YEK-KOM öncülüğünde 1-15 Eylül tarihleri arasında, “Almanya’da Kürt Kimliği Resmi Olarak Tanınsın” adı altında düzenlenen kampanya için 60 bine yakın imza toplanıp Almanya Federal Parlamento Dilekçe ve İmza Komisyonu’na teslim edildi. Bu kampanya ile Kürtler, Almanya’da diğer göçmen halkların sahip olduğu hakları talep yönünde ilk kez böylesi örgütlü bir çabayı da ortaya koymuş oldu. Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM) Başkanı Yüksel Koç ile yaptığımız söyleşide, Kimlik ve Dernek Üye Kampanyası’nın geldiği aşama, Türkiyeli ve Kürdistani sivil toplum örgütlerinin ortaklaşması, Kimlik Kampanyası’nda ortaya çıkan sorunlar ve Kürtlerin bulunduğu ülkede yasal ve anayasal hak bilincine ne oranda sahip olduğu gibi konuları ele aldık…

YEK-KOM Başkanı Yüksel Koç, yeni çalışmalar konusunda da bilgi verdi. Bu söyleşinin önemli bir tartışmayı başlatacağını düşünüyoruz. 

Kurum olarak 1-15 Eylül tarihleri arasında Kimlik Kampanyası doğrultusunda Federal Parlamento Dilekçe Komisyonu’da dilekçeleri vermiştiniz. Yine, ondan sonra online üzerinde bu imzaları sürdürdünüz. Şimdi geldiğiniz aşama nedir?

İmza kampanyamızın birinci aşaması imzaların teslim edilmesiydi. Birinci aşama kısa sürede sonuçlandı. Ancak Kimlik Kampanyamızın uzun vadeli ve daha disiplinli bir çalışmayı gerektiren ikinci aşaması başlamış bulunuyor. Bu yalnız online yani internet üzerinde yapılan çalışma değil, onun farklı detayları da var. O konuda da bir planlamaya gittik. Birincisi, online yani sanal ortamdaki imza toplamalar devam ediyor. Fakat daha önemli olanı bizim ikinci aşama dediğimiz Kimlik Kampanyasının birincisi, Federal Almanya’daki tüm icracı bakanlara, tüm siyasi partilerin göçmen temsilciliklerine mektuplar yazarak, bu kampanyanın ne amaçla yürütüldüğü ve ne kadar imza toplandığına dair randevu talebinde bulunduk. Yine bu imza kampanyasında bizim talep ettiğimiz Almanya’daki Kürt toplumunun bu ülkede ayrı bir göçmen grubu olarak tanınması ve diğer göçmen gruplara tanınan hakların Kürtlere de tanınması yönündeki 10 maddelik talebimizin hem Kürtlere hem de Federal Almanya’ya sağlayacağı faydayı özellikle bu görüşmelerde aktaracağız. Çünkü Federal Almanya Parlamentosu Dilekçe Komisyonu’na verdiğimiz imzalar sırasında bize şunlar söylenmişti: “Siz bu imzaları içeri verdikten sonra, biz bu imzaları sizin talepleriniz doğrultusunda maddeleri ilgili bakanlıklara göndereceğiz ve onlardan görüş isteyeceğiz.” Yani hangi madde hangi bakanlığı ilgilendiriyorsa o talepler o bakana dilekçe komisyonu mektup yazacak ve ondan görüş isteyecek. Kampanyamız da örneğin eğitimle ilgili bir talep var ve bunu Milli Eğitim Bakanı’na soracaklar.

Görüşme talebininize olumlu cevap aldınız mı?
Şu anda Almanya’da bütün siyasi partiler görüşme talebimize olumlu cevap verdi. Ocak 2012’de onlarla görüşmeler yapacağız. Ayrıca 27 Ocak’ta Niedersachsen Eyaleti’nin (Aşağı Saksonya) başkenti Hannover’de Eyalet Parlamentosu’nda, imza kampanyasını niçin yaptık? Neler ortaya çıktı? Daha neler yapmamız gerekiyor? sorularının cevabını arayacağımız bir konferans yapacağız. Federal düzeyde icracı bakanları da mektup göndermiştik. Onlardan henüz cevap gelmedi. Bu aralar cevap gelmezse tekrar başvuracağız.

Siyasi partiler ve bakanlıklara paralel olarak farklı sivil toplum örgütleri ile de görüşmeler oluyor mu?

Alman Eğitim Sendikası’nın Uluslararası İlişkiler Bölümü ile görüştük. Onlar da bize “zaten sizin taleplerinizi destekleyen bir karar almıştık” dediler. Bu konuda bizi desteklediklerini söylediler. Uluslararası İnsan Hakları Ligi de taleplerimizi desteklediklerini belirtiyorlar. Bunun dışında özellikle sendikalar düzeyinde görüşmeler yapıyoruz. Hizmet sendikası Ver.di ile de taleplerimizi desteklemesi için onlarla görüşmeye çalışıyoruz. Uluslararası İnsan Hakları, Uluslararası Atom Savaşına Karşı Doktorlar Birliği (IPPNW), Afrikalılar, Tamiller ve Asuri-Süryani gibi bazı göçmen örgütleri de daha önce desteğini açıklamış ve çalışmalarımızda yer almıştı. Daha çok destek bulmak için çalışmalarımız da devam edecek.

Düzenlediğiniz kampanya için eyalet parlamentoları, ya da eyalet hükümetleri düzeyindeki başvurularınız var mı?

Biz özellikle eyalet parlamentolarının dilekçe komisyonlarına birer mektup yazdık. Bu mektupta yaklaşık olarak 35 tane Kürt, göçmen ve Alman sivil toplum örgütünün bu kampanyayı birlikte yürüttüğünü belirttik. Eyaletlerdeki dilekçe komisyonlarına, Almanya Federal Parlamentosu Dilekçe Komisyonu’na teslim ettiğimiz imzaları ve dilekçe metninde olan talepleri yazdık. Tabii daha önce Federal Alman Parlamentosu’ndan yerine getirilmesini istediğimiz taleplerin bir kısmı eyalet parlamentolarını ilgilendirmeyen maddelerdi. Örneğin Kürt sorununu çözümü konusunda Almanya’nın rol alması gibi. Bu madde doğrudan eyalet parlamentolarını ilgilendirmeyen bir maddedir. İşte buna benzer maddeler çıkarıldı, onun yerine iki tane madde eklendi. Bunların biri Kürtler ile ilgili bilimsel araştırmaların yapılmasıdır. Şu ana kadar alan araştırması yapılmamıştır. Bu eyalet parlamentolarını ilgilendiriyor. İkinci madde ise, Kürtlerin kendi kurumları olmadığı ve bir devlet yapısına sahip olmadıkları için göçmen Kürtlerin ihtiyaçlarını giderecek biçimde Kurdoloji ya da öğretmen yetiştirme bölümlerinin kurulması yönündeki talepti.
Bunun için eyalet parlamentolarından ön araştırma yapılmasını istedik. Bunun dışında iki husus daha var. İlki kampanyamızda başlatmıştık fakat imza kampanyası sırısında pek fazla gündeme gelmedi. O zaman daha çok imzalar gündeme gelmişti. O, biraz imza çalışmalarının gölgesinde kaldı. Bu, belgelerdeki kişinin kökenini belirten bölüme ‘Kürt yazılsın’ yönündeki dilekçeler vardı. Dediğim gibi onlar imza kampanyasının gölgesinde kaldı. Biz bunu tekrar gündeme getireceğiz. Bu yönlü dilekçeler avukatlar tarafından hazır hale getirildi. Kişi ister Almanya vatandaşı olsun ister olmasın farketmez bu dilekçeleri ilgile kurumlara verebilir. Örneğin “Ben Frankfurt’ta yaşıyorum. Ben Kürt kökenli bir insanım, benim belgelerimin köken (uyruk) bölümüne ‘Kürt’ olarak yazılmasını istiyorum” gibi. Aslında biz bu hakkı, bugüne kadar kullanmadık. Yine önemli bir husus daha var. Örneğin bazı insanlarımıza bir yürüyüşe katıldığı için vatandaşlık hakkı verilmiyor. Dernek yönetiminde olduğu için oturumları gözden geçiriliyor. Ya da diyelim ki çocuğuna Kürtçe isim vermiş, bu konuda çeşitli sorunlarla karşılaşıyor. Yani hem kimliği hem de etnisitesinden ötürü sorunlarla karşılaşıyor. Bu hem ulusal hem de siyasal kimliği nedeniyle karşılaştığı sorunlardır.

‘Etnisite bölümü memurların keyfine bırakılmış’

Biz bütün derneklerimizde şöyle bir şey geliştireceğiz: Bu uygulamalara maruz kalan arkadaşları ikna edeceğiz ki; bu arkadaşlar bir dilekçeyle eyalet parlamentolarının dilekçe komisyonlarına maruz kaldıkları uygulamaları yansıtabilsin. Bu arkadaşlara sadece kurumlarımız değil, çeşitli yerlerde Kürt kökenli veya Kürt dostu milletvekilleri var onlar da yardımcı olabilir. Kişi sorunlarını anlattığı ve eyalet parlamentosu dilekçe komisyonuna sunduğu dilekçede, o parlamentodaki milletvekilinin adını vererek, ‘benim sorunumu şu milletvekillinin takip etmesini talep ediyorum’ şeklinde talepte de bulanbiliyor. Biz önümüzdeki süreçte bunu önce dernek yönetimlerine anlatacağız. Onlarda gittikleri derneklerde kendi üyelerine bunları anlatacaklar. Kimlik kampanyasının başarı sağlaması için insanlarımızın belgelerinde ‘Kürt’ yazdırmaları çok çok önemlidir.
Altını çizerek tekrar söylüyorum, hukuki olarak bunda hiçbir engel yok. Şimdiye kadar bunu yaygınlaştırmamak bizim eksikliğimizdir. Aslında bu bir haktır. Bunun bir hak olduğunu bilen ve belgelerinde ‘Kürt’ yazdıran Kürtler de aslında var. Ama çoğunlukla memurların inisiyatifine bırakılmış. Bazı bölgelerde yine iyi niyetli olan bazı memurlar bunu yapmış. Yine iyi niyetli bazı memurlar kişinin kökenini belgelere bu şekilde yazmış ama bu yaygın değil. Yaygınlaşmaması hem bizim bu hakkı kullanmamamız ikincisi ise ilgili memurların bu yönlü bir bilgi vermemesinden kaynaklanmıştır. Onlar ‘etnisite bölümüne istediğiniz yazabilirsiniz’ demedikleri için insanlarımız o hakkını kullanamamış.

Bu, kişi ile Alman kurumları arasındaki bütün belgeleri kapsıyor değil mi?

Evet evet. İşte biz bu dilekçeleri hazırlarken vatandaş olanlar Meldestellung dedikleri yerlere, vatandaş olmayanlar da yabancı polise başvurabilecekler.

Peki bu çabalarınız federasyonunuza bağlı derneklerde anlaşılıyor mu? Bu çabalarınız Kürt kamuoyuna mal olma gibi bir durumu var mı?
Kimlik Kampanyası doğrultusunda yapılan çalışmalar ve bu yönlü çabalar elbette belli bir yapıya maloldu. Bunu tekrar vurgulamak gerekiyor ki, Kürt basını önemli bir rol oynadı. Bu işin bir boyutu. Ancak derneklerimize gidip gelmeyen fakat bu kurumlarla ilişkisi olan Kürtler de var. İşte bu kampanyayı bütün Kürtlere anlatmak ve onları ortak etme noktasında zayıf kaldık. Farklı kesimlere ulaşma noktasında yeterli değiliz tabii. Daha geniş kesimlere ulaşma noktasındaki zayıflık özeleştiri verilmesi gereken bir durumdur. Ancak bunu daha geniş kesimlere, Alman kamuoyu ve diğer kesimlere maletme noktasında daha aktif olmamız gerekiyor. Öte yandan iki önemli gelişme oldu. Bunları söylemeden geçmek doğru olmaz. Almanya’nın 4 eyaletinde Kürtçe anadil eğitimi veriliyor. Bunlar Nieder Sachsen, Bremen, Hamburg ve Nordrhein Westfalen’dir. Bunlardan Bremen ve Nordrhein Westfalen eyaletleri bize şunları iletti: “Evet sizin Kürtçe anadille eğitimin diğer göçmen gruplarla eşit statüye kavuşturulması yönündeki talebinizin 10. sınıfa kadar seçmeli hale gelmesi ve notlu bir sisteme geçmesi yönündeki talebinizi kabul ediyoruz. Bu konuda sizin öğretmen sağlamanız ve başvuru yapmanız gerekiyor.”
Bremen ve Nordrhein Westfalen eyaletlerinde 10. sınıfa kadar Kürtçe notlu ve seçmeli ders olarak kabul edildi. Biz şimdi bunun çalışmasını derneklerde tartışarak yürütüyoruz. Bu talep doğrultusunda hem öğrenci hem de öğretmen sağlama noktasında bir çalışma yürütmemiz gerekiyor.

Almanya’da Kürt kurumları öğretmen sağlama yönündeki talepleri karşılıyorlar mı? Bazı yerlerde de ‘öğretmen sağlayın anadil yönündeki talebinizi yerine getirelim’ şeklinde ilgili kurumların, anadil talebinde bulunan Kürtlere cevabı olmuştu. Kürt kurumlarının çabısı bu konuda yeterli midir?
Kürt kurumları bu konuda yeterli değildir. Özellikle, ilgili kurumlar örneğin Kürdistan Öğretmenler Birliği (YMK) ve Kürt Enstitüsü ile görüşme halindeyiz. Fakat ortada bir handikapımız var tabii. Kürtçe anadil için kurslara veriliyor, ama öğretmen yetiştirme konusunda yetersiz kalınıyor. Kişinin üniversite mezunu olması, pedagoji eğitimi alması gerekiyor. Biz eyalet parlamentolarına ilettiğimiz taleplerde şunları söyledik: “Kürtler devleti olmayan bir halktır. Böyle olduğu içinde haliyle üniversiteleri ve Kurdoloji bölümleri yoktur. Onlardan Kurdoloji talebinde bulunmamızın bir nedeni bu açığı gidermekti. İkincisi ise, Kürtlerden öğretmen talebindeki kriterlerin değişmesi gerektiğine inanıyoruz. Çünkü Kürtlerin durumu, bu ülkede yaşayan ve devleti olan diğer göçmen grupları gibi değil. 

Yani burada bir pozitif ayrımcılık talebiniz var!
Evet bunu talep ediyoruz. Önümüzdeki dönemlerde eyalet yönetimleri ile yapacağımız görüşmelerde bunları gündeme getireceğiz. Anadil eğitimi yönündeki taleplerin muhatabı eyalet parlamentolarıdır, eyalet milli eğitim bakanlarıdır.
Biz burada Kürtlerin devleti olmadığını, Kürt üniversitelerinin olmadığını yani gerçekliğimizi anlatacağız. Normal şartlardaki kriterleri Kürtlerden istemek aslında bu işe hiç başlamamak anlamına geliyor. Biz bunun yerine eğitim verebilecek bir düzeyde olan, Kürt Enstitüsü ve Kürt Öğretmenler Birliği’nin geliştirdiği kurslara katılan insanların öğretmen olarak kabul görmesi yönünde görüşeceğiz. Ancak buna karşılık kalıcı çözümlerden yanayız. 

Kalıcı çözüm nedir?
Biz taleplerimimizde artık Almanya’da bir Kurdolojinin kurulmasının zamanının geldiğini, en az bir yerde başlayarak birçok yerde Kurdoloji bölümünün kurulması gerektiğini söylüyoruz. Ancak şunu da çok iyi biliyoruz. Özellikle bazı görüşmelerimizde bize şu söylendi: “Üniversiteler bağımsız kurumlardır. Hükümetlerin üniversiteler üzerinde birşey söyleme yetkileri yok.” Bu doğru ama eyalet hükümetleri, Kurdoloji bölümünün açılması karşılığında ortaya çıkacak masrafı ödemeye hazır olduklarını belirtirlerse, o konuda bir sıkıntı ortaya çıkmaz.  

Söylediğiniz hususlar ya da hazırladığınız projeler önemli. Ancak tek başına bir hakkın olması birşey ifade etmiyor. Hak kadar, bu hakkın kullanımı için bir bilincin olması gerekiyor. Ben tekrar üye derneklerinize ve onlarla ilişkide olan Kürtlere sözü getirmek istiyor. Ki, nihayetinde projelerinizi hayata geçirecek olan da üyeleriniz olacak. ‘Ben yasal haklarımı kullanmalıyım’ şeklinde bir mentalite var mı? Ya da bu gelişiyor mu?
Sürecin hassasiyeti ve Kürdistan’daki gelişmeler, işte Kürt Halk Önderi Öcalan’a yönelik tecrit var. Bu tecrit 3 ayı geçti. Yine askeri ve siyasi operasyonlar var ve gerillaya karşı kimyasal silah kullanılıyor. Yine tanınmış akademistler gözaltına alındı.
Evet bunlar doğru. Tabii ki gündem çok yoğun. Ama şöyle bir gerçeklik de var, bizim bu taleplerimiz ülkedeki gelişmelerle birebir örtüşen taleplerdir. Onun dışında birşey değildir. Bizim Kimlik Kampanyası yönündeki taleplerimiz, projelerimiz ülkemizdeki halkımıza da güç verecektir. Almanya’da Kürt kimliği tanındığı zaman Kuzey Kürdistan ve diğer parçalardaki Kürtlere hem moralmen bir güç verecek, hem de o egemen ülkeler Kürt kimliğinin tanınmasının öyle bildikleri gibi öcü birşey olmadığını da görecekler. Bundan dolayı çalışmalarımızın gölgede kalması doğru değildir. DEVAM EDECEK

SİDAR DERSİM