
Müslümanlaştırılan Ermeni kadınların dramını anlatan „Kara Kefen“ kitabı, Belge Yayınları’ndan çıktı. Gülçiçek Günel Tekin’in kaleme aldığı kitap, Türkiye’da hala tabu olarak görülen ve yüzleşilmeyen 1915 Ermeni Soykırımı’nın bir yanına ışık tutuyor.
Dil ve asimilasyon politikaları üzerine çalışmaları bulunan eğitimci-yazar Gülçiçek Günel Tekin, komşusu Şirin Tan’ın, annesine ilişkin anlattıklarından yola çıkarak, topladığı benzer hikayelerle oluşturuyor kitabını. İzmir, İstanbul, Mêrdîn, Êlîh, Mersin illerini dolaşarak, çocuklarından, torunlarından bu kadınların hikayelerini dinlemiş. Tekin’in en büyük üzüntüsü kadınların öykülerini kendilerinden dinleyememek olmuş. Tekin, buna karşın “Ancak sorsaydım da anlatırlar mıydı bilemiyorum. Çünkü kendi çocuklarına bile ancak ölümlerine yakın anlatmaya başlamışlar ve şimdi hiçbirisi hayatta değil” diyor.
Ailesini katledenlerle evlendirildiler
Tekin, kitabında kimliklerini, dinlerini ve dillerini değiştirmek zorunda kalan, Müslümanlaştırılan bu Ermeni kadınlarının öykülerini anlatıyor. Varter Tumacanyan Elazığ’ın Kulveng köyünden, Hanım Erzurum’un Hınıs ilçesinden, Zarure Adana Hacun köyünden, Xezal Wanlı... Bu kadınlar, kendilerini kaçıran, hatta ailelerini katleden erkeklerle evlenmek zorunda kalmışlar, kimi kuma olmuş, kiminin üzerine kuma gelmiş. Kimiyse genç yaşta, yedi sekiz çocukla dul kalmış. Yaşadıklarını ömürlerinin son anlarına kadar kimseyle paylaş(a)mamışlar. Gülçiçek Günel Tekin, bu kadınların son anlarında çocuklarına söylediklerinden yola çıkıp, onların izlerini sürüyor.
Siyah kefenle gömüldü
Varter Tumacayan’ın öyküsünü kızı Şirin anlatıyor. Varter adını hiç kullanamadı. O’na Zeynep ya da Veyve (gelin) dediler. Varter’in ailesinin de bulunduğu kafile, katledilir. Varter Tumacanyan’ın öyküsünü anlatmaya başladığında anlıyoruz kitabın adının neden Kara Kefen olduğunu. Varter, “Bütün yaşamım acı dolu oldu, beni beyaz kefenle değil, kara kefenle gömün” diyor. Ölümünden üç gün önce çocuklarına kefenini aldırtıyor. Ölüm döşeğinde yatağının tam karşısına astırıyor ve üç gün boyunca ona bakıyor. Onunla gömülüyor.
Zarakolu: Tabuyu deşiyor
Geçtiğimiz Kasım ayından bu yana tutuklu olan yayınevinin sahibi Ragıp Zarakolu kitap için şöyle diyor: „Gülçiçek Günel Tekin, Müslümanlaştırılan Ermeni kadınların dramını ele alırken, Türkiye’nin en tabu konularından birini daha deşiyor, otopsi masasına yatırıyor. 1915 travması yalnız Ermeniler açısından değil, Türkler ve Kürtler başta olmak üzere onlarla birlikte yaşamış olan tüm halk grupları açısından da geçerli ve etkileri hala devam etmekte. Bu travmanın en ele alınmayan grubu ise, karma köklere sahip ailelerin çocukları. Bu gerçeklik, bir aile sırrı olarak, bilinçlerin en ücra köşelerinde tutuluyor.“
KÜLTÜR SERVİSİ