‘Demokratikleşme paketi’nde hazine yardımı için yüzde 7 olan sınır yüzde 3’e çekiliyor. Bu haliyle BDP’nin yardım alabilmesi için 2015 yılında yapılacak olan seçimlere parti olarak girmesi, yüzde 3 barajını geçmesi ve bir sonraki yıl onaylanacak olan bütçeyi beklemesi gerekiyor. Düzenlemeye tepki gösteren BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Meclis’te kurulacak komisyonlarda itirazlarını dile getireceklerini ifade etti.

Türkiye’de, siyasi partilere hazine yardımının uzun ve karmaşık bir geçmişi bulunuyor. Siyasi partilerin gelir kaynakları ilgili yasalara göre, sadece parti üyelerinin aidatı, bağışlar, varsa mülklerinden gelen kira gibi gelirler ve değişik organizasyonlardan elde edilen gelirlerden oluşabiliyor. Siyasi partiler için yeni bir finansman kaynağı olarak hazine yardımı yapılmasına karar verilmesi, siyasal partilere yapılan bağışların niteliğinin sürekli bir tartışma ortamı doğurmasından ve bağışların, “partilerin ekonomik güç çevrelerinin ya da baskı gruplarının etkisi altında kalmalarını kolaylaştırdığı” gerekçesiyle ilk kez 1965 yılında gündeme geldi. Siyasi partilere, o dönemde yürürlükte olan 648 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 74. maddesine uygun olarak 1965’te hazine yardımı yapıldı. 1982 Anayasası‘nda siyasi partilere hazine yardımı bulunmuyordu. Bazı ara dönemler hariç verilen hazine yardımının, siyasi partilere ne şekilde ve hangi oranda verileceği ise, 27 Haziran 1984 tarih ve 3032 sayılı yasayla, 648 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 61. maddesine yeni bir fıkra eklenerek, yasallaştırıldı.

AKP-CHP eseri

Hazine yardımının ölçütlerinin belirlenmesinde kimi zaman Meclis’teki milletvekili sandalye sayısı, kimi zaman da partilerin seçimlerde aldıkları oy oranları baz alındı. Siyasi partilere yapılacak yardımın dayandığı ilkeler, 1986’dan 1999’a dek, 7 defa değişikliğe uğratıldı. İktidara gelen partiler sürekli olarak hazine yardımına ilişkin kendilerine uygun değişiklikler yaptı. En son 2005 yılında, AKP ve CHP milletvekillerinin ortak olarak verdiği ve Meclis Genel Kurulu’ndan geçirdikleri bir yasa teklifine göre, hazine yardımından ancak genel seçimlerde yüzde 7’nin üzerinde oy alan partilerin yararlanması kararlaştırıldı. Kabul edilen yasa teklifine göre, seçimlere katılabilmek için örgütlenme şartının yanı sıra en az 3 milletvekiline sahip partilerin de hazine yardımından yararlanmasına ilişkin Siyasi Partiler Kanunu’nun geçici 16. maddesi de yürürlükten kaldırıldı. Bu düzenleme ile de BDP Meclis’te grubu bulunmasına rağmen yardımlardan yararlanamadı.

Yürürlükte olan düzenleme

Şu anda yürürlükte olan Siyasi Partiler Kanunu Ek Madde 1 ve ardından gelen maddeleri siyasi partilerin hazine yardımlarını düzenliyor. Maddede, “Yüksek Seçim Kurulunca son milletvekili genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 33’üncü maddesindeki genel barajı aşmış bulunan siyasi partilere her yıl hazineden ödenmek üzere o yılki genel bütçe gelirleri ‘(B) Cetveli’ toplamının beş binde ikisi oranında ödenek mali yıl için konur” hükmü bulunuyor. Ayrıca bir sonraki maddede ise, “Bu ödenek, yukarıdaki fıkra gereğince devlet yardımı yapılacak siyasi partiler arasında, bu partilerin genel seçim sonrasında Yüksek Seçim Kurulu’nca ilan edilen toplam geçerli oy sayıları ile orantılı olarak bölüştürülmek suretiyle her yıl ödenir. Bu ödemelerin o yılki genel bütçe kanununun yürürlüğe girmesini takiben on gün içinde tamamlanması zorunludur” ifadesi yer alıyor.

AKP, CHP ve MHP’ye aktı

AKP Hükümeti tarafından yapılan düzenlemenin ardından ise hazine paralarının kapısı AKP, CHP ve MHP’ye açıldı. Sadece 2013 yılının başında AKP’ye 81 milyon 456 bin, CHP ‘ye 42 milyon 465 bin, MHP’ye de 21 milyon 261 bin lira hazine yardımı yapıldı. Milletvekili ve yerel seçimlerin yapılacağı yıllar ise siyasi partilere hazine yardımı iki misli olarak veriliyor.

Yüzde 3’le ne değişecek?
Başbakan Recep T. Erdoğan, önceki gün açıkladığı ‘demokratikleşme paketi’nde siyasi partilere devlet yardımının kapsamını genişlettiklerini ve Siyasi Partiler Kanunu’nda yapacakları değişiklik ile yüzde 7 olan barajı yüzde 3’e çekeceklerini açıkladı. Erdoğan’ın açıklamasına göre; siyasi partiler yapılacak genel seçimlere parti olarak girer ve yüzde 3 barajını aşarlarsa hazine yardımı almaya hak kazanacaklar. Ancak Erdoğan pakete ilişkin yaptığı açıklamada sadece barajın yüzde 3’e ineceğini açıkladı. Bu hali ile hazine yardımını düzenleyen diğer maddelere müdahale edilmeyeceği anlaşılıyor. Düzenleme her ne kadar bu hali ile BDP’nin yararlanmasını öngörse de aslında kanunun detaylarına bakıldığı zaman yakın bir zamanda BDP’nin hazine yardımı alabilmesi imkansız görünüyor.

En erken 2016’da

Erdoğan’ın açıkladığı pakette seçim barajına ilişkin net bir önerinin sunulmaması hazine yardımı konusunu da muğlaklaştırıyor. Öyle ki, seçim sistemi değiştirilmez ve mevcut hali ile devam ederse, BDP yeniden bağımsızlar olarak seçimlere katılırsa hazine yardımı yüzde 3 olsa dahi alamayacak. Eğer seçim sistemi değiştirilir ve BDP en erken yapılacak olan 2015 yılındaki genel seçimlerde parti olarak yer alır ve yüzde 3 barajını geçerse yine hazine yardımını hemen alamayacak. Çünkü hazine yardımlarının düzenlenen kanuna göre siyasi parti önce parti olarak seçimlere girecek ve yüzde 3 barajını geçecek ardından ise yeni bütçe Meclis’e sunulacak ve onandıktan sonra o parti hazine yardımı alabilecek. Bu hali ile BDP, 2015 yılında yapılacak genel seçimlere katılırsa ve yardım için yüzde 3 oy şartı yasalaşırsa 2016 yılındaki bütçeden aktarılacak hazine yardımından yararlanabilecek. Bu durumda BDP’de hazine yardımı almaya başlayınca AKP, CHP ve MHP’nin hazine yardımları ise azalacak.

Kaplan: BDP yararlanmasın diye

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Erdoğan’ın yaptığı açıklama biçimiyle bir partinin seçime girip yüzde 3 almasının gerektiğini hatırlatarak, “Ayrıca grubu olan bir partiyiz biz. Daha önceki yasalarda grubu olan partiler hazine yardımı alıyorlardı. AKP ve CHP kendilerinden ‘kopma olmasın’ diye bunu kaldırdılar. Şimdi zaten yüzde 3’e düştüğü zaman seçime giren bir partinin de o oyla grup kurması mümkün değildir. Bir de diğer maddelerine ilişkin bir şey denmiyor. Bunu, BDP yararlanmasın diye böyle yapıyorlar” dedi. Kaplan, komisyonlara bu düzenlemeler geldiği zaman eleştirilerini dile getireceklerini söyledi.


ALPER ATALAY/DİHA/ANKARA





‘BDP’yi bölgeye hapseder’

Prof. Dr. Mithat Sancar, AKP’nin önerdiği “daraltılmış” ve “dar” bölge seçim sistemlerinin, seçim barajı düşse bile oy oranı düşük partilerin aleyhine işleyeceğine belirtti. Sancar, dar bölge sisteminin  “BDP’yi bölgeye hapsedebileceğini” söyledi.
Prof. Dr. Sancar, paketin, yaratılan beklentileri karşılamadığını belirtti, “Çok önemli hazırlıklar yapıldığı, devrim niteliğinde düzenlemeler içereceği söylendi ancak böyle olmadığını gördük” dedi. Pakette, Kürt sorunu ve barış süreci açısından önemli eksiklikler olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sancar, genel demokratikleşme açısından da önemli eksiklikler olduğuna vurgu yaptı. Prof. Dr. Mithat Sancar, paketteki düzenlemelere ilişkin olarak hükümetin takvim sunmadığına işaret ederek, “Umarım bunlar önümüzdeki günlerde netleşir” dedi.

‘Küçük partilerin aleyhine’

Başbakan Erdoğan’ın seçim barajına ilişkin gündeme getirdiği önerileri değerlendiren Prof. Dr. Mithat Sancar, “İktidar partileri kendileri için en elverişli yöntemi tercih ederler. AKP de kendisine avantaj sağlayacak bir sistem arayışı içindedir” dedi. “AKP’nin önerdiği iki seçim sisteminin de iyi olmadığı kanısındayım” diyen Prof. Dr. Sancar, “daraltılmış bölge sistemi” ve “dar bölge sistemi”ne ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Daraltılmış bölge sisteminde, baraj yüzde 5’e düşse bile, birçok yerde küçük partilerin aleyhine işleyecektir, özellikle AKP’ye haksız bir avantaj sağlayacaktır. Dar bölge sisteminin ise daha başka tehlikeleri var. Dar bölge sistemi yine çoğunlukçu bir anlayışı daha fazla yaygınlaştıracak. BDP’yi daha çok bölgeye hapsetme gibi bir etki doğuracaktır. Dolayısıyla BDP’nin ve Kürt hareketinin Türkiyelileşme ve bütün Türkiye’yi kucaklama çabalarını seçim sistemi yoluyla engellemek gibi bir etki doğurur. Benim tercihim yüzde 5 barajı ya da barajsız bir şekilde mevcut sisteme devam edilmesi. Muhtemelen baraj yüzde 5’den daha aşağıya düşmeyecek. Bu durumda şimdiki nispi temsil sistemi değişmeden yüzde 5 barajı, temsilde adalet ve demokratikleşme için çok daha iyi olur.”


ARZU DEMİR/ANF/İSTANBUL