Kahraman Güvenç adlı tutsak, cezaevindeki uygulamalardan dolayı başladığı açlık grevi eylemini ölüm orucuna çevireceğini duyururken, diğer tutsaklar işkence, çıplak arama, cezaevi idarelerinin keyfi uygulamaları ve iletişim haklarının gasp edilmesi gibi birçok sorun yaşadıklarını aktardı.
Cezaevlerinde maruz kaldıkları işkence, baskı ve hak ihlallerine ilişkin DİHA'ya mektup gönderen siyasi tutsaklar, cezaevleri farklı olsa da keyfi uygulamalar ve hak gasplarının bütün cezaevlerinde aynı olduğuna dikkat çekti.
Sincan 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi'nden A. Hamit Babat adlı tutsak, yaşadığı sorunları yazdığı mektupta dile getirdi. Babat, Bingöl Cezaevi'ndeki firardan sonra cezaevlerine yönelik hak ihlallerinin arttığına dikkat çekerek, "Cezaevi idaresi Adalet Bakanlığı'nın genelgelerini kendine göre uyguluyor. Yaşadığımız sıkıntıların giderilmesi için gerekli yerlere defalarca dilekçe yazmamıza rağmen herhangi bir şey değişmedi. İnfaz koruma memurları tahrik edici ve provakatif yaklaşımları söz konusudur" diye belirtti. Giresun Cezaevi'nden götürülen Zülküf Gezen isimli tutsağın çıplak aramayı kabul etmediği için işkenceye maruz kaldığını ifade eden Babat, haber alma haklarının engellendiğini ve abonesi oldukları Özgür Gündem ve Azadiya Welat gazetelerinin de kendilerine düzenli verilmediğini söyledi. Yaşanan hak ihlallerini protesto eden tutsaklar hakkında soruşturma açıldığını dile getiren Babat, ''Maruz kaldığımız fiziki ve psikolojik baskılar her geçen gün artmaktadır'' dedi.

'Ölüm orucuna giriyorum'

Kocaeli 1 Nolu T Kapalı Cezaevi'nden faks gönderen Kahraman Güvenç ise 12 Aralık 2013 tarihinden itibaren açlık grevinde olduğunu bildirerek, "Gerekçesi kaldığım cezaevi uygulamaları, AİHM'e gönderdiğim dosyamın kayıp olmasıdır" diye belirtti. Güvenç, AİHM'e gönderdiği dosyanın içeriği ile ilgili daha fazla bilgi verebileceğini fakat bundan dolayı göndereceği faksın engellenebileceğini aktararak, şunları kaydetti: "Daha önce size bir mektup yazdım, ancak idare mektubuma el koydu. Göndermek istediğim mektubumda bir cezaevinde bana tıbbi deney yaptılar. Bunu fark ettiğimde ise bunu AİHM'e taşımak istedim. İşte mektubum bundan dolayıdır, bu mektubum kayıptır. Gönderdiğim bütün mektupların ulaşmaması kaygısını yaşıyorum." Kendisine yönelik baskılara dikkat çeken Güvenç, ''Benim koşulsuz ve şartsız teslim olmamı hatta arkadaşlarıma zarar vermemi bile istiyorlar. 16 Ocak gününden itibaren ölüm orucuna giriyorum'' diyerek, bir avukata ihtiyacı olduğunu belirtti.

Onur kırıcı uygulamalar

Bolu T Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan tutsaklardan İsmail Kaya da gönderdiği mektubunda, tutsaklara dayatılan keyfi ve onur kırıcı uygulamaların devam ettiğini kaydetti. Hastalığından dolayı 16 Aralık 2013 tarihinde Ankara Numune Hastanesi'ne sevk edildiğini ve hastanede 10 gün kaldıktan sonra Sincan 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi'ne götürüldüğünü belirten Kaya, cezaevi girişinde birçok tutsağın maruz kaldığı çıplak aramanın kendisine de dayatıldığını aktardı. Kaya, onur kırıcı uygulamaları kabul etmediği için asker ve gardiyanlar tarafından kendisine yönelik zor kullanıldığını belirterek, "Hasta olduğumu hastaneden geldiğimi belirtmeme rağmen zor kullanılarak üstümdeki tüm elbiseler çıkarıldı… Keyfi ve onursuz aramaya maruz kalan ve mağdur olan ben olmama rağmen Sincan Cezaevi idaresi tarafından hakkımda disiplin soruşturması açılmış ve 'bir ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakılma' ile cezalandırılmam isteniyor" diye kaydetti. Kaya, cezaevlerine girişlerde yaşanan onur kırıcı uygulamalardan dolayı hasta tutsakların hastaneye dahi gitmek istemediğine işaret etti.

Kitaplara el konuldu

Muş E Tipi Kapalı Cezaevi'nde kalan Melek Bozkaya adlı tutsak da mektubunda, Muş E Tipi Kapalı Cezaevi'nde yaşanan isyandan sonra kadın tutsakların kitaplarına el konulduğunu ve gönderilen kitapların kendilerine verilmediğini aktardı. Puşilerin yasaklandığını söyleyen Bozkaya,  kargoyla gelen insani ihtiyaçlarının da sınırlı verildiğini ifade etti.

Gözaltında işkence ve hakaret

Mardin E Tipi Cezaevi'nde mektup gönden İzzettin Yıldız adlı tutsak ise, gözaltına alındığı sırada yaşadıklarını anlattı. 28 Aralık 2013 tarihinde  Cizre İlçesi'nde gözaltına alındığını belirten Yıldız, evine yapılan baskında maskeli özel hareket timleri tarafından küfür ve şiddete maruz kaldığını aktararak, yaşananları şu cümlelerle dile getirdi: "Sırtımdan ameliyatlı olduğumu belirtmeme rağmen özel harekatçılar beni yere atıp sırtıma bastılar, diğer timler gözlerimin önünde kardeşimi tekme tokat dövdüler. Bir kadının ismini sordular. Biz de tanımadığımızı söyledik. Bunun üzerine evde bulunan herkesin başına silah dayadılar. Benim lise 1. sınıfa giden oğlumun kafasına dipçikle vurmaya başladılar.'' Bu uygulamalarla birlikte evin darma dağın edilerek arandığını belirten Yıldız, yaşadıkları olayın çocukları üzerinde psikoloji travmaya neden olduğunu belirtti.

DİHA/ANKARA




Tutsaklar 36 gündür grevde

Tekirdağ ve Edirne F Tipi cezaevlerinden Silivri'ye sürgün edilen tutsakların şizofren koğuşuna alınmalarını protesto etmek için başlattığı dönüşümlü açlık grevi 36'ıncı gününe girerken, iki tutsak süresiz dönüşümsüz açlık grevine başladı.
Tekirdağ ve Edirne F Tipi Cezaevi'nden Silivri 3 ve 6 Nolu Cezaevlerine sürgün edilen tutsakların, şizofren koğuşuna alınmaları, tek kişilik hücrelerde tutulmaları, gardiyanların hakaret ve tacizlerine maruz kalmalarına karşı 18 tutsağın başlatmış olduğu üçer günlük dönüşümlü açlık grevi 36'ıncı gününe girdi. Açlık grevi sürerken, idarenin sessizliğine tepki gösteren Silivri 6 Nolu L tipi Cezaevi'nde tutulan tutsaklardan Ömer Özalp ve Mustafa Demircioğlu süresiz dönüşümsüz açlık grevine başladı. İki tutsağın 13 Ocak'tan bu yana eylemlerini sürdürdükleri öğrenildi.