• Darbe mekaniği son hızla çalışacak ve Erdoğan, "direnişi bastırdım” sanırken, koltuğu altından çekilecek. Böylece “seçimsiz, muhalefetsiz, üstelik Erdoğansız diktatörlük” ilan edilecek...

VEYSİ SARISÖZEN

Yazılarımı arada sırada “zaman daralıyor” diye bitiriyorum. Yalnız ben değil, müzakere sürecinin tıkandığını gören herkes zamanın daraldığını görüyor.

Bir Seyda dostum var. Telefon etti. “Böyle zamanlarda müşriklerin başına gelenleri de yazsan iyi olur” dedi. “Allah Teâlâ onları uyardı, anlamadılar. En sonunda Kamer Suresi'nin ilk ayetinde “Vakit geldi, ay (kamer) yarıldı” şeklinde buyurdu. Evet, “vakit geldi” ve günümüzün müşrikleri kalplerinin saatine değil, rüşvet olarak aldıkları binlerce dolarlık saatlerine bakmakta. Oysa “mü’minin kalbi saattir” denilmiş. Erdoğan’ın yapıp ettiklerine baktığımda, “vaktin kendisi için de geldiğini” zerre kadar anlamadığını görüyorum. Saatine bakıyor ve yürüdüğü yolun sonunda yeni bir “seçim zaferi” görüyor. Amok koşucusu misali koşturuyor. Müzakere sürecini tıkıyor, trollerine “Öcalan’a statü yok, telefon hattı var” dedirtiyor, Adalet Bakanı ile CHP’ye ne zaman “mutlak butlan darbesi” indireceğini konuşuyor, İBB davasından bir an önce “İmamoğlu suç örgütüdür hükmünün” çıkacağı günü bekliyor. Bir de 7-8 Temmuz’da NATO Zirvesi’ne heyecanla hazırlanıyor. Saatine baktığında Trump’ın, Beştepe’de kendisine “iyi iş çıkarıyorsun, harika bir lidersin” diyeceği anı hayal ediyor. Son buluşmasında sallanan iktidarına nasıl “meşruiyet” verdiyse şimdi de “müzakere sürecini tıkamasını, CHP’yi bertaraf etmesini” destekleyeceğinden emin görünüyor. Evet, yanılmıyor. Trump yürüdüğü yolu destekleyecektir.

Kendi sonuna koşuyor

Bu yazıda, Trump’ın Erdoğan’a verdiği ve vereceği desteğin “asılacak adama ipin vereceği destek” olduğunu kısaca anlatacağım. Erdoğan, kendi sonuna doğru koşuyor. Koşarken herkesi de peşinden sona doğru sürüklüyor, çünkü “vakit geldi, kamer yarıldı.”

Hemen yazayım: Eğer Temmuz'un sonuna gelmeden Devlet Bahçeli’nin dediği “Barış Süreci ve Siyasallaşma” yolunda ciddi, güvenilir, geriye döndürülemez adımlar atılmazsa NATO Zirvesi'nden alacağı hızla Erdoğan, 'butlan butonu'na basarsa kesin olarak ülkede yalnız ekonomik kaos değil, toplumsal zelzele olur. Erdoğan, “olsun” diyecektir. “Gezi’yi nasıl bastırdıysam, 15 Temmuz’dan nasıl mutlak bir iktidar gücü kazandıysam bu kaosu da öyle atlatırım” diye “vaktin geldiğini” umursamayacaktır. Trump adına “Ortadoğu’da demokrasi sökmez, diktatörlük söker, bu da bizim çıkarımızadır” açıklamasından hareket ederek, kaçınılmaz direnişi amansızca bastırdığında, Trump’ın desteğini alacağından emin görünmektedir.

Olamayacağı senaryo

Oysa adım kadar eminim ki; Trump adına konuşan Barrack, yolun sonunda “seçimli ve muhalefetli Erdoğan diktatörlüğünü” değil, tıpkı Basra Körfezi'ndeki “seçimsiz, muhalefetsiz monarşileri” selamladı ve Türkiye için de “seçimsiz ve muhalefetsiz bir diktatörlük senaryosu” yazıldığını böylece açık etti. Böyle bir senaryoda “ihtiyar Başkomutan” Erdoğan’ın yeri yoktur. Dünya savaşındayız. II. Dünya Savaşı’nın eşiğinde “ihtiyar Başkomutan Hindenburg” gibi yorgun ve ihtiyardır. Yerine Hitler getirilmişti. Senaryo; ABD, İngiltere ve İsrail’in kolektif ürünüdür. Müzakere süreci tıkanacak, butlan kararı alınacak, CHP direnmek zorunda kalacak, direniş birkaç ajan provokatörle istendiği anda şiddete dönüşecek…Darbe mekaniği son hızla çalışacak ve Erdoğan, direnişi “ben bastırdım” sanırken, koltuğu altından çekilecek. Böylece “seçimsiz, muhalefetsiz, hem de Erdoğansız diktatörlük” ilan edilecek.

Mayın eşeğine çevirme

Senaryoyu yazanlar, 1 Mart tezkeresinin akıbetinden aldıkları dersle, “seçimli, muhalefetli otokrasinin” artık işe yaramadığını gördüler. Türkiye’yi istedikleri kadar savaşa bulaştıramadıkları ortaya çıktı. Erdoğan, "çıksın" dedi; Meclis "çıkmaz" deyiverdi.  Ergenekoncular da norm dışı devlet “Seçim varsa Erdoğan’a muhtaçlar”, seçim olmayınca? Bagajı suç delilleriyle dolu, ihtiyar bir “Başkomutanı” neden sırtlarında taşısınlar? Onun iktidarında kendisi kabullense bile Türkiye’yi “mayın eşeğine” çeviremezler. Oysa tıpkı Enver Paşa gibi genç, zinde, her denileni yapmaya muktedir bir diktatörle Türkiye’yi dünya savaşında “mayın eşeğine” kolayca çevirirler.

Zaman daralıyor

Evet. Barış, demokrasi ve refah isteyenler için olduğu gibi, Erdoğan rejimi için de zaman daralıyor.

CHP medyasına lütfen dikkat edelim. Halk TV krizde. CHP medyasında öyle kişiler var ki; bunlar yıllardan beri bir darbenin ortamını sinsice ve giderek daha açık hazırlıyor. Hepsinin sicilinde tüm darbecileri destekledikleri zaten açıkça görülüyor. Şimdi bunlar, “tarafsız gazeteci” kılığında Erdoğan’a vururken, hemen Özgür Özel yönetimine saldırıyorlar. Zaten topu, Kürt düşmanı. DEM Parti’ye, Öcalan’a demediklerini bırakmıyorlar. Topu birden TBMM Komisyonu raporuna imza atanları yerin dibine batırıyorlar. Zafer ve İyi Parti’ye dayanmadıkları meydanda, daha büyük bir güce dayanıyorlar. Kimdir bu güç?

Darbecilere dayanıyorlar

Ordu içinde FBI çalışanı Edmons’un “tüm tasfiyelere rağmen hala milliyetçiler var” dediği darbecilere dayanıyorlar. Bütün siyasi partileri hedef alarak, krizin siyasi yoldan çözme alternatifini yok etmeye çalışıyorlar. Hepsi, “anti emperyalist" geçiniyor. Oysa Trump’ın senaryosunda en önemli rolü oynuyorlar. Ülke savaşa sürüklendiğinde “Misak-ı Milli sınırlarına” kavuşacaklarını, Kürdistan’ın bütününü yutacaklarını hesaplıyorlar. Oysa “Dimyat'a pirince giden muhteris nasıl evdeki bulgurdan olacaksa, bunların da sonu öyle olacak. Başkan Öcalan’ın dediği gibi; her yer Gazzeleşecek, Körfezleşecek...

Peki ne yapmalı?

Umutsuz bir vak’a olsa da Erdoğan iktidarını koruma adına müzakere sürecine köstek olmaktan ve seçim kazanma adına 'butlan butonu'na basmaya kalkmaktan vazgeçmeli; Özgür Özel, şu yazdıklarımı okumalı ve seçim diyeceğine, seçimsizliğe gidildiğini görüp var gücüyle müzakere sürecine asılmalı.

TBMM Komisyonu raporunu imzalayanlar, “ne olur da seçimde yok olmaktan kurtuluruz” hesaplarını gözden geçirmeli.

Hele şükür ki, Kürt Özgürlük Hareketi demokratik adımlar atılmadan, darbecilerin aportta beklediği ülkede, sonu teslimiyetle bitecek bir “silahsızlandırma” hilesinin farkındadır.

Darbeye ve sonucunda savaş felaketine karşı halkın “öz savunması”, özellikle şu aşamada hayati meseledir.

“Vakit geldi, kamer yarıldı” uyarısı, ilahidir. Uyarıyı dikkate almayanlar, müşriklerin kaderini paylaşacaktır. Müşrikleri uyaran peygamberler devri bitti. Şimdi uyarıcı insanların devri. Uyaran kim? PKK Kurucu Önderi Öcalan ve darbe kokusunu aldığını düşündüğüm MHP Lideri Bahçeli. Darbecilerin vurucu güçlerini şu sırada tasfiye etmekle meşgul. Sakın burada "aman Erdoğan iktidarda kalsın" dediğimi çıkarmayın. Nasılsa gidecek ve gitmelidir. Gitmeden önce bari son günahı işlemesin, halk onu indirsin, darbe indirmesin, diyorum.

Yazı bitti. Her zaman yayınlanmadan yazımı okuyan dostum “acaba durumu abartmıyor musun? Bu kadarı olmaz” dedi. Cevap: Ya olursa?..