1. Bölüm : Siloqîlerin trajedisi
Emînê Perîxanê, Atatürk’ün imzasıyla 1928’de çıkarılan özel bir af ile dönüş hazırlıklarına başlar. Vedalaşmaya gittiği sırada Haco Axa “Emîn’in ruhuna bir fatiha okuyalım’ der. Sonra Emîn’e dönerek; ‘Emîn Türk devletinin sözlerine kanarak dönüyorsun. Seni öldürecekler ancak biz taziyene gelemeyeceğiz. Bu yüzden de şimdiden fatihanı okuyup görevimizi yerine getirdik’ der.
Raman Aşireti’nin lideri Emînê Ehmed’in (Emînê Perîxanê) yaşamı, kuşaktan kuşağa Kürtlerin ibretlik öykülerinden biri olarak aktarılabilecek bir trajedidir aslında. Emînê Ehmed’in annesi olan Perîxanê, Raman aşiretini idare eden güçlü bir kadın karakteri olarak karşımıza çıkıyor. Heskîf beylerinin ailesinden olan Perîxanê, önce Raman aşireti lideri Birhîm ile evlenir. Birhîm’in ölümünden sonra töreler gereği onun küçük kardeşi Ehmed ile evlendirilir. Toplamda Perîxanê’nin 5 oğlu olur ve bunların tümü de Osmanlı-Türk devletinin oyunları ile aile içi ihanetler sonucu öldürülür.
Son Osmanlı-Rus Savaşı’nda Kazım Karabekir’in Kürt aşiretlerine gönderdiği mektup üzerine Emînê Perîxanê, gönüllü olarak yanına seçme 25 adamını alarak cepheye gider. Burada gösterdiği başarılar ve fedai tarzı savaşmasıyla ünlenir. Rusların çemberinde kalan Türk birliğini 25 adamıyla kurtarması ve bölgedeki tepelerde bulunan 200 Rus askerini esir alarak tekrar stratejik bölgeyi ele geçirmesi büyük yankı uyandırır. Bu başarılar üzerine Osmanlı Harp Divanı’nca üç madalya ile ödüllendirilir.
1925 yılındaki Şeyh Sait ayaklanmasında devletten yana tavır takınan aşiretlerden biri de Emînê Perîxanê yönetimindeki Raman Aşireti olur. Ayaklanmanın bastırılmasından sonra devletten yana olmasına rağmen birçok aşiret reisi gibi Emînê Perîxanê de devletin gazabından kurtulmaz ve o dönem Fransa’nın mandası olan Suriye’de Kürtlerin yaşadığı bölgeye, yani Rojava’ya kaçar. Hevêrka Aşireti’nin lideri Haco’nun yanına gider ve bir süre burada kalır.
Rivayet edilir ki infaz için köyden çıkardıklarında kardeşi Emîn’e şöyle seslenmiş Evdile: ”Ez şîv bim, tu taştê yî.” Kürtlerin diline bir özdeyiş olarak oturan bu söz, ihanet edenlerin sömürgecilere yaranamayacağının en çarpıcı, en bariz örneğidir. Xoybûn’un kuruluşu ve sahte aflar
Suriye’ye sürgün olan Kürt öncüler Xoybûn’u kurar. Emînê Perîxanê de Xoybûn’un kurucuları arasındadır.
O dönem Kürtler ve Ermeni örgütü Taşnak arasındaki ilişkiler Türk devletini ürkütür. Bu oluşumu dağıtmak, etkisizleştirmek için de sürgünde Xoybûn’un oluşumunda yer alan aşiret liderleriyle gizli görüşmelere başlanır. O dönem bizzat Mustafa Kemal tarafından bazı aşiret liderleri için sahte aflar çıkarılır. Türk devleti bu girişimlerle Kürt birliğini sabote etmek, Ermeni-Kürt yakınlaşmasının önüne geçmek ve Fransa’nın Kürt aşiretleri ile bir ortaklığa gitmesinin zeminini ortadan kaldırmak ister ve büyük ölçüde de başarılı olur.
Haco Axa: Fatihanı okuyalım öyle git!
Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla 1928’de çıkarılan özel bir af ile Emînê Perîxanê dönüş hazırlıklarına başlar.
Belli ki Emînê Perîxanê’nin Türk devletinin oyununa gelmemesi için Haco Axa çok uğraşmış ama başarılı olamamış. Kuzey Kürdistan’a geçmeden hemen önce Haco Axa ile vedalaşmaya gider. Orda bulunanlar şahitlik ettikleri o anı şöyle anlatır: “Emînê Perîxanê vedalaşmak için geldiğinde Haco Axa, divanında oturanlara seslenerek, “Emîn’in ruhuna bir fatiha okuyalım’ dedi. Fatiha okunduktan sonra Emîn’e dönerek; ‘Emîn Türk devletinin sözlerine kanarak dönüyorsun. Seni öldürecekler ancak biz taziyene gelemeyeceğiz. Bu yüzden de şimdiden fatihanı okuyup görevimizi yerine getirdik’ dedi.”
Devletin sözlerine kanan Emînê Perîxanê, 1928 yazının başında Kuzey Kürdistan’a, yani sınırın kuzeyine geçer. Döndükten sonra Xoybûn örgütlenmesiyle ve içinde yer alanlarla ilgili tüm sırları devlete verir.
Evdileyê Birhîm’i tasfiye planı
Xoybûn’un tasfiye edilmesinin yanı sıra Emînê Perîxanê’nin devletin ilgi odağı olmasının ve onun için özel af çıkarılmasının şüphesiz başka nedenleri de vardır. Emîn, Suriye’de sürgündeyken annesi Perîxanê’nin ilk evliliğinden olan amcasının oğlu ve aynı zamanda üvey kardeşî Evdileyê Birhîm Raman aşiretinin liderliğini yapmaktadır. Evdile devlete karşı isyan halindedir. Şêx Seîd isyanından sonra Semir Bey olarak bilinen -Alpaslan Türkeş’in ailesinden olduğu da rivayet edilir- Türk subayı, bölgede Kürtlere karşı katliamları yürütmektedir ve onlarca köyü ateşe vermiştir. Evdileyê Birhîm, Semir Bey’i pusuya düşürür ve öldürdükten sonra kellesini bir adamına vererek Suriye’de sürgün olan annesi Perîxanê’ye yollar ve annesine, “Evdile yakılan döşek ve yorganlarının karşılığında bu hediyeyi sana gönderdi” demelerini ister.
Semir Bey’in öldürülmesi, Evdile’nin çevredeki aşiretler ve halk arasında büyük bir isim yapmasına vesile olur.
11 adamıyla birlikte infaz edilir
Türk devletinin, Evdile’nin etrafında şekillenme ihtimali olan büyük bir serhildanı önlemek, yani Evdile’yi tasfiye ederek işbirlikçileri olan Emîn’i aşiretin başına getirmek için ona özel af çıkarmış olma ihtimali de hayli yüksektir.
Devlet, Evdileyê Birhîm’in Suriye’ye kaçtığını ve orda kaldığını biliyor. Ancak Evdile bölgededir. Evinde olduğu bir günde bizzat kardeşi, aynı zamanda amcasının oğlu Emîn tarafından ihbar edilir. Köy ablukaya alınır ve 11 adamıyla birlikte ele geçirilir.
Yine Evdile öldürüleceğini tahmin ettiği için askerlere uzun yol geldiklerini, yemek yedikten sonra yola çıkmalarını öneriyor. Askerlerin başındaki komutan öneriyi kabul ediyor. Evdile, sürgünden dönen annesi Perîxanê’ye, tabancayı pilav tepsisinin içine gizlemesini söylüyor. Yemek geldiğinde Evdile tepsiyi kurcalar ancak tabanca tepsinin içinde değildir. Annesi kafasını sallayarak planı uygulamadığını ima eder. Perîxanê sonrasında bunu daha büyük tahribatlar ve katliamlara yol açmamak için uygulamadığını söyleyecektir. Evdile, 11 adamıyla birlikte elleri bağlı olarak köyden çıkarılır ve yolda kurşuna dizilerek infaz edilir.
‘Ez şîv bim, tu taştê yî’
Rivayet edilir ki infaz için köyden çıkardıklarında kardeşi Emîn’e şöyle seslenmiş Evdile: ”Ez şîv bim, tu taştê yî- Ben akşam yemeği isem sen kahvaltısın.” Evdile’nin ihanetçi kardeş Emîn’e söylediği bu söz, Kürtlerin dilinde bir özdeyiş olarak oturdu. İhanet edenlerin Türk devletine, diğer sömürgecilere yaranamayacağının en bariz ve çarpıcı örneğidir bu söz...
Madalya takan devlet, infaz etti
Kardeş ihaneti ile Evdileyê Birhîm’in Türk devletince katledilmesinden sonra Emînê Perîxanê tekrar aşiretin başına geçer. Devlete yaptığı hizmetlerin karşılığında rahat bırakılacağını düşünen Emînê Perîxanê, tıpkı Evdile’nin dediği gibi, aslında gaflet içinde sıranın kendisine gelmesini bekler. Evdile’nin katledilmesinden iki yıl sonra; yani 1930 yılında Emînê Perîxanê’nin evine gelen askerler Vali’nin kendisiyle görüşmek istediğini söyleyerek onu evden çıkarırlar. Emîn, adamlarına güzergahta pusu atmalarını ve askerler arasında elleri bağlı olarak görünmesi durumunda çatışmaya girerek, onu kurtarmalarını söylemiş evden çıkmadan önce. Bu ihtimali düşünen devlet güçleri, Emîn’i önce karakola götürüp asker elbisesi giydirirler ve yola çıktıklarında adamları asker birliğin içinde Emîn’in olmadığına kanaat getirerek geri çekilir.
Yolda mola verildiği sırada Emîn namaz kılmak istediğini söyler. Emîn abdest alıp namaz kılmaya başlar ve bu sırada askerlerden birisi arkasından kafasına sıkar. Emîn’i infaz eden devlet, ”Emîn’in oğlu Şikrî, pusu atarak aramızda bulunan babasını öldürdü” haberini yayar. Bu kez Şikrî tutuklanma, öldürülme korkusuyla Rojava’ya kaçar.
Yine de adına methiyeler dizildi
Aşiret lideri Emînê Perîxanê’nin yaşadığı ibretlik yaşamı, sömürgeci devlete verdiği hizmetlere rağmen devlet tarafından öldürülmesi, onun Kürtler tarafından bir kahraman olarak görünmesine yetti. Onun için söylenen kilamlar günümüze kadar gelmiştir. ”Ha wer delal” isimli kilam, Emînê Perîxanê için söylenir:
Ha wer delal, ha wer delal, tu delal î
Emînê Ehmed, Bavê Şikrî, Siwarê Sîqan
Ezê çûme aliyê malê, ti ne li mal î
Sürgünden dönüş günleri
Yapılan görüşmeler çerçevesinde devlet, Emînê Perîxanê’nin hemen Êlîh’e (Batman), yani kendi bölgesine geçmesine müsaade etmez. Varılan anlaşma gereği bir süre sınır hattında kalacak ve daha sonra kendi yurduna gidecekti. Bu çerçevede Qamişlo’dan Nisêbîn’e geçtikten sonra devlet yetkilileri onu Kertwênê (Duruca) köyüne yerleştirmeye karar verir. Köyün muxtarı olan Hiso’ya verilen talimat gereği köyün en güzel evlerinden bir tanesi Emînê Perîxanê’ye tesis edilir. Emînê Perîxanê yaz boyunca Kertwênê de kalır. O dönemde çocuk olan köyün yaşlıları anılarını paylaşırdı. Emîn’in bir gramofonu olduğu ve bazen etrafında toplanan cemaat için plaklar çaldığı söylenirdi.
Emînle dönen Siloqîli aileler
Emînê Perîxanê’ye özel çıkarılan aftan, onunla birlikte olab adamlarının yanı sıra dönmek isteyen ve aşiretinden olmayan bazı aileler de yararlandı. Sêrt’in Misirc (Kurtalan) ilçesine bağlı Siloqî bölgesinden iki büyük aile de Emîn ile dönenler arasındaydı ve bunlar da Kertwênê’ye yerleşti. Hangi şartlarda Emînê Perîxanê’nin bu aileleri de beraberinde getirdiği bilinmiyor, ancak sonrasından seyreden olaylar tam bir trajedi ile sonuçlandı.
Kertwênê’ye yerleşen Siloqîli ailelerden birisi Hecî Îso ailesi, diğeri de Reşoyê Sado ailesiydi. Akraba olan bu aileler, Silo ailesinden geliyor.
Atatürk’ün özel affından yararlanan Emînê Perîxanê devletin talebi doğrultusunda bir süre Kertwênê köyünde kaldı.
Büyük talan sonrası çatışma
Siloqîliler yiğitlikleri ile bilinirlerdi. Nisêbîn’deki devlet yetkililerinin Emînê Perîxanê üzerinden bu aileleri teşvik ederek ya da öncesinden varılan anlaşma gereği büyük bir talan olayı yaşanır. Siloqîli erkekler Kertwênê’den sınırı geçerek bir süre önce geldikleri Qamişlo ve çevresindeki bütün sürüleri silah zoruyla toplayarak önlerine kattıkları büyük bir talanı sınırdan kuzeye geçirirler. Yaşlılar talanın getiriliş anını ve görkemini anlatmak için, ”Sürünün başı dağın eteğinde, sonu daha sınırdaydı” diyerek 2-3 kilometrelik bir mesafeden bahsederler.
Sürgünden dönüşte ve talan kaldırmada ittifak yapan bu akraba aileler arasında geçmişten kalan ihtilaflar olduğu da biliniyor. Büyük talan olayından birkaç gün sonra sürüleri suya götürürken aralarında başlayan tartışma büyük bir çatışmaya dönüşür.
Kimileri çatışmanın ani başladığını, kimileri ise yapılan tartışmalardan sonra bir sonraki gün için çatışacakları bölgeyi belirleyerek randevulaştıklerini söyler.
İki aileden 16 kişi öldü
Bu iki aile erkeklerinin karşı karşıya geldikleri yer, Kertwênê’ye bağlı Êşik mıntıkasıdır. Yani Nisêbîn’in Kertwênê ile Baqisyan (Beylik) köyleri arasında, Suriye sınırına 3, Nisêbîn merkezine 5 km uzaklıktadır.
Sabah erken saatlerinde başlayan ve akşam saatlerine kadar devam eden çatışmada her iki aileden toplam 16 kişi öldü. Yetişkin erkeklerden tek bir kişi kalmaz. Daha sonra yaralı olduğu anlaşılan birini karşı tarafın kadınları öldürmek istese de köylüler engeller. Bu kişi tedavi edildikten sonra köyü terk eder.
Ölen 16 kişinin cenazesi hayvan sırtında Kertwênê’nin Birîka Reş denilen pınarın yanına getirilir. Burada yıkandıktan sonra cenazeler Kertwênê mezarlığında toprağa verilir.
Çatışma ile ilgili çok şey söylendi. Karşı karşıya mevzilenen iki ailenin erkeklerinin hemen hemen hepsinin keskin nişancı olduğu ve çoğunun alınlarından kurşun yediği söyleniyor.
Hatta çatışma sona erince kurtulan tek kişinin mevzisinden çıkarak çocuklarının bulunduğu Kerwênê’ye doğru yürümeye başladığı ve o sırada kendine gelen yaralılardan birisinin -genç Sabri olduğu rivayet edilir- ayağıyla nişan almaya hazırladığı tüfeğiyle son nefesini vermeden tetiği çekmesiyle yüz metrelerce uzaktan vurulduğu anlatılır.
Ölen 16 kişi, arkalarında dul eşler ve onlarca yetim çocuk bırakır. Yıllarca özlemiyle tutuştukları memleketlerine gitmek için çıktıkları yolun başında trajik bir şekilde ölen 16 kişinin ardında kalanlar Siloqiya’ya giderler.
Siloqîlerin çatışması Nisêbî’in Kertwênê ile resimdeki Baqisyan köyünün arasındaki bölgede yaşandı.
Emînê Ehmed dışında kimse bilmiyor!
Aileler arasında geçmişten kalma kimi ihtilaflar olsa da meydana gelen bu çatışmanın sebebi tam olarak bilinmiyor. Kimisi birkaç gün önce kaldıkları büyük talanın paylaşımı sırasında karşı karşıya geldiklerini söyler. Kimisi de bu çatışmayı devlet güçlerinin Emînê Perîxanê üzerinden kurguladığı bir provokasyondan bahseder.
Çatışmada akrabalarını ve biricik oğlu Sebrî’yi kaybeden acılı anne Henîfê’nin yaktığı ve günümüze kadar gelen ağıtlarda çatışmanın sebebi olarak ”Emînê Ehmed lawê Perîxanê” olduğu vurgusu defalarca karşımıza çıkıyor.
Kilama dönüşen Henîfê’nin ağıtlarında çatışmanın nedenine ilişkin olarak şu dizeler sıralanıyor: ”Kes sebeba vî şerî nizane, ji bilî Emînê Ehmed lawê Perîxanê-Kimse bu çatışmanın nedenini bilmiyor; Perîxanê’nin oğlu Emînê Ehmed Perîxanê’nin dışında” an “Şerê wan keta neqaba Kertwênê û Qesra Baqisyanê / Kes sebaba vî şerî nizanê / Dibêjin sebeb Emînê Perîxanê- Savaşımız Kerwênê ve Baqisyan’ın arasında oldu/kimse bu savaşın sebebini bilmiyor/Sebeb Emînê Perîxanê.”
Bu sözler aslında Emînê Perîxanê tarafından bu ailelerin hem talanın kaldırılması hem de bir birilerini yok etmeleri için oyuna getirildiklerinin şifreleri oluyor.
İki aileden ölen 16 kişinin gömüldüğü Kerwênê mezarlığından bir görüntü.
YARIN: Henîfê’nin ağıtları ve ağıtların Kürt edebiyatındaki yeri