Albümleriyle müzik yolculuğu

Lorî ile başlayan Dûrî ile süren ve son albümü Bêje’ye  müzik yolculuğunu ve değişimine dair Sanatçı Deniz Deman ile görüşüyoruz, ‘Lorî albümü benim ilk çalışmamdı, bir anlamda benim ilk göz ağrımdı‘ diyor ve devamla  ‘eksiklikleriyle birlikte çok değerli ve farklı önemi var bu çalışmamın. Üç çalışmamın da birbirinden farklı niteliksel farklılıkları var. Önüme koyduğum bu yürüyüşte birer mihenk taşları olarak görüyorum bunları. Birinci albümüm olan Lorî ile yola çıktım. 2. albüm Durî de bir bocalama ve tarz sıkıntısı yaşadığımı düşünüyorum. Son albüm Bêje’de daha netleştiğimi, daha kendime yakın ve müzikal olarak kendimi ifade ettiğim bir tarzı oturttuğumu söyleyebilirim. Bêje ile daha fazla müzikal yönümü bulduğumu düşünüyorum’ diyor.

Müzik eğitimi önemli

Deman, Bêje ile daha fazla müzikal yönünü bulduğunu söylüyor ama müzikte yön bulurken de eğitimin önemine vurgu yaparak, ‘Sanatın her dalında olduğu gibi, müzikte de akademik bir eğitimin kesinlikle çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bunun yanısıra disiplin ve  emek, tarihi ve kültürel birikim, yerel ve evrensel donanım sahibi olmak gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca iyi bir icracı olmak için, iyi bir dinleyicide olmak gerekiyor’ diyor.

Özgür kadın mücadelesi sanatçı yarattı

Deniz Deman, kadınların sanat uğraşlarında öncelikli olarak özgürleşmelerinin önemine değinirken de, ‘Besêlerden Zilanlara, Sakinelere kadar büyük bedeller ödendi. Bu bedellerle Kürt kadını gerek politik, gerekse sanatsal anlamda kendini daha özgür ifade etme zemini buldu. Bu konuda inkarcı olmamanın gerekliliğine inanıyorum.  Bu yüce ve ölümsüz, güzel insanları, biz Kürt kadınlarına kendimizi özgürce var etmemiz yolunda ışık oldukları için minnetle ve saygıyla anıyorum’ diyor. Erkek egemen zihniyetin kadının özgürlük alanını tehdit etmeye devam ettiğini belirten Deman, ‘Erkek egemen zihniyetiyle hayatın her alanında karşılaşmak mümkün. Cinsiyetçi söylem ve yaklaşımlar, kadının hala özgürlük alanını tehdit ediyor. Cinsiyetçi zihniyetin ürünü olarak, sanat sanki sadece erkek işiymiş algısı yavaş yavaş kırılsa da, hala pratikte
kadın sanatçı olarak sıkıntılar var’ dedi. 


Savaşta sanatçının duruşu
Kapitalizmin sanat alanındaki saldırılarına da dikkat çeken Deman, şunları söyledi: ‘Sanatta popülarite, sanatın doğası gereği, bir yere kadar anlaşılabilir; fakat günümüz dünyasında, kapitalizm ve onun kültürü olan popüler kültür, halkların etnik ve otantik kültürüne karşı sürekli asimilasyoncu bir savaş yürütmektedir.  Bütün mesele de, bu savaşta sanatçının nerede durduğudur. Popülist yaklaşımlarla kapitalist kültürün taşıyıcısı mı olacak; yoksa ait olduğu halkın tarihine ve kültürel köklerine mi sarılacak?’

Kürt müzik kurumlarının katkıları

Kürt müzik kurumlarının Kürt sanatına  katkılarına  ilişkin de Deman, ‘Kürt müzik kurumlarının elbette Kürt sanatına büyük katkıları var. Birçok sanatçının kendini yansıtması ve albümün çıkmasında yardımcı olmuşlardır. Ayrıca klasik müziğimizin, dengbêj geleneğinin tüm değerlerini arşivleyerek Kürt müziğine katkı sunduğunu düşünüyorum’ dedi.
Günümüzde müziğin sektörel sorunlarına ilişkinde Deman, ‘Dijital müzik pazarları ve korsan indirme ve dinleme tüm dünyada geliştiği gibi, Kürt müzik sektöründe de  bu oldukça yaygın. Bu yüzden, Kürt müzik sektöründe  albümlerin eskisi gibi rağbet görmediğine’ vurgu yaptı. Ayrıca bu sorunlara rağmen yaptıkları albümlerin, stran ve  kilamları yansıtabilecekleri en etkili araç olduğunu ve albüm yapmaya devam ettiklerini belirterek ‘Albümler aynı zamanda sanatçı için hem referans hemde, arşiv niteliği taşıyor’ dedi. Avrupa’da mı, Türkiye’de mi müzik yapmak istersiniz sorusuna ise: ‘ Tabiki sanatçının kendi ülkesinde sanat yapması daha anlamlı. Ama genel birşey söylemem gerekirse, müzikseverlerin ve halkımın olduğu her yerde müzik yapmak isterim’ diyerek cevap verdi.’




ERDAL ALIÇPINAR/KÖLN