Tecridin sonlandırılması talebiyle 65 gündür açlık grevinde olan Cihan Alkan, “Başarıdan başka bir seçeneğe yer vermiyorum. Ben ve arkadaşlarımın kararlılığı bu düzeydedir. Halkımızdan, devrimci ve demokratlardan beklentimiz bize destek olmak için değil, kendileri için direnmeleridir” dedi.
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra Amed’deki evinde sürdürdüğü ve 140. gününde olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 102, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 101, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 92. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 85, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 82. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 71. gününe girdi. Son olarak 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak; 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak; 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak; 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak; 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. Tutsaklar adına Deniz Kaya tarafından yapılan açıklamaya göre 1 Mart’tan itibaren tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç da Amed’de eylemdeler. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız 127 gündür; Mexmûr’da İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 67 gündür; Germiyan’da Herêm Mehmûd, 32 gündür eylemde. Açlık grevi eylemcilerinin tek talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.
Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevi’nde 66 gündür açlık grevinde olan Cihan Alkan, gönderdiği mektup aracılığıyla açlık grevi eylemini anlattı. Bulunduğu cezaevinde Mustafa Filitoğlu ve Davut Barin ile birlikte 21 Ocak’tan itibaren süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan Alkan’ın mesajı şöyle: “Bugün içinde bulunduğumuz eylemlilik sürecinde asıl söz söylemeyi hak edenler, bu eylemelere öncülük eden Leyla yoldaş ve ardılı konumundaki yoldaşlarıdır. Ben ve yanımda bulunan Davut ve Mustafa yoldaşlar da onların takipçileriyiz. Çok anlamlı bir eylem bu. Kendimle bir savaş içinde değilim. Ta en baştan savaşımı verdim. Zihnimde ve duygularımda bu irade savaşını kazandım. Başarıdan başka bir seçeneğe yer vermiyorum. Ben ve arkadaşlarımın kararlılığı bu düzeydedir. Halkımızdan, devrimci ve demokratlardan beklentimiz bize destek olmak için değil, kendileri için direnmeleridir. Direnen herkese selam olsun.”
Hiçbir güç alıkoyamaz
Kırıkkale F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 1 Mart’tan beri açlık grevi eyleminde olan Faruk Aras, 26 Aralık’tan bu yana eylemde olan 6 arkadaşının durumlarının kritik olduğunu aktardı.
29 yaşındaki Faruk Aras, 2012’de gözaltına alındı. “Örgüt üyesi olmak” iddiaları ile birçok davası sonuçlanan Aras, toplam 120 yıl ceza aldı. Aras, ilk 5 yıl Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’nde kaldıktan sonra Kırıkkale F Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildi. Aras, 23 Mart’ta yaptığı telefon görüşmesinde cezaevinde bulunan tutukluların durumlarını ve taleplerini anlattı. Kırıkkale F Tipi Cezaevi’nde 44 tutuklu arkadaşının süresiz-dönüşümsüz açlık grevini sürdürdüğünü belirten Aras, Sedat Alçiçek, İsa İpekli, Emrah Ubiç, Kerem İmrek, Davut Önder ve İsmet Akın’ın 26 Aralık 2018’den itibaren, kendisi dahil 38 tutuklunun ise 1 Mart tarihinden bu yana grevde olduğunu aktardı. İlk grup dahil toplam 8 arkadaşının durumlarının kötüleştiğine dikkat çeken Aras, durumu kritik aşamada olan Sedat Alçiçek ile aynı koğuşta kaldığını söyledi.
Halkımızın fedaileriyiz
Haklı ve meşru taleplerine değinen Aras, “Amaç bellidir. Önderliğin üzerindeki tecridin kalkmasıdır. Kürt halkının bu tecridi kabul etmesi mümkün değildir. Çünkü tecrit insanlık suçudur, ikincisi ise Kürt halkı ve biz partililer için Önderlik kırmızı çizgidir. Bu amaç doğrultusunda girdiğimiz bu eylem yaşamsal bir tercihtir. Hiçbir güç bizi bu amaç ve eylemden alıkoyamaz. Sonuna kadar gideceğiz; ne olursa olsun eylemde kararlıyız. Mesajım şudur ki; daha çok şehadetlerin gerçekleşmemesi için Kürt halkı ve kendisine sosyalistim ve Müslümanım diyen, kısacası insan olduğunu savunan herkesin elinden geleni yapması gerekiyor. Ne olursa olsun amacımıza ulaşacağız. Bu amaç için sonuna kadar gideceğiz. Zülküf ve Ayten arkadaşlar bize başarıyı müjdelediler. Bizler fedaiyiz. Halkımızın fedaileri olarak buradayız, bundan hiçbir çekincemiz yoktur.”
Sanatçı Benli: Sonuç alıncaya kadar
Mardin’in Nusaybin ilçesinde 2016’da ilan edilen “sokağa çıkma yasakları” döneminde çatışma bölgesinden yaralı olarak çıkan ve tutuklanan sanatçı Erkan Benli, 1 Mart’tan bu yana Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde. Vücudunda hala şarapnel parçaları bulunan Benli, ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde, tecrit kalkıncaya kadar açlık grevini sonlandırmayacağını duyurdu.
Her şeye hazırlıklı olmalıyız
Kalkandere L Tipi Kapalı Cezaevi’nde 1 Mart’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan Serhat Karsu ise gönderdiği mektupta açlık grevlerine ilişkin bilgi verdi. Karsu, “Açlık grevlerinin çok ağır durumlar ve daha ağır bir süreç getirmesi büyük bir olasılık. Bizler bir anlamıyla buna göre hazırlığımızı yapıyoruz, yapmaya çalışıyoruz. Böylesine günlük değişen gelişme kaygan bir zeminde tarihe yön vermeye çalışılıyor. Elbet bunun istediği bir bedel var. Böyle ağır bedelleri göze alıp tarihe yön verenlerin yanında olmak bir onur olmakla birlikte, gerektiğinde bedel verilmesi gerektiğinin bilinmesi ve buna göre hazır olmamız gerekir. Dediğim gibi böylesi kaygan bir zeminde yarının ne getireceği belli değil. Hem dışarıda hem içeride hazırlıklı olmak gerekir” dedi.
AMED
Savunmasında tecridi protesto etmişti
Mardin Cezaevi’nde fedai eylem yapan Medya Çınar, bir yıl önceki savunmasına da tecrit protestosu ile başlamıştı.
Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 25 Mart’ta fedai eylem yapan Nusaybin Davası tutuklusu Medya Çınar, önceki gece gece Kızıltepe’ye bağlı Margik (Çimenli) köyünde asker ablukasında defnedildi.
DAİŞ’e karşı savaştı
DAİŞ’in Kobanê’ye dönük saldırısının ardından Kobanê’ye geçerek, savaşan ve burada yaralandıktan sonra gelen Çınar, sokağa çıkma yasakları ile birlikte tedavi için getirildiği Nusaybin’de mahsur kalmıştı. Sokağa çıkma yasağının sona ermesinin ardından Nusaybin’de mahsur kaldıkları yıkıntıların arasından tahliye edilerek, tutuklanan 53 kişiden biri olan Çınar, gözaltına alındığı sırada yaralıydı. Gözaltında ağır işkencelere maruz kalan Çınar’a, Mardin 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayan yargılamalara birlikte tutulduğu Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nden mahkemeye Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) dayatıldı. Görülen 5 duruşma boyunca SEGBİS dayatmasını kabul etmediğini belirterek, mahkeme salonunda savunma yapmak istediğini söyleyen Çınar, mahkeme kararıyla 25 Şubat’ta görülen 6. duruşmaya getirildi. Çınar, duruşmada ailelerin salona alınmaması üzerine yaşanan tartışma sonrası dosyanın tefrik edilmesi nedeniyle savunmasını yapamadı. Çınar, önümüzdeki günlerde görülecek olan duruşma için Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde bekletiliyordu.
Kürtçe savunma
Çınar’ın, 16 Nisan 2018’de görülen 2. duruşmasında SEGBİS aracılığıyla yaptığı kısa değerlendirme duruşma tutanaklarına yansıdı. Kürtçe yaptığı savunmasında Çınar, “Sayın Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridi kınıyorum” sözleri ile başlayarak, “Şu an bulunduğumuz OHAL döneminde Kürtlerin üzerine yapılan baskılar ve Güney Kürdistan’da yapılan saldırıları kınıyorum. Cezaevindeki baskıcı yöntemleri lanetliyorum. Dosyada yaralı olan arkadaşlarım vardır. Sağlığımız için herhangi bir tedavi yapılmıyor bunu da lanetliyorum. Rojava’da yapılan saldırıları kınıyorum” ifadelerini kullanmıştı.
Duramazdım
DAİŞ’in Kobanê’yi işgal girişimine dikkat çeken Çınar, Kobanê’ye gitme sürecini “Bu saldırılar yapıldığı zaman orada kadınlar satılmaya başlandı, çocuklar öldürülmeye başlandı. İnsanlar öldürüldü ve hiçbir şekilde bir devlet çıkıp o insanların haklarını savunmadı. Ben de bir fert gibi rahat bir şekilde yaşayarak, başımı yastığa koyup duramazdım. Eğer orada YPG ve YPJ büyük bir mücadele vermemiş olsaydı daha ilk gün belki Kürdistan’ın doğusuna saldıracaktılar. Burada da insanlar, çocuklar öldürülecekti. Ben de bunun için bu mücadeleye katıldım” sözleri ile anlatmıştı.
Özerklik haktır
Yaralı olarak getirildiği Nusaybin’de tedavi sürecinin sokağa çıkma yasağına denk gelmesi nedeniyle kentten çıkmadığını da sözlerine ekleyen Çınar, “Bizim istediğimiz özerkliktir. Öz yönetim süreci başladığı zaman siyasi bir adım atılabilirdi” demişti.
Maruz kaldığı işkenceleri de anlatan Çınar, şunları da eklemişti: “Yasaktan önce de çıksaydık (Nusaybin’den) yine bize işkence yapılacaktı. Orada tutuklandığımız zaman da orada çektirilen işkenceler yüzünden arkadaşlarıma üzüldüm. Benim elimi bir kadın polis arkadan kelepçeledi, bu yöntemi kullanırken elimi kırdı.”
Birlik olalım
82 gündür açlık grevinde olan Birdal Abay’ın ablası Gülten Abay, tüm ailelere çağrı yaparak “Birlik olalım kimse ölmesin” dedi. Tecridin kaldırılması talebiyle 5 Ocak tarihinde Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlayan Birdal Abay’ın ablası Gülten Abay, kardeşinin 6 Mart’a gönderdiği mektubunda tecrit kalkıncaya kadar eylemlerinden vazgeçmeyeceklerini belirttiğini söyledi.
Kardeşinin 1994’te Van’ın Özalp ilçesinde dünyaya geldiğini ifade eden Abay, ilkokula Van Özalp Savatlı köyünde başladığını ve Özalp’ta bitirdiğini söyledi. Kardeşi Abay’ın liseye başladıktan bir hafta sonra okulu bırakarak İstanbul’a çalışmaya gittiğini dile getiren abla Abay, kardeşinin daha küçük yaşlardan itibaren tekstil ve inşaat alanında çalışmaya başladığını söyledi. Kardeşinin ilk tutuklamasının 11 Haziran 2012’de olduğunu belirten Abay, Tekirdağ F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 2 yıl kaldığını daha sonra tutuksuz yargılandığını söyledi. Bu dosyasından kardeşine 30 yıl cezanın verildiğini ifade eden Abay, cezanın Yargıtay’da olduğu bilgisini paylaştı. Kardeşinin bu dosyadan tutuksuz yargılanmaya başladıktan sonra yine tekstil ve inşaat işçiliği yapmaya devam ettiğine işaret eden Abay, ikinci tutuklanmasının Mardin’de 24 Ekim 2017’de olduğunu aktardı. Şuan bu dosyasından 1 buçuk yıldır tutuklu olduğunu dile getiren Abay, “Bu dosyada ise 7 buçuk yıl ceza isteniyor. Ceza istinafa gönderildi. İstinaf cezayı onayladı. Şimdi Yargıtay’da” dedi.
İrade olarak güçlüyüz
Kardeşinin ikinci kez tutuklandıktan sonra hep Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde kaldığını ifade eden Abay, kardeşinin gönderdiği mektupta, “İrade olarak güçlüyüz, kararlıyız. Tedaviyi de kabul etmiyoruz. Sonuç alıncaya kadar direneceğiz. Direnmekte kararlıyız. Tecrit kırılana kadar eylemimizi sürdüreceğiz” şeklindeki sözlerini paylaştı. Açlık grevindekilerin talebini sahiplendiklerini dile getiren Abay, “Başta Leyla Güven arkadaşımız olmak üzere tüm arkadaşların da sağlık durumuna ilişkin endişeliyiz. Leyla Güven haklıdır, mutlak tecrit kaldırılmalıdır. Bütün ailelere sesleniyoruz; birlik olalım. Arkadaşlarımız ölmesin, hepsi yaşamalı” diye seslendi.