- Tecride karşı cezaevlerinde devam eden açlık grevi 113. gününde. Öcalan’ın ailesi, avukatları ve vasisi, “acil görüşme” talebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir kez daha başvuruda bulundu.
İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi’nde tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın sağlık ve güvenlik koşullarına ilişkin 14 Mart’ta sosyal medya hesaplarından paylaşılan iddialara dair kaygılar giderilmedi. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı söz konusu iddiaların gerçek dışı olduğunu ve sağlık durumunun iyi olduğunu öne sürse de aile ve avukatların “derhal görüşme” başvurusuna 6 gündür gündür cevap verilmiyor.
Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsakların, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle 27 Kasım’da başlattığı süresiz-dönüşümlü açlık grevi, 113. gününde devam ediyor. Aynı amaçla Mexmûr Şehit Aileleri Derneği’nde 92, Yunanistan’ın Lavrio Kampı’nda ise 75 gündür açlık grevi yapılıyor.
Öcalan’ın avukatları Mazlum Dinç, Raziye Öztürk, İbrahim Bilmez ve Nevroz Uysal, müvekkillerinin sağlık ve güvenlik koşullarıyla ilgili sosyal medyadan yayılan iddialara ilişkin Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yeni bir başvuruda bulundu. Avukatlar, ayrıca Öcalan ile aynı cezaevinde bulunan Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım ile de derhal görüşme sağlamak için de başvuruda bulundu.
Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ve vasisi Mazlum Dinç, İmralı’daki diğer tutsaklar Ömer Hayri Konar’ın kardeşi Ali Konar, Hamili Yıldırım’ın kardeşi Polat Yıldırım ve Veysi Aktaş’ın kardeşi Melihe Çetin de avukatları aracılığıyla görüşme başvurusu yaptı. Öcalan ile aile ve avukat görüşünün ivedilikle ele alınması için başvuru yapan avukatlar, bu talebin bir an önce kabul edilmesini istedi.
Başvuru dilekçelerinde, Öcalan ile en son 3 Mart 2020’deki aile görüşü sonrasında kurulabilen tek iletişimin, 27 Nisan 2020’de kardeşiyle yapılan telefon görüşmesi olduğu hatırlatıldı. O günden bu yana yapılan tüm görüş başvurularına ve telefon veya mektup ile kurulmak istenen tüm iletişim araçlarına rağmen herhangi bir görüşmeye veya iletişime izin verilmediği belirtilen başvurularda, "En son bu iddianın bizde ve ailede yarattığı büyük ve ciddi kaygının giderilmesi için de doğrudan derhal görüşmemiz gerekmektedir. Bu anlamda bir an önce Müvekkilimiz ile aile ve avukat görüşme koşullarının sağlanmasını, ivedi olarak değerlendirilmesini istediğimiz bu ziyaret talebinin kabul edilmesini talep ederiz” ifadelerine yer verildi.
Öcalan: Hemen görüşmeliyiz
Öcalan'ın yeğeni olan HDP Urfa Milletvekili Ömer Öcalan, söz konusu iddialara ve tecride dair Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuştu. Öcalan, “Devlete inancımız yok, ne yapmak istiyorlar? Devlet istediği zaman sosyal medyada paylaşılan mesajların kimler ve ne amaçla paylaştığını tespit edebilir. Yurttaşlar, siyasetçiler, iktidarı eleştiren bir tweet attıkları zaman daha üzerinden bir saat geçmeden gözaltına alıp tutukluyor. Bu denli büyük iddialar sosyal medya üzerinden paylaşıldığında devlet buna sessiz kalırsa Kürtler bunu kabul etmez” dedi.
Ne mesaj veriyorlar?
"Kime ne mesaj vermek istiyorlar?" diye soran Öcalan, "Biz bu şekilde yapılan spekülasyonlara ciddi yaklaşıyoruz ve bütün tarafların ciddi yaklaşmasını bekliyoruz. Neden şimdi? Kürtleri bir şeylere hazırlamaya mı çalışıyorlar?” diye devam etti. Mevcut yasaların uygulanmasını isteyen Öcalan, "Yasalarda hangi haklar varsa onlar uygulansın. Bir lütuf gibi kimi zamanlarda görüşmeler yaptırılıyor. Sayın Öcalan ile ilgili her şeye devlet ciddi yaklaşmalı. Sayın Öcalan sıradan bir insan değil. Biz aile olarak bu hukuksuzluklara karşıyız, biran önce görüşmek istiyoruz. Biran önce aile ve avukatlar Sayın Öcalan’la görüşmeli ve Kürt halkının endişeleri giderilmelidir” dedi.
Cezaevlerine ses verilmeli
Tecride karşı devam eden açlık grevine dikkat çeken Öcalan, şunları söyledi: “Tecride karşı yüzlerce hapishanede başlatılan açlık grevleri 112 günü geride bıraktı. Hapishanede tutulan tutsaklar Sayın Öcalan üzerindeki tecridin son bulması için yeniden böyle bir hamle başlattı, dışarıda bulunan herkes bu hamleye karşı duyarlı olmalı. Hapishane içinde küçük hapishaneler oluşturulmuş durumda. Herkes bulunduğu yerden hapishanelere ses vermeli, tecrit kırılana kadar mücadele içinde olmalı.”
Görüşme, spekülasyonları bitirir
İnsan Hakları Derneği (İHD) Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın sağlığı ve güvenliğiyle ilgili savcılık açıklamasının yetersiz olduğunu belirterek, hükümetin acil bir şekilde görüşmelerin önünü açması gerektiğini vurguladı. ANF’ye konuşan Türkdoğan, İmralı’daki cezaevinde sisteminin, en başından beri olmaması gereken bir sistem olduğunu söyledi. Böyle tecride dayalı oluşturulan cezaevinin, her türlü spekülasyona açık olduğunu kaydeden Türkdoğan, şunları ifade etti: “Bu spekülasyonların önüne geçmenin de tek yolu hukuk devleti ilkesinden ayrılmama, yani Türkiye'nin kendi kanunlarını uygulamasıdır. Abdullah Öcalan, üzerinden geliştirilecek spekülasyonlar konusu, hassas bir konu ve bir an önce bu spekülasyonları son erdirmesinin yolu acil görüşmeden geçer. Avukatların ve özellikle aile bireylerinden kardeşi Mehmet Öcalan'ın gidip yüz yüze görüşme yapmasının önemli olduğu kanaatindeyim.”
Görüşmenin sağlanmasında hiçbir engelin olmadığını hatırlatan Türkdoğan, salgının da bahane edilemeyeceğini söyledi. Türkdoğan, “Siz böyle kapalı bir hapishane sistemi kurarsanız, bunun altında kalma ihtimaliniz vardır. Bursa Başsavcılığı'nın yaptığı açıklama var, önemli fakat yeterli değildir. Bu spekülasyonları önlemenin yolu da bu görüşmeyi yaptırmaktır” şeklinde konuştu.
Aslın yasa dışı bir durum
Türkdoğan, bir kez daha bazı devlet kurumlarının yetkilerini hatırlattı: "Bunlardan bir tanesi Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu'nun Cezaevi Alt Komisyonu'dur. Bakın, Cezaevi Alt Komisyonu yasal olarak isterse pekala İmralı Hapishanesi'ne gidip orada inceleme yapabilir. Hiç kimse bunu engelleyemez. Dolayısıyla ben buradan İnsan Hakları İnceleme Komisyonu'na görevini hatırlatıyorum. İmralı Hapishanesi'ne de gidebilirsiniz. Niye bugüne kadar gitmediniz? Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu da pekala haber vermeden İmralı Hapishanesi'ne gitme yetkisine sahip. Kağıt üzerinde bu yetkiler var ama niye kullanmıyorsunuz? Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nun, böyle bir hapishane modeli olamaz, demesi gerekir. Türkiye'de gerçekten bir fiili durum oluşturulmuş, aslında bu yasa dışı bir durumdur. Bu yasadışı duruma itiraz etmek gerekiyor.”
İnsani kaygı aciliyeti gerektirir
İHD Eşbaşkanı Türkdoğan, Kürt Halk Önderi Öcalan’ın durumunun Kürt meselesinin geleceği bakımından da oldukça önemli olduğuna işaret ederek, “Bunların hepsini bir kenara bırakıyorum, basit bir insani kaygıyla olaya yaklaşırsak bile hemen acilen Abdullah Öcalan'ın avukatlarıyla görüşmesi sağlanmalı, kardeşinin kendisiyle görüşmesi sağlanmalı ve onların kamuoyuna açıklayacağı bilgiyle kamuoyunun bilmeye hakkı olduğu kanaatindeyim” dedi.
Bu yanlıştan vazgeçmeli
Türkiye'de iktidarın, Kürt sorununu ve Kürtlere bakışının İmralı’ya da yansıdığını söyleyen Türkdoğan, şöyle konuştu: “Önceki yıllarda Abdullah Öcalan ile ilgili yapılan imza kampanyaları var. Milyonlarca insan 'Abdullah Öcalan irademdir' biçiminde imzalı dilekçeleri, Türkiye Meclisi'ne de göndermişti. Halkın kabul ettiği bir gerçekliktir bu. Siyasal tarafların da kabul ettiği bir gerçekliktir. Uluslararası kuruluşların da kabul ettiği bir gerçekliktir. Abdullah Öcalan'ın Kürt halkı bakımından önemini herkes biliyor. Siyasal bakımdan önemini herkes biliyor. O nedenle ben, iktidarın artık bu yanlış politikadan vazgeçmesi ve bütün sorunların Kürtlerle ve onların temsilcileriyle diyalogla ve barışla çözülebileceği gerçeğini kabul edilmesi gerektiği kanaatindeyim. Artık Türkiye'nin daha fazla zaman kaybetmemesi gerektiği kanaatindeyim. O nedenle de iktidarın bu konuda mutlaka adım atması gerekiyor. Bazı meseleler vardır ki beklemez, adım atılması gerekir. Kürt sorunu böyledir, Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit sorunu böyledir. Kürt halkıyla sorunları diyalog ve müzakere yoluyla çözmek böyledir. Daha fazla zaman kaybedilmemesi gerekir.” HABER MERKEZİ