Batı ortalarda yok

Forum Haberleri —

.

.

  • Vogue’dan Guardian’a, Time Magazine’den Marie Claire’e kadar devrimci kadınların önderliğindeki Kürt direnişi manşetlere taşınıyordu. Bunun haklı nedenleri vardı.

*STEVEN METHVEN

Novara Media ile Pazartesi gecesi yapılan geç saatteki bir telefon görüşmesinde, Rojava’dan bir kaynak, sahadaki durumu anlattı. Aaceleci ve gergindi; zira Suriye makamlarının interneti kesmesinden endişe ediliyordu. Kaynak, “Bu varoluşsal bir savaş ama devrim henüz kaybedilmedi” dedi.

Aynı gün daha erken saatlerde, ülkenin 'geçici cumhurbaşkanı' yapılan eski cihatçı Ahmed eş-Şara liderliğindeki Suriye geçiş hükümeti adına savaşan Suriye ordusu, Kürt kontrolündeki şehirlerdeki iki hapishaneyi ele geçirmeye çalışmıştı. Bu hapishanelerde yaklaşık 8 bin DAİŞ'li tutuluyordu. Hesekê’de Şedadê Hapishanesi ele geçirildi. Reqa dışında ise Rojava’nın fiili ordusu konumundaki QSD, tank atışlarına rağmen el-Aktan Hapishanesi’ni tutmayı başardı. Bu başarı ağır bir bedel karşılığında geldi; onlarca QSD savaşçısının yaşamı pahasına.

Suriye geçiş hükümeti, daha önce Kürt kontrolünde olan şehirde sokağa çıkma yasağı ilan etti. Rojava makamlarının kitlesel sivil seferberlik çağrısının ardından bu yasağın çifte amacı olduğu düşünülebilir. QSD’ye göre; Şam güçlerince bin 500 DAİŞ'li bırakılmıştı. Bu rakamları doğrulamak zor, ancak 2025’te ABD Kongresi’ne sunulan bir raporda QSD kontrolündeki hapishanelerde yaklaşık 8 bin 950 DAİŞ'linin tutulduğu doğrulanmıştı. 2023’te Rand Corporation’ın bir çalışması, bu toplamın üçte ikisinin iki hapishanede (Şedadê ve Hesekê Merkezi Hapishanesi) bin 500 DAİŞ'li olduğu varsayımı gerçekçi görünüyor. The National’dan bir muhabir, Pazartesi günü Şedadê'yi “tamamen boş” olarak tanımladı.

Yenilenen DAİŞ tehdidine karşı komşu Irak, Suriye sınırını güçlendirdi, ancak kaynağımıza göre bunların hiçbirine gerek kalmayabilirdi. Şedadê Hapishanesi’nden yalnızca iki kilometre uzakta, daha önce QSD ile DAİŞ’e karşı bölgedeki mücadelede müttefik olan ABD, İngiltere ve Fransa güçlerinden oluşan Uluslararası Koalisyon'un bir üssü bulunuyor. Pazar günü hapishanelerin kontrolünün Suriye geçiş hükümetine devredilmesine ilişkin imzalanan anlaşmadan önce QSD’nin, Koalisyon ile üst düzey DAİŞ'lilerin olası bir güvenlik boşluğunda daha güvenli yerlere nakledilmesi için bir plan üzerinde müzakere ettiği belirtiliyordu.

Koalisyon bu planları hayata geçirmedi. Novara Media’ya verilen bilgiye göre; Koalisyon, Kürt makamlarının Pazartesi günü Şedadê Hapishanesi’nin açılması ve Reqa Hapishanesi’nin neredeyse açılması konusunda yardım çağrılarına da yanıt vermedi. Çarşamba akşamı itibarıyla yaklaşık 2 bin DAİŞ'li tutukluyu barındıran Reqa Hapishanesi de Şam yanlısı güçlerin kontrolüne geçti. Aynı gece, Suriye geçiş hükümetinin DAİŞ'li tutukları yönetme kapasitesine duyulan güvensizliğin bir işareti olarak ABD Merkez Komutanlığı, Suriye’deki tesislerden binlerce mahkûmun Irak’a transferine başlayacağını açıkladı.

Kadın Koruma Birlikleri (YPJ), 2015’ten itibaren birkaç yıl boyunca Batı medyasında sıkça övülmüştü. Neredeyse her ay Irak ve Suriye’de DAİŞ’in teokratik ve katil kadın düşmanlığına karşı silahlı kızların parlak fotoğraf sayfaları yayımlanıyordu. Vogue’dan Guardian’a, Time Magazine’den Marie Claire’e kadar devrimci kadınların önderliğindeki Kürt direnişi manşetlere taşınıyordu. Bunun haklı nedenleri vardı. Kobanê direnişi gibi. Bu arada ABD devreye girdi; hava saldırılarını Kürt savaşçılarla koordine ederek şehrin kurtuluş yolunu açtı. 2015 civarında ABD ile YPG (artık YPJ’yi de kapsayan ve QSD çatısı altında birleşen) arasında daha sıkı bir iş birliği kuruldu. ABD, Kürt güçlerine silah sağlamaya başladı. Yaklaşık aynı dönemde İngiltere’nin de dahil olduğu daha geniş bir Batı koalisyonu, Kuzey ve Doğu Suriye’deki Kürt savaşçıların DAİŞ’in yayılmasına karşı en etkili kara gücü olduğunu fark etti ve 2019’a kadar bölgedeki DAİŞ varlığını neredeyse tamamen sona erdirdi. Bu süreçte 12 bin QSD savaşçısı hayatını kaybetti.

Daha az haber olan konu ise Rojava’nın altında yatan siyasi modeldi. Laik, çok etnikli ve çok dinli; düzenli olarak kadın önderliğinde ve özgürlükçü sosyalist ilkelerle şekillenen bu siyaset, DAİŞ tarafından nefretle karşılanıyordu. Bölgedeki diğer aktörler için de zor bir yapı oluşturuyordu.

Türkiye için, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki Türk milliyetçi gündem kapsamında Kürtler ve talepleri sürekli bir rahatsızlık kaynağı. ABD ve müttefikleri için ise Kürtler Batı hedefleri uğruna canlarını riske attığı sürece QSD ile Rojava makamlarının politikaları, tolere edilebilirdi.

Günümüze geldiğimizde ise Şam’daki yeni Suriye geçiş hükümeti için ülkenin yaklaşık üçte birinde topluluklar ve meclisler aracılığıyla konumlanmış, güçlü ve sıklıkla kadın önderliğindeki bir güç kabul edilemez hale gelmiş olabilir.

Acil çıkarların örtüşmesi, Batı güçlerini şaşırtıcı biçimde devrimci bir gücü bölgesel düşmanlara karşı (NATO üyesi ve müttefik Türkiye dahil) desteklemeye ve korumaya yöneltmişti. 2024 sonlarında Suriye’nin eski Cumhurbaşkanı Beşar Esad, Şara ve gücü Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) tarafından devrildi; HTŞ şimdi Suriye ordusunu yönetiyor. ABD Başkanı Donald Trump dahil pek çok kişi, Şara’nın zaferinin Türk yardımıyla gerçekleştiğine inanıyordu. Batılı liderler ve medya tarafından övülen Şara’nın yükselişiyle Türkiye bölgede yeniden hâkimiyet kazandı. Trump’ın ikinci seçimiyle ABD de Ankara’ya yöneldi; Beyaz Saray, milyarder Tom Barrack’ı hem Türkiye Büyükelçisi hem de Suriye Özel Temsilcisi olarak atadı. İlk Trump yönetiminde Birleşik Arap Emirlikleri ajanı olmakla suçlanıp sonra beraat eden Barrack, son günlerde Batı’nın Rojava ile geçici ittifakının bittiğini açıkça belirtti.

Son iki haftada Suriye geçiş hükümeti, daha önce QSD kontrolündeki geniş toprakları ele geçirdi, ancak bu direnişsiz olmadı. Halep’te yalnızca 900 savaşçının 5 gün süren çatışmada 42 bin kişilik Şam gücünü oyaladığı, ardından çekildiği bildiriliyor. QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî’ye göre bu geri çekilme, uluslararası taraflarla görüşmelerin ardından gerçekleşti. Novara Media’nın kaynağına göre; Halep’te yalnızca Suriye ordusu Şam için savaşmıyordu. DAİŞ üniformalıların da bulunduğu, ayrıca Türk paralı askerlerin ve bazılarının Bozkurtlar arması taşıdığı grupların yer aldığı belirtiliyor. Türkiye’nin de Halep ve başka yerlerdeki QSD mevzilerine hava ve drone saldırıları düzenlediği söyleniyor.

Benzer bir durum Kobanê’de yaşanıyor; Salı gecesi ateşkes haberlerine rağmen Şam güçlerinin kuşatması sürüyor. Şehirde internet ve elektrik kesilmiş durumda. Kobanê Kürt çoğunluklu; bu nedenle düşmesi halinde katliam korkusu taşıyor.

Bu, Arap olmayan azınlıklara yönelik kitlesel katliam korkularının yersiz olmadığı anlamına gelebilir. Geçen yıl Şam güçleri ülkede yüzlerce Alevi sivili öldürmüştü. Yine geçen yıl hükümet yanlısı güçler Dürzi azınlığına mensup sivillere yönelik yargısız infazlarla suçlanmıştı.

Salı gecesi Şam hükümeti, QSDG ile dört günlük ateşkes ilan etti. Novara Media’nın kaynağına göre; Şam'a bağlı güçlerin buna uyduğuna dair hiçbir işaret yok. QSD ise hükümet güçlerine karşı yalnızca savunma pozisyonlarında kalacağını ve kaybedilen toprakları geri almaya çalışmayacağını açıkladı.

Şam, ateşkesi uygulasa bile Rojava fikrinin yanı sıra bölgedeki on binlerce Kürt için büyük korku var. Potansiyel olarak yüzlerce DAİŞ'linin bölgeye salınması, Şara için savaşan İslamcı ve Türk köktendincilerin pek kontrol edilemeyen varlığıyla birlikte Suriye’de yeniden kan banyoları başlayabilir.

 

* Novara Media’nın gece haber ve siyaset YouTube programı Novara Live’ın editörü Steven Methven'in yazısı çevrilerek özetlendi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.