Bir hafta önce Girê Sipî zafer sevincine tanık olduğumuz Kobanê'den ağıtlar yükseliyor. Kürt'ün sevinci Kürt düşmanlarını yine harekete geçirdi. DAİŞ çetesinin Türk devletinin desteğiyle gerçekleştirdiği Kobanê kuşatması tesadüf olmadığı gibi, sivil halka yönelik katliam merkezi olarak burayı seçmeleri de tesadüf değil. Kobanê'deki destansı direnişin yanında, barbarların intikam olarak iliştirdikleri bir katliam var artık. Kobanê, direnişiyle birlikte mağduru olduğu katliamla da hatırlanacak. 

Kürt düşmanlığına endeksli bu katliamın Türk devletinin çetelerine verdiği sınırsız desteğe rağmen "Kobanê'yi düşürememesi", Girê Sipî'deki çete komşularının sürülmesine bağlı yönleri ile birlikte, sınırın diğer tarafındaki boyutları var. Sorun sadece kanlı planlarına gerekçe olarak gösterdikleri Rojava'nın çok ötesinde. Faşist devlet aklında Kürt'ün varlığı, aldığı nefes, adı, dili, inancı, renkleri, giysisi, Kürt'e dair herşey tehdit!

Kobanê katliamı sadece Rojava'dan intikam değil, tüm provokasyonlara rağmen engellenemeyen 7 Haziran zaferinin, planladığından daha az kanlı gerçekleşen Amed katliamı, Adana, Mersin saldırıları, Diyadin'de deşifre olan kanlı devlet tezgahının da intikamı; yarım kalanı tamamlama çabası.

Kobanê katliamı, Rojava şahsında Kürt'e, Kobanê'ye gönül veren, mazlumun yanında yer alan herkese fiili savaş ilanıdır. Aynı zamanda, Rojava'yı işgal için Cerablus'ta açılması planlanan TSK'nın savaş cephesinin ilk adımıdır. 

Erdoğan'ın son açıklamaları ise savaşın ve DAİŞ ortaklığının resmi ilanı ve katliamın itirafı. Çetelerine verdiği dolaylı desteğin kanlı planlarına yetersiz kaldığını düşünmüş olmalı ki Türk Cumhurbaşkanı, işini sağlama almak için bu kanlı tezgahların organizatörü olarak bizzat sahneye çıktı. AKP ve Erdoğan, savaştaki taraflarını kan döken olarak belirlediler. Erdoğan "Bedeli ne olursa olsun" derken, herkes sarf edilen bu söz ardından en büyük bedelin halklara ödettirileceğinin farkında. 

Kürt halkı özgürlük mücadelesine başlarken hiçbir güçten izin almadığı gibi, elbette Türk devletinden de izin almayacak. Bugüne kadar her türlü bedeli göze alarak direnen bir halk olarak, bedeli ne olursa olsun özgürlük mücadelesini sürdürecek.