Almanya Gündemi


Ocak ayının sonlarında Yunanistan'da yapılan seçimlerde büyük bir zaferle çıkan Sol İttifak SYRIZA ve genç lideri Tsipras, göreve sırtında büyük bir yükle geldi, zira onları zafere götüren vaadler, bu sorunun çözümü odaklıydı. 2008 yılında baş gösteren ekonomik kriz sonrası bir türlü kendine gelemeyen Yunanistan, özünde kendini daha fazla dibe çeken yardımlarında sayesinde borç hanesindeki sıfırları her geçen yıl biraz daha arttırdı. 

Avrupa Birliği, Avrupa Merkez Bankası ve Uluslararası Para Fonu Troyka'sının Yunanistan'a verdiği 230 milyar Euro borç kurtarıcı bir etkiden ziyade ters teperek, ülkeyi daha çok dibe çekti. Ülkenin bu durumda olmasının en büyük mimarlarından biri de Almanya, dolayısıyla Merkel hükümeti. Çünkü Yunanistan'ın en çok borçlu olduğu ülke Almanya ve borç faizlerinden en çok kazanan ülke de Almanya, ki Yunanistan'ın Almanya'ya borcunun 80 milyar Euro dolayında olduğu belirtiliyor. Bu darboğazın yükünü halka maletmek isteyen geçmiş iktidar ve tepelerinde bir sopa ile nöbete duran Almanya'nın (aynı zamanda Troyka'nın) batan gemiden kazanç çıkarma stratejisinde başarısız olduğunu kimse söyleyemez. Zira her kurtarma operasyonunda ara bulucu Merkel, Yunanistan'ı daha fazla bağımlı yapmak isterken, bu durumda da kazanç elde ediyor.

Sol İttifak'ın en büyük seçim vaadi; yapılan tasarruf önlemlerinin kaldırılması, bununla birlikte kamu borçlarının silinmesi ve akabinde borçların yeniden müzakere edilmesiydi. Bugüne kadar yapılan görüşmelerde Avrupa tasarruf önlemlerinde dayattı, Tsipras ise direndi, en azından öyle bir görüntü çizdi. Nihayetinde bu hafta Brüksel'in yegane gündemi Yunanistan'dı. Bu ayın sonunda IMF'ye 1,7 milyar Euro'luk borç geri ödemesi yapmak zorunda olan Yunanistan, bu borcunu ödemek için almak istediği yardıma karşılık, seçim vaadlerinin hangisinden feragat edeceğini de aynı zamanda masaya yatırıyor. Pazartesi gözler Brüksel'de yapılan Euro Bölgesi toplantısına çevrilmişken, orada sonuç çıkmaması aslında sürpriz değildi. Nitekim Merkel bu görüşmeyi bir çeşit 'danışma', 'fikir alışverişi' yapma olarak nitelendirdi.

Görüşmelerde çıkan net sonuç; Yunanistan'ın Euro bölgesinde kalınması tercihi ve Tsipras'ın bugüne kadar karşı çıktığı kemer sıkma politikalarında esnek davranacağı. Görüşmeler ise bu hafta boyunca devam edecek. 

Yunanistan'ın durumu aslında Euro Bölgesi için stratejik önem taşıyor. Zira Yunanistan'ın iflası ve Euro bölgesinden çıkması, birliğin de kaderini değiştirebilir. Seçim vaadlerine bağlı kalmak isteyen Tsipras bugüne kadar görüşmelerde direngen bir tablo çizdi, fakat ülkenin bundan sonraki kaderini belirleyecek bu son haftada, önerilen reform paketinde, esneme gösterileceğide aşikar. Bu durumdan Avrupa memnun iken, Yunanistan içinde kazanlar kaynamaya başladı. Aslına bakarsanız bu koşullarda tersi bir durum beklentisi de gerçekçi değil. 

Görüşmelerde nasıl bir sonuç ortaya çıkarsa çıksın (Yunanistan'ın AB'de kalması ihtimal dahilinde) bu durumun tek mağduru fakir Yunan halkı olacak, ki zaten yıllardır onların sırtından tasarruf edilmeye çalışılıyor. Bu borçlardan nemalanmak isteyen ülkeler ise, muhtemelen çeşitli stratejik değişikliklerle kayıplarını minimuma indirgeyecekler. Yoksulluğun pençesine biraz daha itilen halk, seçimde gösterdiği direnci ve mücadeleyi daha da güçlendirmezse, çok daha zorlu günlerin yaklaştığını söylemek mümkün.