• Kolonizasyonun başını çeken son devletlerden biri olan Türkiye, "Dekolonizasyon Forumu"na ev sahiliği yapıyor; organizatör de kolonizatörün kızı!

SELİM FERAT

Gözlerinize inanmasanız da olur; geçen hafta sonu İstanbul’da "Dünya Dekolonizasyon Forumu” düzenlendi. İşittiyseniz duymamazlıktan gelin, Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleşti.

Uluslararası hukuk uzmanı ve kolonyalizme karşı savaşçı Franz Fanon’un kızı Mireille Fanon tebliğ sundu?.. Organize eden "NÛN Eğitim Kültür Vakfı" ve "Yeryüzünün Lanetlileri”ne ders verecek pozdaki Esra Erdoğan Albayrak. İroni değil; Tayyip Erdoğan, sömürülenlerin gözlerine bakarak, bir elinde Osmanlı kılıcı, diğer elinde hücum flaması taşıyarak, İstanbul’un göbeğine bir Karl Marx heykeli dikilişine katılsa artık şaşırmayacağımı belirteyim.

Türkiye’de çok faşizan, az liberyan, biraz da komünizan olmak için zemin var. Paradoks bu ya, kolonizasyonun başını çeken son devletlerden biri olan Türkiye, "Dekolonizasyon Forumu"na ev sahiliği yapıyor; organizatör de kolonizatörün kızı!

Günün birinde Paris’te Kürt kadınlarını katle azmettiren adam, başka bir gün Ehmedê Xanî’yi övdü, nereden buldun bu cevabı diyen de olmadı.

Dekolonizasyon (sömürgecilikten arınma) derken, asıl hikayenin başına dönmek istiyorum:

Sömürgecilikten arınmanın öncü düşünürü psikiyatrist, politikacı, yazar, filozof Franz Fanon‘un (1925-1961) doğumunun 101’inci (20 Temmuz) yılındayız.

Sömürgecilikten kurtulmanın manifestosu olarak tarihe geçen "Yeryüzünün Lanetlileri" yapıtının önsözünü yazan, Cezayir savaşında Fransız sömürgeciliğine karşı aktif mücadeleye katılan Fransız düşünür Jean-Paul Sartre idi.

Fransız kolonisi Martinik’te doğan Fanon, II. Dünya Savaşı'nda Nazi Almanyası'na karşı savaşa katılmıştı. Jean-Paul Sartre de Fransız saflarında savaşa katılmış, esir alınmış ve esaretten kaçmayı başarmıştı.

Lyon’da eğitim gören Fanon, Cezayir Ulusal Kurtuluş Cephesi’ne katılarak, savaşmıştı. Sadece sömürgeciliğe karşı kalemde kalmayan savaşçı Fanon, Ağustos 1961'de Roma’da Simone de Beauvoir, Claude Lanzmann ve Jean-Paul Sartre ile tanışır. Dönemin bu as entellektüelleri, üç gün boyunca Roma’daki restoranlarda, kahvelerde sohbetler gerçekleştirir ve Franz Fanon yeryüzüne veda edene kadar arkadaş kalırlar.   Özellikle Jean Paul Sartre, kolonyalizme karşı silahlı mücadeleyi meşru sayan 36 yaşındaki Fanon’a büyük ilgi duyar.

Sömürgecilik karşıtı teorinin önemli düşünürü ve sömürgeciliğe, ırkçılığa ve yapısal şiddete yönelik eleştirilerini içeren "Yeryüzünün Lanetlileri" eserinde Fanon, özellikle baskının psikolojik ve fiziksel sonuçlarını analiz eder. Fanon’un teorisinin özünde, sömürgecilikten radikal arınmak için şiddetin gerekliliği, hatta şiddet olmadan sömürgecilikten arınmanın mümkün olmadığı savunuluyor.

Bu öncü düşünürü anarken, eğer yaşasaydı, "Siyah Deri, Beyaz Maskeler" kitabından aktaracağım dizeleri İstanbul’daki Forum’da Türkler ve Kürtler bağlamında yeniden hitabesine yerleştirirdi:

"Siyah (Kürt) adam, beyaz (Türk) bir adam ister. Beyaz (Türk) adam insan ise insancıl bir durum yaratmak için azimle çaba gösterir..."

Fanon, günümüzdeki süreci şöyle irdelerdi:

Beyaz (Türk) adam, beyazlığının (Türklüğünün), siyah (Kürt) adam ise siyahlığının (Kürtlüğünün) tuzağına düşmüştür.                                                                                                              

36 yıllık yaşamında, Fransız askeri olarak Nazilere karşı savaştı; Cezayir’de psikiyatrist olarak çalıştı, direniş hareketine katıldı; dünyaya iz düşen ("Siyah Deri, Beyaz Maskeler" 1952), ("Yeryüzünün Lanetlileri", 1961) eserlerini yazdı.

"Eğer dünyayı anlamak istiyorsanız, sömürülenlerin penceresinden bakınız" önermesiyle insanlığı ve insanı nesneleştiren; özgürlüğün, sömürülenlerin penceresinden bakanların özgürce seçtikleri yaşam biçimiyle mümkün olacağını bilerek yaşadı…

Fanon’a göre sömürge kalıplarının içselleştirilmesinden "özgürleşmek" esastır.

Fanon’dan ödünç alıyorum: "Bilincin sömürgecilikten arındırılması" Türkler arasında bile her zaman bir endişe kaynağı olmaya devam edecektir…