"Aslında İmralı’da neredeyse 450 güne yaklaşan tecridi de Sayın Öcalan ve onun şahsında Ortadoğu’daki en dinamik gücü denklem dışına itme ve kendi emperyal çıkarlarına göre dizayn etmek olarak değerlendirmek lazım” diyen Baluken, tüm çabalarını boşa çıktığını belirterek, şu gerçekliğin altını çizdi: "Ne Sayın Öcalan diz çöktü ne de Kürt halkı bu imhaya boyun eğdi.”
Ancak AKP'nin halen 14 yıla varan sistemin politik iflasını kabul etme kararlılığını göstermediğini belirten Baluken, şunları söyledi: "Sayın Öcalan’a yaklaşırken halen bu sistemi boşa çıkaran liderden bahsettiklerinin farkında değiller. Oyalamaya yönelik taktik hamle geliştirirken bile Sayın Öcalan’ı kriminalize etmeye çalışan, önemsiz kılmaya çalışan yaklaşımlar sergiliyorlar. Bu tasfiye konseptinin devamıyla ilgili kaygı verici gelişmeleri içinde barındırıyor. Artık AKP’ye düşen bu tasfiye ve tecrit sistemi ile ilgili yeniden değerlendirme yapmak ve Sayın Öcalan şahsında özgürlük taleplerinin olduğu bir muhataplık sürecini işletmektir. AKP’yi yönlendiren küresel hegemonik güçler de bu tanımı yapmalıdır. Suriye’de ve Ortadoğu’da yaşananlar Sayın Öcalan tarafından yıllar önce tanımlanmıştır. Meclis’ten bölgedeki kardeş halklara karşı savaş tezkeresi geçirilerek çözüm üretilemez. Hükümet artık bunu kabul etmelidir. Artık komplo ile ilgili tarihi bir yüzleşme, bunun neticesinde de yeni bir sürecin başlangıcını işletmek gerekiyor."

ANKARA




DTK: Müzakereler devam etsin

DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, Öcalan'ın özgürlüğü için Kürt halkına "demokratik ve meşru direnişi yükseltin" çağrısı yaptı.
DTK Eşbaşkanı ve Van Milletvekili Aysel Tuğluk, uluslararası komplonun "Kürtlerin mücadelesini ehlileştirme, kalıba sokma ve Ortadoğu siyasetini yeniden programlama operasyonunu yürürlüğe koyma" amacı taşıdığının altını çizdi. Tuğluk, yazılı açıklamasında, "Öcalan'ın sergilediği siyasi duruş komplonun ana nedenidir" diyerek şöyle devam etti: "İnadına barış ve demokratik çözüm ısrarını ortaya koyan Öcalan, İmralı direnişi ile komployu boşa çıkarmış, Kürt halkına 21. yüzyılda da dayatılmak istenen statüsüzlük ve sömürgeciliğe karşı çıkmış, uzun yıllar sürecek şiddetli bir Kürt-Türk savaşının önüne geçmiştir."

Kürt hareketi güçlenerek çıktı

Komployu boşa çıkaran Kürt siyasetinin bilinç, kararlılık ve örgütlülük düzeyini artırdığına dikkat çeken Tuğluk, şunları kaydetti: "Kürdistan'ın tümünde kolonyal egemenlik geriletilmiş, komplo sürecindeki suskunluk ve işbirlikçiliğe rağmen Kürtler arasındaki siyasal birlik zemini güçlenmiş, Rojava'daki siyasal devrimle komplocu yaklaşım bir kez daha iflas etmiştir! Ancak komplocu sinsi mantığın kılık değiştirerek, AKP eliyle temsil edildiği de en az bunun kadar aşikardır. AKP döneminde, lütufkar ve hiyerarşik antidemokratik bir söylemle, imha ve inkar pratiklerinin yeni biçimler kazanarak komplocu yaklaşımın çeşitlendiği bir aşamadan geçiyoruz. "

Tecrit kalksın, müzakere başlasın
AKP'ye çağrı yapan DTK Eşbaşkanı Tuğluk, Abdullah Öcalan'a tecridin kaldırılması ve görüşmelere başlanmasını istedi. Tuğluk'un çağrısı şöyle: "AKP'ye çağrımız 9 Ekim komplosunun mağlup olmuş oyalayıcı, aldatmaya ve kandırmaya yönelik bayat taktiklerini bir kenara bırakıp, bir an önce Kürt sorununun demokratik çözümü için müzakerelere kaldığı yerden devam etmesidir. Bunun için de samimiyet göstergesi olarak öncelikle İmralı'daki evrensel hukuka ve insan haklarına aykırı tecride derhal son verilmeli, Kürt sorununun demokratik çözümü, barış ve kardeşlik için Abdullah Öcalan'ın özgürlük güvenlik ve sağlık koşulları yerine getirilmeli böylece müzakerelerin devamı için şartlar sağlanmalıdır."
Tuğluk, Kürt halkını da 9 Ekim komplosuna karşı Öcalan'ın özgürlüğü temelinde demokratik ve meşru direnişini yükseltme çağırdı.

AMED