Ukrayna’daki hükümet krizinin başlangıcından bu yana Kırım’da yaşananlar dünya gündemini meşgul ediyor. 16 Mart’taki referandumla Rusya’ya bağlanma kararı alan Kırım bu süreci 1 Ocak 2015’te resmen tamamlayacak. Rusya ve Ukrayna arasında Kırım’da ortaya çıkan gerginliği ve Batı’nın yaklaşımını değerlendiren Gazeteci Fehim Taştekin, günümüzde yaşananların tarihsel bir arka planı olduğuna dikkat çekti. Kırım’da yaşanan süreci ve aktörlerinin davranışlarını analiz eden Taştekin, “Rusya’nın tarihsel intikamı Kırım’da mı can buldu? Batı, Ukrayna’yı Rusya’ya karşı kullanıyor mu? Rusya, Ukrayna’dan vazgeçebilir mi? Kırım’da şimdi neler olacak?“ sorularına yanıt verdi.


Kırım’ı bu duruma getiren sebebin ne olduğunu düşünüyorsunuz?

Rusya açısından başlayacak olursak, 1989-90’daki dağılma sürecinde kendi hinterlandına yapılmış bir müdahalenin uzantılarıdır bütün bu sendromlar. Rusya kendine geldiği sürece eski coğrafyasıyla yeniden bağlarını güçlendirmeye başladı. Fakat Batı da hiçbir zaman bu coğrafyada Rusya’yı yalnız bırakmadı. Dikkat ederseniz ‘Gül Devrimi’ ile Gürcistan’da, ‘Turuncu Devrim’le Ukrayna’da, yine Kırgızistan’da Sarı Devrim’le, Rusya’yı kuşatan bir takım operasyonlar söz konusuydu. Elbette bunların iç dinamikleri var. Yönetimsel sorunlar var. Toplumun iktidar ile yüzleşmesi gibi bir süreç de var. Fakat bu süreçler kendi haline bırakılmıyor. Yani sürekli dışarıdan bir takım müdahaleler söz konusu. Rusya’nın kendi nüfus alanlarında yeni bir konsept oluşturma, Batı yanlısı yeni bir yönetim kuşağı oluşturma girişimleri oldu.

Rusya’nın bilinçaltının dışa vurumunu mu yaşıyor dünya şu anda?

Rusya kendi iç bütünlüğünü, özellikle Kafkasya’da, Çeçenistan’da sağladıktan sonra, dış cephede meydana gelen gelişmelere de yanıt verme ihtiyacı duydu. Bu kendisine olan güveni, uluslararası itibarını yeniden kazanma isteğinin bir sonucu. Balkanlar’da bir çözülme olduğunda Rusya aslında oraya müdahale edememenin ezikliğini yaşadı. Slavları koruyamadı. Bu Rusya açısından ciddi bir prestij kaybıydı. Kosova bunun son örneği oldu. Rusya, 2008’de Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesini önleyemedi. Bunu kendi nüfus alanlarına bir müdahale olarak gördü. Fakat o zaman şunu da söyledi; ‘Bu bir örnektir. Bunun yansımaları olacaktır.’ Yani bir intikam, uyarısını yaptı. Rusya, Kosova’nın intikamını Abhazya ve Güney Osetya’yı bağımsız devlet olarak tanıyarak aldı ve Batı’ya şunu söyledi; ‘Gürcistan üzerinden bana operasyon yapmaya kalkışırsanız, karşılığı bu olur!’ Dediğini de yaptı. Bu Batı için bir ders olması gerekirken, hiç bu dersi almamış gibi bu sefer Ukrayna’da, ikinci kez Rusya’yla birlikte çalışan bir devlet başkanına operasyon yaptı.

Tüm bunlar son günlerde yaşananlar açısından nasıl değerlendirilmeli?

Burada meseleyi tetikleyen şey, kuşkusuz Viktor Yanukoviç’e karşı doğal bir muhalefet koalisyonu var. Bu koalisyon ağırlıklı olarak Ukraynalılar’dan oluşuyor. Yanukoviç’in ana beslendiği damar ise, Doğu illeri, Kırım gibi Rusların ağırlıklı olduğu yerler. Ülke doğal olarak her daim siyaseten ikiye bölünmüş durumda. Birisi AB’den yana, diğeri Rusya’dan yana. Ama Yanukoviç iktidara geldiği zaman AB ile birlikte çalışmayı tercih etti. AB ise ortaklık anlaşmasını imzalamak için belli şartlar ileri sürdü ve bunlardan biri de muhalif lider Yulia Timoşenko’nun serbest kalmasıydı. Timoşenko dosyası aslında kirli bir dosyadır. Kimse Timoşenko’nun pür-i pak bir siyasetçi olduğunu söyleyemez. Bir oligarkdır. Geçmişi temiz değildir. Batı yanlısı olduğu için de el üstünde tutulması gereken bir siyasetçi olduğu kabul edilemez. Nitekim, Timoşenko’nun serbest kalmasına Yanukoviç karşı çıktı. Bu nedenle de AB ortaklık anlaşmasını imzalamadı. Karşılıklı bir restleşmenin ardından ‘Rusya’yla birlikte Gümrük Birliği projesinde yer alabilirim’ deyip, yüzünü Moskova’ya döndü. Karşılığında da 15 milyar Dolar’lık çok ihtiyacı olan bir ekonomik yardım paketi aldı. Paket, doğalgazda indirimi de içeriyordu. Ancak gösteriler alabildiğine devam etti. Sonunda Yanukoviç, uzlaşmak için yetkilerinin kısıtlanması, 2004 anayasasına geri dönülmesi, yeni ulusal bir hükümet kurulması, erken seçime gidilmesi gibi tavizler vermesine rağmen anlaşmaya uymayan muhaliflerce devrildi. Milliyetçiler, neofaşistler, orantısız bir şekilde iktidarda güç sahibi oldular ve yaptıkları ilk iş, daha çok Ruslar’dan oluşan ‘Berkut’ denilen polis birimini feshetmek oldu. Rusça ve diğer dillerde anadilde eğitimi veren yasayı iptal ettiler. Ruslar da ‘Bize karşı faşistler darbe yapıyor’ diyerek, Doğu illerinde ayaklandılar. Kırım da ha keza. Yönetimleri ele geçirdiler. Rusya’ya davet çıkardılar. Rusya’nın Kırım’da zaten çok sayıda askeri var. Kiev ile yaptığı anlaşma -Karadeniz filosunun orada kalmasını öngören anlaşma- yaklaşık 25 bin asker bulundurma hakkı veriyor. Rus askerleri, orada durumu kontrol etti. Hiçbir zaman kendi üniformalarını kullanmadılar, yerel güçleri organize ettiler. Sonuç itibariyle referandum yapıldı ve ezici çoğunluğun ‘Evet’ demesiyle, Rusya’ya ilhak gerçekleşti.

Arada kalan Kırım için tüm bunlar ne ifade ediyor?

Kırım, Küçük Kaynarca Anlaşması’yla Osmanlı İmparatorluğu’ndan Rusya’ya geçtiğinden beri hem Karadeniz hakimiyeti, hem de Akdeniz’e açılan bir üssün kontrol merkezi olması açısından kritik önem arzediyor. Rusya, hiçbir zaman Kırım’ı, gözden çıkarmadı. Kruşçev’in 1954’te Kırım’ı hediye eder gibi Ukrayna’ya bağlaması Rusya içerisinde çok büyük tartışmalara neden oldu. Sovyetler dağılırken de burayı geri alamadı. Bunun bir kuyruk acısı var. Orayı fiilen kontrol ediyor. Kırım’da patron Rusya, her zaman da böyleydi. Burası Çariçe’nin en önem verdiği yerlerden birisi. Daha doğrusu Rusya’nın dünya sahnesine bir güç olarak çıkmasında kilometre taşı olarak sayılabilecek bir yerdir Kırım.

Ukrayna’nın Rusya için önemi nedir?

Ukrayna, Rusya için de Batı için de aslında aynı şeyi ifade ediyor. Bir tampon bölgedir. Rusya ile Avrupa’nın karşılaştığı yerdir. Kırım, güç mücadelesi mutlak bir hakimiyete dönüşmeden, sürekli gel-gitlerin yaşandığı, tahterevalli oyunlarının oynandığı, bir defans bölgesine dönüştü. Şimdi, buranın NATO toprağı olması Rusya açısından tehlikeli. Ama Kırım’ın NATO toprağı olması NATO için de tehlikeli. Çünkü o zaman NATO ile Avrupa direk karşı karşıya kalıyor. Aynı şey Gürcistan için de geçerli. Ukrayna aynı zamanda Rusya için Batı’ya açılan koridor. Gürcistan da Asya ve Doğu’ya açılan koridor. Ve iki güç, bu iki noktada karşı karşıya geliyorlar her zaman. Bu iki bölge gerilimini toprağa indiriyor.

Rusya, niçin Gürcistan’ı tamamen bloke etmiyor?

Çünkü, Amerika ve Rusya gibi büyük güçler her zaman tampon bölgeler isterler. O nedenle ağır yaptırımlar uygulamazlar. Defansif bölge olarak kullanırlar. Aynısı Ukrayna için de geçerli diyebiliriz.

Ukrayna, Rusya’ya sırt çevirebilir mi?
Rusya bir güçtür. Tehdittir. Ezici bir güçtür. Hegemon bir yapıdır ve tarihsel olarak bu coğrafyalarda onun varlığı büyük acılara yol açmıştır. Ukrayna’daki her iki milliyetçi kanadın da söylemi bu. Haliyle, Osmanlı gibi, Rusya’yı da büyük bir emperyal tehdit olarak görüyorlar. Öte yandan Rusya’nın esasen derdi toprak kazanmak değil. Rusya içerde azalan nüfusunu yükseltmek için Rus nüfusun yoğun olduğu yerleri kazanmak arzusunda. Zira Rusya’nın en büyük iç tehdidi azalan Rus nüfusu.

Kırım’da çatışma çıkar mı?


O bölgede militarizmin köklerini görüyoruz ve bu yavaş yavaş artıyor, filizleniyor. Bu bir potansiyel olarak yeni bir Çeçenyalaşma riskini beraberinde getirebilir. Buna yönelik tehditler elbette var. Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu, Rusya’ya karşı cihad ilan etmek isteyen Tatarların olduğunu kendisi söyledi. Son 10 yıl içerisinde belki Kırım’da Tatarlar içerisinde İslamcı militarizmin giderek taban bulduğunu söyleyebiliriz. Bunlardan bir kısmı şiddete karşı. Ama şiddete meyili olanlar da var. Bir provakasyonla bunu kullanmak isteyenler çıkabilir. Suriye’deki hesaplaşmayı, Kırım’da bir cephe açarak büyütmek isteyenler çıkarabilir. Fakat Rusya duruma son derece hakim. Böylesi bir tehdide müsade etmemek için boşlukları dolduruyorlar. Rusya, sadece polisiye tedbirler değil gayet mantıklı adımlar da attı.

Neydi bu adımlar? 

Henüz referandum yapılmadan önce Kırım Parlamentosu, Tatarlar için bir takım haklar sundu. ‘Tatarca resmi dil olacak, mecliste yüzde 20 Tatar kotası olacak, yerel yönetimlerde söz sahibi olacaklar, özel okullarını açacaklar, 1944’te sürülmüş Tatarların geri dönmesi teşvik edilecek. Onlara konut yardımı, yasal yardım yapılacak…’ gibi bir kararname yayınladılar. Bunlar, Tatarların onlarca yıldır Ukrayna’dan almaya çalıştığı ama alamadığı haklardı. Ukrayna’nın vermediğini Rusya verdi Kırım’a. Bu da Rusya’nın önemli bir manevrası. Putin de Tatarların her türlü hakkının korunacağını dile getirdi. Bu adımlar, Tatarların Rusya’ya karşı öfke duymasını da büyük ölçüde engelliyor.

Batı’nın tepkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Batı burada herhangi ciddi bir eyleme girişmek niyetinde değil. Batı, Ukrayna için savaşmayacaktır. Kırım için keza öyle. Bu aslında uluslararası aktörlerin zihinlerinde çözdüğü bir mesele. Kırım’ı eninde sonunda Ruslar, alacaktı. Türkiye’nin de burada yapacağı bir şey yok. Tatarların talepleri ile ilgili ciddi adımlar atılırsa, Türkiye Kırım’la ilgili meseleyi büyütmek istemez. Çünkü önceliği Tatarların vatandaşlık haklarına kavuşması.


JİNDA ZEKİOÐLU/ANF/İSTANBUL




Kırım’da Rus bayrağı dalgalanıyor
Rusya Genelkurmay Başkanı Valeri Gerasimov, Kırım Yarımadası’ndaki 193 üste törenle göndere Rus bayrağının çekildiğini açıkladı.
Gerasimov, dün RIA Novosti haber ajansına yaptığı açıklamada Kırım Yarımadası‘nda bulunan tüm askeri üslerde göndere Rus bayrağı çekildiğini söyledi. Rusya Genelkurmay Başkanı, dün sabah saatlerinde düzenlenen törenlerde Rus milli marşının da okunduğunu belirtti. Ukrayna’dan verilen bilgilere göre, Rus askerleri Kırım’da Ukrayna donanmasına bağlı son gemiyi Salı günü akşam saatlerinde ele geçirdi. Rusya Kırım’ı yapılan referandum sonrasında geçtiğimiz Cuma günü kendi bünyesine dahil etmişti. O günden sonra da sayısız askeri üs Rus askerleri tarafından ele geçirildi.

Ukrayna askerleri çekiliyor

Ukrayna geçici hükümeti ise birliklerine Kırım’dan çekilme emri verdi. Rus Genelkurmay Başkanı Gerasimov, Kırım’da bulunan 1500 Ukrayna askerinin ordusuna bağlı kalmayı tercih ettiğini ve tren yoluyla Ukrayna’ya ulaştırılacağını ifade etti. Ukrayna’nın istifa eden Savunma Bakanı Igor Tenyukh da Kırım’daki 18 bin Ukrayna askerinden 4 bin 300’ünün Rus tarafına geçtiğini söylemişti.

SİMFEROPOL