
BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, İmralı'daki tecridin araştırılması için Meclis'e önerge verdi. İmralı Tek Kişilik Merkez Kapalı Cezaevi'nde 11 yıl tek başına tutulan, 17 Kasım 2009'da İmralı Adası Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi'ne nakledilen Öcalan'ın, 27 Temmuz 2011'den itibaren avukatlarıyla görüştürülmediğine dikkat çekilen önergede "Her seferinde 'hava muhalefeti' ve 'koster bozuk' gibi gerekçelerle avukatları ve ailesiyle görüş gerçekleştiremeyen Öcalan için, adeta ayrı bir 'infaz rejimi' uygulanmaktadır" denildi.
Emsali yok
İmralı'daki uygulamaları F Tipi cezaevleriyle kıyaslayarak, "emsali olmayan uygulamalar" tespiti yapan BDP'li vekil, diğer tutukluluklarla görüşme, telefon, haberleşme ve sosyal haklarının da gaspedildiğine vurgu yaptı. Tüm tutuklu ve hükümlülere tanınan "ayda bir kez açık görüş yapma" hakkının da gasp edildiğini kaydeden Aksoy, vekil-müvekkil görüşmelerinin hukukdışı biçimde kayıt altına alınarak avukat görüşmelerinin gizliliğinin de ihlal edildiğini belirtti. Öcalan'ın 35 avukatının tutuklandığını da hatırlatan Aksoy, 204. güne giren tecrit uygulamasının hükümet kararı olduğuna işaret etti: "Bozuk olan koster her nedense tamir edilmemiştir. Aynı şekilde hava muhalefeti ise, hiç bitmemiştir. Oysa ki, Adalet Bakanlığı, bozuk olduğu iddia edilen kosterin yerine yeni bir tanesini tahsis edebileceği gibi, mevcut olanı da tamir ettirebilme olanakları bulunmaktadır. Nitekim herkesin tahmin ettiği ve bildiği gerçeği, Adalet Bakanı bizzat katıldığı bir televizyon programında itiraf etmiştir."
3.5 milyon 'Öcalan iradem' dedi
Üç buçuk milyon insanın "Sayın Öcalan İrademdir" diyerek Meclis'e verdiği dilekçelere rağmen Öcalan'ın 13 yıldır ağır tecrit koşulları altında bulunduğunu, "tecrit içinde tecrit", "ceza içinde ceza" mantığıyla avukatları ve yakınlarıyla görüşmesinin engellendiğini belirten Aksoy, bunun ağır bir insan hakkı ihlali olduğunu belirtti. BDP'li vekil "İmralı Adası Yüksek Güvenlik F Tipi Kapalı Cezaevi'nde uygulanan hukuk dışı infaz rejimi ve burada kalan Abdullah Öcalan ve diğer 5 hükümlünün avukatları ve aileleriyle görüştürülmemeleri hususunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından oluşturulacak bir komisyon tarafından araştırılması kaçınılmaz olmuştur" dedi.
DİHA/ANKARA
İmralı’ya yaklaşım Türkiye’nin geleceğine yaklaşımdır
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, hükümetin bilinçli bir şekilde
İmralı’da sürdürdüğü ağır tecrit koşullarının Türkiye’ye zarar verdiğini
belirterek, “Aslında orada tecrit altında tutulan sadece Öcalan’ın
kendisi değildir. Türkiye’nin toplumsal barışı ve huzuru orada tecrit
altındadır. İmralı’ya yaklaşım, Türkiye’nin geleceğine olan yaklaşımdır”
dedi. Kaplan ayrıca TBMM’de bulunan bütün siyasi parti temsilcilerinden
oluşan heyetin İmralı’ya giderek Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile
konuşmasını istedi.
Kaplan, 15 Şubat’a ilişkin TBMM’de basın toplantısı düzenledi.
‘Çözümün yolu müzakeredir’
Kaplan, 1999'dan bu yana geçen 13 yıllık uygulamaların sonucunun
Türkiye’nin artık bu sistemden vazgeçmesi gerektiğini ortaya koyduğunu
belirterek, “O yüzden yanlışta ısrar etmemek, doğru olan yolu bulmak
Türkiye’nin çıkarınadır. Bu da özgür koşullarda tesis edilecek diyalog
ve müzakereyle ancak mümkündür. Çözüm Kürtlerle mücadelede değil,
Kürtlerle, Kürtlerin siyasal temsilcileriyle müzakerededir” dedi.
Kaplan, dün BDP sunduğu çözüm önerilerinin Türkiye’nin önünü açmaya
yönelik olduğunu kaydetti.
‘Bütün siyasi partilerin olduğu heyet İmralı’ya gitsin’
Kaplan, konuşmasında son dönemde İmralı-Devlet görüşmelerine ilişkin
tartışmaların yürütüldüğünü bu görüşmelerin bugün başlamadığını 1999
yılında günümüze kadar çeşitli heyetler düzeyinde görüşmeler yapıldığını
belirterek, şunları kaydetti: “ İmralı’yla kimler gidip görüşmüştür?
Barış için hangi görüşmeler yapılmış ve bu süreçleri kim bozmuştur?
Bütün bunların aydınlanması için İmralı’nın dinlenmesi, görüşünün,
bilgisinin alınması gerekir.” Kaplan konuşmasını sonunda Meclis’e
çağrıda bulunarak, “İçinde AKP’nin, CHP’nin, MHP’nin, BDP’nin
temsilcilerinin bulunduğu bir heyet İmralı’ya gidip Öcalan’la görüşmeli,
Öcalan’ın bu konudaki açıklamaları, değerlendirmeleri dinlenmelidir.
Gerekirse medya İmralı’ya gönderilmeli ve Öcalan’ın açıklamaları
kamuoyuna yansıtılmalıdır. Türkiye kamuoyu bütün bu olup bitenleri bilme
hakkına sahiptir. Taraflardan biri Öcalan’dır. Onun açıklamalarını
kamuoyunun bilme hakkı var” dedi.