Kobanê, herkese
yeniden insan olmayı hatırlatan bir destan. Kobanê,
tanrıçaların ölmediğini ve tanrıçaların ruhunun hala başka kadın bedenlerinde
direndiğini anlatan
bugünün tarihselliği... Keşke bu
tarihi çığlığı anlatacak kadar hünerli
olabilseydi kelimeler!


Yeni ve yakın olan, algımızda belli belirsiz bir ifadeye sahip… Hatta güncel olan, silik ve değersiz bile gelebiliyor. Birçoğumuz buna itiraz bile etmez, zamanlara hak ettiği kadar değer verdiğimizi sanır, adil olma yanılgısı yaşarız. Ta ki bir gün, bugünün yarın tarih olacağı, şimdiki an parçacıklarının tarihin ruhu olduğunu anlayıncaya dek. Ta ki hakikatin gerçek bir adalet duygusu ile mümkün olacağını bilincine ulaşıncaya dek. Evet, herkes tarihi farklı algılar ama tarihsellik ve destansı olan hep aynı kalır; hem de bütün çarpıtılmış algılara rağmen... Ortadoğu ve Kürdistan'da yaşanan kızılca kıyamette de bu gerçek görülürken, tüm acılarıyla, buna karşı direnişiyle yaşanıyor. Zira bugün Kürdistan’ın her yerinde, özellikle de Rojava'da yaşananlar tarihsel ve destansıdır.

Kobanê'de şu anda yaşanan destansı ve tarihi günler, insanın bütün algı ve zihin kalıplarını yerle bir ediyor. Eşi benzeri olmayan kadın direnişi hayata dair olan her şeyi yeniden sorgulatıyor. Tekrar tekrar öğreniyorsun ki hakikat savaşçısıysan ve bütün amansız yalnızlıklara karşı tek başına kalsan da yılmayacak ve direneceksin. Bütün dünya hain olsa da baş eğmeyeceksin. Cenk meydanlarında kan revan içindeyken, herkesin göz yumduğu acına teslim olmayacaksın ki, ancak o zaman acın bütün insanlığın acısı olabilsin. O zaman uğruna ölümlere gittiğin hakikat, yüreğinden uçup evrenselleşir ancak… Eğer bugün Kobanê dünyanın vicdanı olmayı başarmışsa, bilinmelidir ki orada alnı dövmeli, burnu hızmalı, gözleri sürmeli, esmer çehreli bir Kürt kadını direndiği içindir.
Binlerce hayat değişti, henüz dile gelmemiş binlerce mağrur destan yaşandı Kobanê'de. Ne çok kadın öyküleri birikti bu topraklarda. En çok kadın savaşçıların onurlu ve sessiz çığlığı değiştirdi bu gamsız bekleyişleri. Babalar öldü kızlarıyla aynı mevzide dövüşürken. Analar oğul gömdü tiz ve acımtırak  tilililerle. Bacılar kaybettiği bütün sevdikleri ardından, bir başına kaldı yıkık bir şehirde. Çocuklar sürüldü hayatlarının en heyecanlı demlerinde. Bir halk rüyalarının kıyısında kıyımlar görüp sıçradı uykusundan. Hayatlar değişti. Ve bu değişen hayatların acısı en çok kadın yüreklerine değdi, deniz dalgasının kıyıya vurup kendine dönmesi gibi…
Hakikat yoluna girmiş bir gerçeği insanlığa anlatmak, sanıldığı kadar kolay değildir; bedel ister. Ve yüzlerini bile göremediğimiz nice yiğit kadın savaşçı hepimizin yerine Kobanê'de direnip, bu hakikati canı pahasına gerçek anlamına kavuşturuyor. "Bu adil değil" diyor, insanlığın derinliklerinde gizlenmiş isyancı bir çocuk. "Birileri gerçeği anlasın diye neden ölüyor beni kendine aşık eden bunca güzel insan" diye çığlık atıyor o çocuk. “Ama öyle çocuk, bu hep böyle oldu” demek bile çok zor geliyor…
Zor ama onurlu ve tarihselleşecek kadar da eşsiz, bu destansı direniş. Hallac-ı Mansur’u, Leyla Qasım’ı, Babek’i, Rindîxan’ı, Kemal Pir’i ve Zîlanları hatırlatıyor bu direniş. Biricik ama evrensel bir varoluş gibi. Tekil ama çoğul bir aşk gibi. Kobanê, herkese yeniden insan olmayı hatırlatan bir destan. Kobanê, tanrıçaların ölmediğini ve tanrıçaların ruhunun hala başka kadın bedenlerinde direndiğini anlatan bugünün tarihselliği... Keşke bu tarihi çığlığı anlatacak kadar hünerli olabilseydi kelimeler! Keşke yaşamın değerini anlatmak için ölümlerle sınanmasa güzel insanlar desek de gerçek değişmiyor, bu yalnız ve hakiki değerlerin yuvası ülkede… Birileri feda etmeli kendini. Yoksa nasıl yaşar, canı her gün bir ceberut tarafından alınmak istenen hakkaniyet? Kobanê’nin insana dair iyiliği büyük acılara rağmen evrenselleşmese, nasıl yalnızlaşır her gün canımıza okumak isteyen bu kötülükler?  
Kobanê'de bu direniş geleneği, derinleşip kendini dünyalaştırdı. Arîn Mîrkan ve onlarca kadın özgürlük savaşçısı, bu geleneği destansı bir ifadeye kavuşturdu. Ve şimdi insanlık utançtan ölmüyorsa, Arîn gibi yüce ruhlu kadınlar vicdanlarımızda yaşadığı içindir. Bu bir kadın isyanıdır, bu hakikat aşkının dışa vurumudur. Arîn sadece Kobanê’nin kaderini değiştirmedi; hepimizin kaderini değiştirdi. O, bir mirasın kusursuz ardılı... O, Güney Kürdistan'da Leyla Qasim, Doğu Kürdistan'da Şîrîn Elemhulî, Kuzey Kürdistan'da Zîlan ve Rojava Kürdistanı'nda Arîn Mîrkan. Ve bütün dünyada onur ve erdem savaşçısıdır. Artık biliyoruz ki Kobanê de direnen kadın ruhu, teslim olmayan tarihsel ve destansı bir hakikattir.