Belirsiz yaşama terk edildiler

Kadın Haberleri —

Mülteci Kadınlar

Mülteci Kadınlar

  • Türk devleti önce şehirlerini işgal etti, ardından yönetimini HTŞ çetelerine bırakarak onları belirsiz bir yaşamın içine sürükledi. İdlib’de yerinden edilen ve kamplarda zorlu koşullarda mücadele eden kadınlar güvende değil ve uluslararası destek alamıyorlar.

Erkek-devletin başlattığı savaşların bedelini her anlamda kadınlar ödüyor. Katlediliyor, tecavüze uğruyor, göçertiliyor ve sistematik baskıya maruz kalıyor. Dünyanın her yerinde bu böyle. Suriye’de de 2011’de krizin patlak vermesi ardından gelişen tüm saldırı ve işgalin bedelini yine kadınlar ödedi.
Suriye’nin kuzeyindeki İdlib şu anda Türk devleti ve ona bağlı çete grubu Heyet Tahrir El Şam'ın (HTŞ) işgalinde. 80 binden fazla insanın göçertildiği kentte, yerinden edilen kadınlar kamplarda hayatta kalma mücadelesi veriyor. Jinha’dan Hadeel Al Omar, yerinden edilen kadınlarla konuştu. 

Yaşamak için kaçtı
Samar Al-Zaydan 33 yaşında, saldırılar başlayınca çocuklarını yanına alarak kaçmak zorunda kaldı ve saldırıların İdlib’in güneyindeki Eriha’ya kadar uzanacağını tahmin etmedi. 
“Barınma merkezi yaşamak için uygun değil. Yiyecek yok, sağlık hizmeti yok, ilaç yok. Barınma merkezinde yüzlerce yerinden edilmiş kadın var ve koşullar çok zor. İçme suyu dahil en temel ihtiyaçlardan yoksunuz.”

Güvenlik yok, sağlık yok, hizmet yok
Barınma merkezlerine evlerine göre daha güvenli olduğu için katlandıklarını söyleyen Samar Al-Zaydan, yaşadıkları sorunları anlattı:
“Günlük olarak bombardımanlar oluyordu ve çocuklarım için çok korkuyordum. Bu nedenle barınma merkezine gelmek zorunda kaldım. Kira fiyatlarının yüksek olması nedeniyle de ev kiralayamadım. Kira fiyatlarında eşi benzeri görülmemiş bir artış var. Kanvas tipi bir çadır için defalarca girişimlerim oldu ancak olumsuz sonuçlandı. Yerinden edilmiş kadınlar olarak belirsiz bir yaşamın içerisindeyiz ve bu ne kadar sürecek bilinmiyor. Saldırılar devam ettikçe koşullarımız daha da ağırlaşacak. Özellikle salgın hastalıklar yayılabilir. Önleyici, çevresel ve sağlık hizmeti olanakları bulunmuyor.”

‘Ölüm göçten daha kolay’
35 yaşındaki Taqa Abdul Qader, Samin kentinden göç etti.  "Benim için ölüm, yerinden edilmekten daha kolay" sözleriyle tanımlıyor yeni yaşamını. 
Eşi geçtiğimiz yıl saldırılarda yaşamını yitirdiği için evin geçimini tek başına sağlıyor. Şu an kız kardeşinin kaldığı Deir Hassan Kampı’ndaki yerini kendileriyle paylaştığını söyledi. 
“25 metre karelik alanda hep birlikte yaşıyoruz. Durum istikrara kavuşup normale dönene kadar kamplarda yaşamak için bir yer ayarlamaya çalıştım ancak taleplerim kulak ardı edildi. Kamp hayatı önümdeki tek seçenek olarak kaldı. Kamplardaki aşırı nüfus yoğunluğu göz önüne alındığında, insani yardım kuruluşlarının ve uluslararası örgütlerin yerinden edilenlere yönelik hizmetleri yetersiz kalıyor.”
Taqa Abdul Qader, çocuklarıyla birlikte barınabileceği uygun bir konut bulamazsa Sarmin’e geri dönecek.

Yeteri destek yok
İdlib'deki insani yardım kuruluşlarından birinin çalışanı olan 29 yaşındaki Holud Al-Rajo da kadınlara kalıcı konut sağlanması gerektiğini ve kadınların yaşamının yetersiz destek nedeniyle daha da zorlaştığını belirtti. İDLİB

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.