Tahliye olduktan sonra açlık grevini evinde sürdüren İhsan Sinmiş, “Şimdiye kadar 8 insanımızı verdik. Beklesek içeriden cenazeler gelmeye devam eder” dedi.
Özgürlükçü Demokrasi gazetesi ve Gün Matbaacılık’a 28 Mart 2018’de İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği tarafından atanan kayyum sonrası tutuklanan 21 kişiden biri olan matbaa çalışanı İhsan Sinmiş (55), cezaevinde başladığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevini evinde sürdürüyor.
İstanbul 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde 11 Mart’ta görülen duruşmada “örgüte üye olmak” iddiasıyla 7 yıl 6 ay hapis cezası ve ruhsatsız silah bulundurmadan 1 yıl 10 ay hapis cezası verilerek tahliye edilen Sinmiş, Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle 1 Mart’tan beri açlık grevinde. Sinmiş, Silivri Cezaevi’nde başladığı eylemi, tahliye sonrası İstanbul Küçükçekmece’de bulunan evinde sürdürüyor.
Cezaevlerinde 7, toplamında 8 kişinin şehit olduğunu hatırlatan Sinmiş, şöyle devam etti: “Aslında bu arkadaşlarımız halka çağrı yapıyor. Onların sessizliğine yöneliktir. Herkes susmuş durumda. Binlerce insanlar cezaevinde bedenlerini ölüme yatırmış ama bunu kimse duymuyor, kimse görmüyor. Devlet zaten hiç gündemine almıyor. Devlet baskı uygulayarak insanları korkutmaya, susturmaya, açlık grevindeki arkadaşlarımızı caydırmaya çalışıyor. Açlık grevindekiler canını da verir ama vazgeçmez ama bu böyle devam etmez. Artık neredeyse ölüm oruçları başlayacak.
Devleti yönetenler, yazarlar, çizerler, gazeteciler, insan hakları savunucuları artık buna yeter desin. Daha nereye kadar bu gidecek. Cenazeler çıktıktan sonra mı ses vereceksiniz? 8 insanımızı verdik. Artık daha farklı cezaevlerinde daha fazla cenaze çıkmadan herkesin buna duyarlı olması lazım. Bu tecrit kalkmadan hiçbir insan bu grevi bırakmaz. Nereye kadar gidiyorsa oraya kadar gideceğiz. Kimsenin kuşkusu olmasın. Tecrit kırılıncaya, son buluncaya kadar hiçbir arkadaşımız bu eylemi bırakmaz. Son nefesimize kadar da devam edeceğiz. Herkes bu çağrıyı duysun. Artık beklemeyeceğiz. Beklesek içeriden cenazeler gelmeye devam eder. Onun için herkes ayağa kalksın.”
Bu toplum için utançtır
Tecride karşı HDP Amed İl Örgütü binasında açlık grevine başlaması üzerine gözaltına alınıp tutuklanan Salih Tekin, 5 Nisan’da tahliye edilmesi sonrasında eylemine bu kez evinde devam etmeye başladı.
HDP Milletvekili Dersim Dağ ile birlikte tecridin kaldırılması talebiyle 3 Mart’a açlık grevine başlayan Salih Tekin, aynı gün düzenlenen polis baskınında Sevican Yaşar, Salih Cansever, İsmet Yıldız ve Bilal Özgezer ile birlikte gözaltına alındı. Eylemlerini gözaltında da sürdüren 5 isim, ifadelerinin alınması sonrası 7 Mart’a serbest bırakıldı. Aynı gün yeniden parti binalarına gelerek açlık grevine başlayan ikinci bir gruba dahil olan bu 5 isim, ertesi gün düzenlenen polis baskınında 7 eylemci ile birlikte tekrar gözaltına alındı. 12 Mart’a adliye sevk edilen Abdulhalik Kurt, Yusuf Ateş ve Salih Cansever serbest bırakılırken, Sevican Yaşar, İsmet Yıldız, Salih Tekin ve Bilal Özgezer ise çıkarıldıkları mahkemece “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutukladı. Konulduğu Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde de eylemini sürdüren Salih Tekin, geçtiğimiz 5 Nisan’da tahliye edildi. Tekin, tahliyesi sonrası eylemine bu kez evinde devam etmeye başladı.
Girdiği açlık grevinin ahlaki ve politik bir duruş olduğunu söyleyen Tekin, “Ülkede faşizm ve daha ötesi boyutlarda politik ve hukuk dışı uygulamalara kaşı bir ses olmak gerek. Türkiye’de hukuk ve insanlık askıya alınmış. Sayın Leyla Güven’in başlatmış olduğu açlık grevi eylemi aynı zamanda bu hukuksuzluğa bir cevaptı. Sokakta siyasi partiler üzerinde hatta her bir birey üzerinde devam eden bu faşizme bir ses olmak gerekiyordu. Kararım bu şekildeydi, devam etmeye kararlıyım” dedi.
Herkes tepki göstermeli
Leyla Güven’in bu ülkenin bir hakikati, aynası ve vicdanı olduğunu belirten Tekin, “Tecrit, gayri hukuki olmanın yanı sıra gayri ahlakidir, ulusal ve uluslararası arenada bir insanlık suçudur. Bu insanlık dışı uygulamaya kaşı herkesin bir tepki koyması gerekiyor” şeklinde konuştu.
Tekin, tecride karşı tüm cezaevlerinde başlanan eylemin toplum tarafından doğru okunması gerektiğini de ifade ederek, şöyle devam etti: “Türkiye’de demokratik yoların açılması ve barışın sağlanması tecridin kaldırılmasına bağlıdır. Bunu iyi anlamak gerekir.”
Açlık grevinin kişinin kendi bedeni üzerinde tasarrufta bulunması olduğunu ve bugüne kadar açlık grevine giren bir kişinin yargılanmasının görülmediğini kaydeden Tekin, şunları ifade etti: “Biz bunlarla karşı karşıya kaldık, vahim bir durumdur. Burada toplumun buna ses olması gerekiyor, çünkü bir kişiyi ilgilendiren bir durum değil, tüm toplumu ilgilendiren bir taleptir. Bir vekilin çaresiz kalıp bedenini açlığa yatırması, bu ülke, bu toplum için bir utançtır.”