararları pratiğe geçirmesinin zamanı gelmiştir. Demokratik kurtuluş ve özgür yaşamı inşa etmek için, teorik ve pratik birlikteliğini yakalayalım, başarıya ulaşalım.


DİCLE TEKMAN