- Dünya basın özgürlüğü sıralamasında 157. sırada olan Türkiye’de, 134 gazeteci cezaevinde, işsiz gazetecilerin sayısı ise 10 bini aşıyor. Son üç ayda 213 gazeteci yargılandı. 197 medya temsilcisi için 10 ağırlaştırılmış müebbet, 2 bin 362 yıl hapis cezası isteniyor. MKGP Sözcüsü Ayşe Güney, böyle bir ortamda Basın Bayramı kutlanamayacağını söyledi.
RENGİN AZİZOĞLU/JINNEWS
MKGP Sözcüsü Ayşe Güney, Türkiye ve Kuzey Kürdistan’daki gazetecilerin 24 Temmuz’u bayram değil sansürle mücadele günü olarak kutladığını söyledi.
İkinci Meşruiyet’in 1908’deki ilanından sonra 24 Temmuz’da gazetelere yapılan sansüre son verilmesi sonucu Basın Bayramı olarak kutlanılmaya başlandı. Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP) Sözcüsü Ayşe Güney, 24 Temmuz’u, gazetecilerin yaşadığı zorlukları ve sansürü değerlendirdi. Güney, “Biz gazeteciler olarak sansürün gün geçtikçe daha da çok arttığını düşünüyoruz. O yüzden de aslında hiçbir gazeteci bunu bayram olarak kabul edip kutlamıyor. Çünkü Cumhuriyet tarihinin ilk zamanlarından bugüne kadar gazetecilik sansürle karşı karşıya kaldı ama özellikle son dört yıldır sansür tavan yapmış durumda. Ajanslar kapatıldı, haber siteleri kapatıldı, haberlere erişim engeli getirildi; bir kavramın, kelimenin kullanılması dahi yasakla karşı karşıya kaldı. İnsanlar paylaştığı haberlerden ya da düşüncelerden kaynaklı yargılanıp yıllara varan cezalar aldı. RTÜK, sansürü daha çok besleyen ve meşrulaşmasını sağlayan bir kurum oldu. Sansür hala devam ediyor. Biz gazeteciler olarak da 24 Temmuz’u bir bayram olarak değil, sansürle mücadele günü olarak değerlendirip öyle ele alıyoruz” dedi.
Haber için mücadele
Türkiye’de ikiye ayrılan gazetecilikten bahsedilebileceğini söyleyen Güney, bir yerde mevcut iktidarın tekeli altına girmiş, biat eden, tek tipleştirilmiş, tek bir elden çıkan haberleri servis eden bir gazetecilik anlayışının var olduğunun altını çizdi. Güney, şöyle devam etti: “Biz onlara gazeteci demek istemiyoruz, kendi mesleğimize hakaret olarak da sayıyoruz. Bir de buna karşın muhalif, demokrat, yurtsever ve özgür basın olarak tanımladığımız bir basın gerçekliği var. Bu Türkiye’nin başına gelmiş en güzel şeylerden bir tanesi. Çünkü 90’lardan bugüne kadar çok önemli haberleri kamuoyuna ulaştırmış bir basın geleneği. Bu basın geleneği halktan besleniyor. O yüzden de cesareti ve güvenilirliğiyle bugüne kadar geldi. Büyük bir direniş ve mücadeleyle gazeteciliğin çok ötesinde bir yaşam biçimi haline gelmiş durumda. Çünkü her habere gittiğinizde mücadele etmek zorundasınız.”
Basın direndikçe halk sahipleniyor
Özgür basının müthiş bir sansürle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Güney, “Bugün birçok gazeteci KHK’lerle kapatılan kurumlardaydı ve işsiz kaldı. Bunların ötesinde sahada hem kolluk kuvvetleri hem de haber kaynaklarının ciddi boyutlarda baskısıyla karşı karşıya. Gazeteciler, tüm bu saydıklarımın yanında gözaltı, tutuklama ve yıllara varan cezalarla karşı karşıya kalıyor. En son Kibriye Evren arkadaşımızın duruşması görüldü. Yaptığı haberleri paylaştığı ve yurt dışına çıktığı için 20 yıla yakın bir cezayla karşı karşıya. Bir gazetecinin seyahat etme özgürlüğü yoksa o insana nasıl gazeteci diyebiliriz? Yaptığı haberi paylaşmayacaksa o haberi neden yapacak? Tüm bu baskılar yıldırmıyor, aksine özgür basın direniyor. Bu direnişin karşısında da halkın sahiplenmesini ve güvenini kazanıyor” şeklinde konuştu.
Bayram demek züldür
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) gazeteciler haklarına sahip çıktığında bayram olacağını belirtti.
TGS, açıklamasında “Türkiye bugün baskı dönemini yaşıyorken ‘basın bayramı’ demek de o günü kutlamak da zül” ifadelerini kullandı. 134 gazetecinin cezaevinde olduğunu hatırlatan TGS, “Türkiye, dünya basın özgürlüğü sıralamasında 157. sırada, 10 bini aşkın işsiz gazeteci var, yüzlerce basın kartı iptal edilmiş durumda, medyanın yüzde 95’i iktidar kontrolünde, internet gazetecileri güvencesiz, yerel gazeteler resmi ilan kıskacında, medya çalışanlarının çoğu sendikasız ve toplu sözleşmesiz” hatırlatmasında bulundu. “Bayram kutlayabildiğimiz günleri getirene kadar 24 Temmuz bizim için sadece tarihte bir gündür” diye devam edem eden TGC “Gazeteciler haklarına, toplum haberine sahip çıktığında 24 Temmuz bayram olacaktır” diyerek açıklamasını sonlandırdı.
Gazeteciliğin en zor dönemi
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye’de gazeteciliğin tarihin en güç döneminden geçtiğini vurguladı.
TGC, yaptığı yazılı açıklamada, gazetecilerin işsizlik, sansür, oto sansür, davalar ve gözaltılarla baskı altında tutulmaya devam ettiğini dile getirdi. “Basın özgürlüğü çağdaş demokrasilerin olmazsa olmazıdır” ifadelerini kullanan TGC, çok sesli çağdaş bir toplum olabilmenin yolunun, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasından geçtiğini söyledi.
Gazetecilerin yanında olduğunu ifade eden TGC, ”Gazetecilerin düşünceleri ve haberleri nedeniyle hedef gösterilmediği, işten atılmadığı, gözaltına alınmadığı, tutuklanmadığı bir Türkiye’de 24 Temmuz’u bayram olarak yaşamayı diliyoruz” dedi.
Basın özgürlüğü ayaklar altında
DİSK Basın-İş de sansürün kaldırılışının yıl dönümü nedeniyle yaptığı açıklamada “Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü ayaklar altındadır” ifadelerini kullandı. Onlarca meslektaşlarının halen cezaevlerinde tutulduğunu hatırlatan Basın-İş, iktidarın koşulsuz ve tam biat istediğini ve uluslararası yayın organlarında çalışan gazetecilerin hedef haline getirildiğini söyledi. Basın-İş, sadece basın ve ifade özgürlüğünün değil, demokrasinin ayaklar altında olduğunu vurguladı.
Üç ayda 213 haberci yargılandı
BİA Medya Gözlem Raporu’na göre, son üç ayda 213 gazeteci yargılandı.
Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi ve Bianet raportörü Erol Önderoğlu’nun, 2019 yılının ikinci çeyreğinde, Türkiye’deki medya ve ifade özgürlüğü ihlallerini mercek altına aldığı BİA Medya Gözlem Raporu yayınlandı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Anayasa Mahkemesi (AYM) ve yerel yargının, “pozitif yükümlülüklerini yerine getirme sorumluluğundan kaçmakla” eleştirildiği rapora göre Nisan, Mayıs ve Haziran aylarını kapsayan dönemde 213 haberci yargılandı, 10 gazeteci saldırıya uğradı, 14 gazeteci gözaltına alındı. Raporda son üç ayda 70 gazetecinin 493 yıl hapisle yargılandığı, 197 medya temsilcisi için 10 kez ağırlaştırılmış müebbet, 2 bin 362 yıl hapis cezası istendiğine dikkat çekildi.
1 Temmuz itibarıyla onlarca gazetecinin, mesleki ya da politik faaliyetler kapsamında tutuklu ve hükümlü olarak cezaevinde bulunduğuna vurgu yapılan BİA Medya Gözlem Raporu’nda, “Bu davalar kapsamında medya temsilcilerine yaygınlıkla yöneltilen ‘örgüt üyeliği’ ve ‘örgüt propagandası’ suçlamalarıyla ilgili Nisan-Mayıs-Haziran döneminde gündeme gelen mahkumiyet yeni tutuklamaların da habercisi” denildi.
Rapora ilişkin yayınlanan basın açıklamasında, 180 ülkenin yer aldığı RSF Dünya Basın Özgürlüğü Sıralaması’nda Türkiye’nin 157. sırada yer aldığı hatırlatılırken, “Türkiye’de iktidar, etki alanına soktuğu yargı, TRT ve Anadolu Ajansı gibi kurumları özerk ve demokratik özlerinden daha da uzaklaştırdı” ifadelerine yer verildi.
Anti demokratik işleyiş
Türkiye’de son üç aydaki medya ve ifade özgürlüğü ihlallerinin ayrıntılı bir şekilde ele alındığı rapora ilişkin basın açıklamasında şu değerlendirme aktarıldı: “Türkiye’nin 20 yıllık Avrupa Birliği’ne üyelik çabalarını merkezileşme ve otoriterlik hamleleriyle zora sokan siyasi iktidar muhalif sesleri, eleştirel gazetecileri ve hak savunucularını yargı eliyle susturmakla kalmıyor, Cumhurbaşkanlık Hükümet Sistemi’ne bağladığı kurumların antidemokratik işleyişine de yol veriyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın duyurduğu Yargı Reformu Strateji Belgesi’ne de değinilen raporda, “keyfi tutuklamaları önlemeye dönüK tasarlanan düzenlemeler, düşünceyi ifade ve medya özgürlüğü ile halkın haber alma hakkını temelde güvence altına alınmadıkça ve söz konusu anlayış benimsenmedikçe, cezaevi ve tutukevlerini sınırlı bir süre içinde rahatlatmaktan öte bir amaca hizmet etmeyecektir” görüşü kaydedildi.
İktidarın, 31 Mart yerel seçimleri ile 23 Haziran’da yenilenen İstanbul seçim süreçlerinde, gazetecilere karşı fiziki şiddete seyirci kaldığı anımsatılan raporda, son üç ayda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ilişkin görüş ve eleştirileri nedeniyle 7 gazetecinin toplam 32 yıl 8 ay hapisle yargılandığı, birinin aklandığı, iki kişinin ise toplam 2 yıl 3 ay 6 gün hapse mahkum edildiği belirtildi.
Gazetecilik toplumsal hizmettir
Gazeteciliğin can çekiştiği bir dönemde tutkuyla mesleği sürdüren bedensel engelli Tayfun Katırcı, genç meslektaşlarına "Gazetecilik toplumsal bir hizmettir" mesajı verdi.
Bedeninin yüzde 79’unu kullanamamasına rağmen 24 yıldır mesleği sürdüren Tayfun Katırcı(46) engelleri aşıp mesleğini yapabileceğini gösterdi. Kurduğu reklam ajansını kapattıktan sonra gazeteciliğe merak sardığını anlatan Katırcı, o zamanlar radyo ve televizyonların yeni kurulduğunu, Antep’te televizyon ve gazete üzerinden yayın yapan bir medya grubuna başvurduğunu söyledi. İş başvurusunun kabul edildiğini, birkaç yıl stajyer olarak çalıştığını, sonra sırasıyla asayiş muhabirliği, editörlük ve haber müdürlüğü görevlerini yürüttüğünü ifade eden Katırcı, "İşin her aşamasında bulundum. O dönem kablolu telsizler vardı. İki tane telsiz taşırdım. Birisinden polis telsizini dinlerdim. Diğeriyle de kendi aramızda haberleşirdik. Yeri gelirdi gece 03.00’e kadar telsiz dinleyip, muhabirleri habere yönlendirirdim. Ben bedensel engelimi hem meslek aşkıyla hem de azmimle aştım. Çok zorluk yaşadım. İşe gidip gelirken çok zorlanırdım. Otobüse binerken, inerken, yürürken ve merdiven çıkarken çok zorlanırdım. Bu tür zorluklara rağmen yine de gazetecilik yapmaktan vazgeçmedim.”
Gazetecilik önünde engel tanımadığını dile getiren Katırcı, bu işi yapma formülünün azim, istek ve sevgi olduğunu söyledi. Bazı engelli arkadaşlarının hayata küsüp kendisini eve kapattığını paylaşan Katırcı, “Ben onu tercih etmedim” şeklinde konuştu.
Mesleğin zor zamanlar geçirdiğini belirten Katırcı, şunun altını çizdi: “Gazetecilik bir ticari iş değil, toplumsal bir hizmettir. Halka hizmet ediyoruz. Onlara haberi ulaştırıyoruz. Emeğinizin karşılığını almak için de dürüst gazetecilik yapmalısınız.”