Bekleyerek değil mücadele ederek

  • ”Bekleyerek değil, mücadele ederek kazanabiliriz” diyen HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, ”Demokrasi güçlerine, siyasal ve toplumsal muhalefete düşen görev, iktidarın sonunu hep birlikte gerçekleştirmektir” dedi.

Hiçbir iktidar kendiliğinden gitmediğini, bunun için güçlü seçenekler sunulması gerektiğini vurgulayan HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, ”İnandırıcı bir demokrasi, barış ve adalet programı oluşturmamız; demokrasi ve adalet konusunda tutarlı, samimi ve cesur bir ortak duruş sergilememiz lazım” şeklinde konuştu. Oluç, HDP’ye dayanışma ve desteğin önemine işaret ederek, bunu geliştirmek istediklerini; her türlü fedakarlığı yaparak demokrasi, adalet, özgürlük, eşitlik ve barış mücadelesini büyütmeyi ve ortaklaştırmayı hedeflediklerini söyledi.

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, sorularımız yanıtladı.

 

6-7 Ekim’in üzerinden 6 yıl geçmiş ve üstelik davadan beraat eden Ayhan Bilgen örneği de varken neden gerekçe olarak Kobanê eylemleri gösterildi?

6-7 Ekim’in üzerinden 6, soruşturmanın başlatılmasının üzerinden ise 5 yıl geçti. Yıllardır bu soruşturmayı yedekte bekleten iktidar, şimdiki konjonktürü yeni bir saldırı dalgası için uygun gördü ve bu adımı attı. Önce şunu özellikle belirteyim ki; kesinlikle hukuki değil, siyasi bir operasyondur. Siyasi bir karar alınmıştır. Ayhan Bilgen’in hukuki durumunun dikkate alınmaması da bu nedenledir. Bu siyasi kararın hedefi, demokrasi ve adalet mücadelesinde büyük bir tehlike olarak gördükleri HDP’yi, tüm kurum ve kuruluşları, ittifakları ve bileşenleri ile demokratik siyasetten tasfiye etmektir. 2014 Çöktürme Planı’nı sürdüren iktidar, yargıyı kullanarak HDP’yi tasfiye etmeye çalışmaktadır. Bu aynı zamanda HDP’yi felç etme ve intikam operasyonudur. Kürt halkına ve Kürt seçmene düşmanca yaklaşımın bir tezahürüdür. DAİŞ’e karşı mücadelede Kobanê son derece önemli, sembolik ve tarihsel bir yer tutmuştur. Bu operasyon, aynı zamanda bu gerçekliğe de bir iktidar cevabıdır. Kürt halkına ve seçmenine, ”Kobanê’ye sahip çıkmayın” mesajı verilmektedir. Ayrıca toplumsal ve siyasal muhalefete, demokrasi güçlerine de bir gözdağı verme operasyonudur. 

 

Bu operasyonun MGK toplantısının hemen ertesi sabahı yapılması da dikkate alındığında zamanlaması için neler söyleyebilirsiniz?

MGK toplantısının hemen ertesinde olması elbette çok manidardır. İç ve dış politikadaki gelişmelere baktığımızda da birçok nedeni görmek mümkündür. İktidar, Türkiye iç politikasında tam bir fiyaskoyla karşı karşıyadır. Ekonomik ve sosyal kriz bütün ağırlığıyla yaşanıyor. İşsizlik, Cumhuriyet tarihinin rekor düzeyine vardı. Hayat pahalılığı, iktidarın bütün rakamlarla oynama girişimine rağmen inanılmaz boyutlarda. Halk bunun farkındadır. Demokrasi krizi, tek adam yönetimi, kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırılmış olması, yürütmenin yargıyı tahakküm ve baskı altına almış olması, yürütmenin yasamayı bir noter gibi kullanmaya başlaması ortadadır. Bugün yapılanlar, faşizmin kurumsallaşma çabalarının son adımlarıdır. İktidar, dış politikada da bu iktidar fiyasko üzerine fiyasko yaşıyor. Libya, Doğu Akdeniz ve Ege, Kuzey-Doğu Suriye bu fiyaskonun köşe taşlarıdır.

 

HDP’nin diğer muhalefetle ilişkileri, anti faşist blok oluşturma çabası, her şeye rağmen Demokratik Mücadele Programı’nın sürdürmesi söz konusu. Bu operasyondaki ana ve tali hedefler nedir?

HDP, demokrasi, hukuk, adalet, eşitlik, özgürlük ve barış mücadelesinin lokomotif gücü olduğu için de bu intikam operasyonuyla karşı karşıya kaldı. Hedef HDP’siz bir Türkiye, HDP’siz bir siyaset, HDP’siz bir yaşam, HDP’siz bir parlamentodur. HDP, en az 6 milyon seçmeni ve aileleri ile birlikte 20 milyon insanı temsil eden bir siyasi partidir. Kürt halkının ve Türkiye demokrasi güçlerinin sözcüsüdür. İktidar, bütün bu güçleri; toplumsal ve siyasal muhalefeti etkisiz hale getirmeyi hedefliyor.

HDP’nin halkla, toplumla, demokrasi güçleri ile ilişkisinden; barış, demokrasi, hukuk ve adalet mücadelesindeki gücünden korktukları için bu intikam operasyonunu yapıyorlar. Bu aynı zamanda Genel ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 50+1’i elde etme operasyonudur.

HDP, toplumsal müzakere, diyalog, toplumsal uzlaşma dedikçe onlar tasfiye etmek için uğraşıyor. HDP bitirilirse otokratik düzen, tek adam düzeni başarıya ulaşır diye düşünüyorlar. Demokrasi ittifakını ve girişimlerini engellemeye çalışıyorlar.

 

Belki bu meselede savcının kimliği küçük bir detaydır ama rejimin karakteri ve işleyişi açısından soruyorum; soruşturmayı başlatan savcı ile Erdoğan arasındaki rabıtanın Pınarhisar’daki cezaevi günlerine kadar uzandığı biliniyor. Savcının, bu ve öncesindeki Demirtaş davası da dahil operasyonel rolü nedir?

Hepsinde son derece merkezi bir rolü vardır. Esas itibarıyla iktidarı ve devlet yapısını temsil eden bir pozisyondadır.

 

Operasyondan sonra HDP’ye üyeliklerin arttığı haberlerini okuduk. HDP ile yeterince dayanışma gösterildi mi, başka ne yapılmalıydı veya yapılabilir?

HDP, çok büyük bir dayanışma ve destek aldı. Hem Meclis içindeki hem de dışındaki siyasal muhalefet, partiler, sivil toplum kuruluşları, dernekler, meslek örgütleri, yurttaş girişimleri, kanaat önderleri, demokrat ve vicdan sahibi yurttaşlar büyük bir dayanışma gösterdi. Aynı zamanda uluslararası alanda kurumlar, kuruluşlar, siyasi partiler çok büyük destek verdi. Destekleyenler, HDP’nin bütün politikalarına, söylediklerine katılmasalar da HDP’siz bir Türkiye’nin demokrasi açısından ne kadar büyük bir kayıp olacağının farkındalar. Bu dayanışma ve desteği büyütmek istiyoruz. Onlarla birlikte her türlü fedakarlığı yaparak demokrasi, adalet, özgürlük, eşitlik ve barış mücadelesini büyütmeyi ve ortaklaştırmayı hedefliyoruz. Şunu çok açık bir şekilde ifade ediyoruz; bugün HDP’ye sahip çıkmak, demokrasi, özgürlük, barış ve eşitlik mücadelesine sahip çıkmak demektir.

 

HDP’yi kapatma söylemleri de tedavülde tutuluyor. Buna resmen cüret edebilirler mi?

Hukuken bunu yapabilirler ama siyaseten bu adımın başarılı olması mümkün değil. Savcılıklar ellerinde, mahkemeler ellerinde, üstelik Anayasa Mahkemesi’ne yönelik tehditler de ortada. Hem Süleyman Soylu hem de Devlet Bahçeli, Anayasa Mahkemesi’ni açıkça tehdit etti. Bu tehditler, esas itibarıyla geleceğe dönüktür. Yani yapabilirler ama istedikleri siyasal sonucu asla elde edemezler.

 

Bundan sonrası için hem Meclis hem de sahada neler yapacaksınız, bu saldırı dalgasını nasıl aşacaksınız?

Öncelikle 6-8 Ekim 2014’te yaşanmış olanları Meclis’te ve kamuoyunda tartışacağız. Bizler her şeyin, yani hakikatin açığa çıkmasını istiyoruz. Ayrıca bize; demokrasi güçlerine, siyasal ve toplumsal muhalefete düşen görev, iktidarın sonunu hep birlikte gerçekleştirmektir. İktidarın baskılarını durdurmak için toplumsal güç birliğine ve ortak mücadeleye ihtiyaç var. O nedenle demokratik mücadeleyi büyütme çağrılarımızı, her zeminde yapmaya devam edeceğiz. Biliyoruz ki, hiçbir iktidar kendiliğinden gitmez, bunun için güçlü seçenekler sunmalıyız. İnandırıcı bir demokrasi, barış ve adalet programı oluşturmamız; demokrasi ve adalet konusunda tutarlı, samimi ve cesur bir ortak duruş sergilememiz lazım. Bütün bunları toplumsal ve siyasal muhalefet hep birlikte yapmalıdır. Bekleyerek değil, mücadele ederek kazanabiliriz.

HDP, demokratik siyaset zeminini terk etmeden; siyasi hedeflerini, mücadele programlarını demokratik siyaset zemininde yürütecektir. HDP, toplumsal ve siyasal alanda demokrasi ittifakı hedefinden hiçbir şekilde vazgeçmeyecek ve bunu gerçekleştirecektir.

 HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.