
Manisa’da 57’si tutuklu 138 HDP’linin yargılandığı davanın ilk duruşması yapılıyor. 2 yıl sonra başlayan davada, HDP’nin dört İl Eşbaşkanı da yargılanıyor. Bütün siyasi faaliyetlerin suç kapsamına alınarak uyduruk bir iddianameyle devam eden davada savunma yapan HDP’lileri, polis ve savcının ortak yapımı iddianameyi çökertti.
7 Haziran seçimlerinin ardından Manisa'da gözaltına alınan ve 57’si tutuklu 138 HDP'linin binlerce yıl hapis istemiyle yargılanacağı davanın ilk duruşması önceki günden beri devam ediyor. Manisa Cumhuriyet Savcısı Kazım Özsoy tarafından hazırlanan 920 sayfalık iddianamede HDP’liler hakkında “Örgüt üyesi olmak”, “Örgüt Kurma ve Yönetme”, “Örgüt propagandası yapmak”, “Örgüt adına patlayıcı madde bulundurmak ve temin etmek”, “2911 Sayılı Gösteri ve Yürüyüş Kanununa Muhalefet Etmek” ve başkaca örgütlü suçlardan binlerce yıl hapis cezası isteniyor. Skandallar silsilesinin birbirini takip ettiği iddianamede, soruşturmanın başlatılması aşamasına 2 farklı gerekçe sunuldu. Gerekçelerden birincisi farklı tarihlerde Manisa’da kimliği tespit edilemeyen kişilerce gerçekleştirilen molotof kokteylli eylemler olarak yer aldı. İkinci gerekçede ise Manisa İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube'ye 27 Temmuz 2015’te yapılan isimsiz bir ihbara yer verildi. İhbarda HDP’lilerin isimleri verilerek, “Bu kişiler çocukları molotoflu, taşlamalı sokak olaylarına ve dağa götürmeye çalışıyorlar” iddiaları yer aldı.
Belirtilen gerekçelerle iddianamenin devamında HDP’nin farklı tarihlerde düzenlediği basın açıklamalarının farklı soruşturmalar kapsamında ele alınması gerektiğine yer verilirken, savcılık soruşturmanın başlatılmasına "Soruşturmanın birlikte yürütülmesinde ve genişletilmesindeki esas amaç; HDP il ve ilçe teşkilatlarının doğrudan terör örgütünün talimatları doğrultusunda tertipledikleri bu tür ve aşağıda izah edilecek olan eylemlerin toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanuna muhalefet suretiyle terör örgütü propagandası yapmak suçundan öteye doğrudan terör örgütü üyesi olan kişiler tarafından gerçekleştirilen ve terör örgütünün şehirlerdeki eylemlerini legalize etmek yönünden izledikleri bir yöntem olduğunun ve bu tür eylemlerin terör örgütünün HDP çatısı altında faaliyet gösteren mensupları tarafından organize edilen eylemler niteliğinde olduğunun ve de eylemlerin tutuklu şüpheliler HDP İl Eşbaşkanları Hatice Aslan ve Sait Taycı ile HDP il ve ilçe yöneticileri tarafından organize edildiğinin ortaya konulmasını" gerekçe olarak gösterdi.
Tüm etkinlikler suçlama konusu
İddianamede, HDP il ve ilçe örgütleri tarafından Kürt kentlerindeki çatışmanın son bulması için yapılan canlı kalkan eylemleri, Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin cenazeleri ve Manisa Emek ve Demokrasi Platformu tarafından Amed Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesi ardından yapılan açıklamalara katılarak, slogan atılması suçlama konusu yapıldı. Yine HDP’nin sokağa çıkma yasakları sonrası yıkılan kentlere gönderilmek üzere toplanan yardım kolileri, HDP’nin tutuklu eski Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın katılımı ile düzenlenen seçim mitingi, Newroz kutlaması için bildiri dağıtılması ile Paris’te katledilen 3 Kürt kadınının anılması da suçlama konusu yapıldı.
Düğüne takı takmak suç
Telefon tapelerinde birçok ismin “Maça gitmek”, “Düğüne gitmek”, “Birlikte çay içmek” gibi görüşmeleri şifreli görüşmeler olarak değerlendirilen iddianamede, savcılık HDP üyelerinin parti çatısı altında düğünlere gittikleri ve takı taktıklarına dahi yer verdi. Savcılık değerlendirmesinde, düğüne gidip takı takmayı da “Örgütün taban kazanma faaliyetleri çerçevesinde düğünlere giderek takı taktığı” ifadesini kullandı.
Savunmalara geçildi
Davanın ilk duruşması kimlik tespitiyle başladı. Duruşmaya tutuklu HDP’lilerin bir kısmı getirilirken, tutuksuz yargılananların ise çoğu katıldı. Duruşmaya getirilmeyen bazı HDP’lilerin Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katılacakları açıklanmasına rağmen, yaşanan arıza nedeniyle katılmaları sağlanamadı. Ardından iddianamenin özeti okunarak savunmalara geçildi.
HDP Manisa eski İl Eşbaşkanı Seyit Taycın, HDP'nin siyasi faaliyetlerinin suçlama konusu yapıldığını söyledi. Devlet güçlerinin durumdan vazife çıkardığını belirten Taycın, kendilerine polis tarafından sorulmayan soruların bile iddianamede yer aldığını şaşkınlıkla karşıladıklarını kaydetti.
Çay, çay içmektir!
Muharrem Devrim, iddianamede ne ile suçlandıklarını bile anlamadığını söyledi. Müzisyen olduğunu belirten Devrim, "Çay içmek, düğüne gitmek" gibi konuşmalarının şifreli olduğunun iddia edildiğini söyleyerek, "Çay içmek çay içmektir. Düğüne gitmek düğüne gitmektir. Ben müzisyenim. Düğünlerde çalıyorum. Eylem denilen bunlardır. HDP Gençlik Komisyonu listesi alınmış bunun üzerinden örgüt üyesi olduğumuz söyleniyor. 22 aydır ismimin bu listede olmasının nasıl bir örgüt üyeliği olduğunu anlamış değilim. Nasıl örgüt üyesi olduk anlamadım" dedi.
Duruşmanın ikinci günü
Mahkeme başkanı davayı savunmaların uzun süreceği gerekçesi ile iki haftaya yaymaya karar verdiklerini söyledi. Duruşmanın dünkü oturumu başlamadan önce salona alınacaklar konusunda tartışma yaşandı. Salona yargılananların yakınlarından sınırlı sayıda izleyici alınırken, duruşmanın basına da kapatıldığı belirtildi. Tartışmalar sonucunda basın mensuplarının girişine izin verildi.
Olmayan ifade iddianamede!
Tutuklu Lokman Gür'ün savunması sırasında mahkeme başkanı iddianameden Gür'ün Emniyet ifadesi olduğu öne sürülen ifadeyi okudu. Gür, Emniyet aşamasında susma hakkını kullandığını söyledi. Mahkeme heyetinin incelemeleri sırasında Gür'ün susma hakkını kullandığı ortaya çıktı. Gür'ün avukatı, bunun bile iddianamede gerçek dışı ve olmayan olayların yer aldığının ortaya çıktığının kanıtı olduğunu söyledi. Mahkeme başkanının ise "Yanlışlıkla olmuştur. Savcı beyin bilerek böyle bir şey yapmayacağına inanıyorum. Başka bir soruşturmadan kalan ifade olabilir" savunmasında bulunması dikkat çekti.
Kürtçe savunmada ısrar etti
Ardından savunma yapmak için adı okunan tutuklu Halil Aydemir ile birlikte Kürtçe anadilde savunma krizi yaşandı. Aydemir, Kürtçe savunma yapmak için aylardır dilekçe verdiğini, ancak cevap alamadığını söyledi. Aydemir, Kürtçe savunma yapmak istediğini yineleyerek, "Benim Anadilim Kürtçedir. Memleketim Kürdistan'dır. Bu yüzyıllardır böyledir. Tercüman gelene kadar savunma yapmayacağım. Gerçekten anadilimde burada Kürtçe savunma yapsam ne kadar hukuksuz olduğunu göstereceğim. Savunma yapmayacağım. Kürtçe savunma yapmak istiyorum, çünkü buradaki diğer arkadaşlarıma da ön açıcı olmak istiyorum" dedi.
Baydemir: Tercümanlık yapabilirim
Mahkeme başkanı, Aydemir'in konuşması sırasında sık sık araya girmek istedi. Bunun üzerine avukatlar da Kürtçe tercüman ve Kürtçe savunma konusunda mahkemenin karar vermesini istedi. Bu sırada duruşmayı izleyenler arasında olan HDP Urfa Milletvekili Osman Baydemir de "Kürtçe tercüman sıkıntısı varsa ben tercümanlık yapabilirim" diyerek mahkeme heyetine seslendi. Mahkeme heyeti böyle bir usul olmadığını söyledi.
Duruşmanın öğleden önceki oturumunda savunma yapan diğer HDP’liler de suçlamaları reddederken, mahkemeye öğle arası verildi. Öğle arasında HDP’li Osman Baydemir ve partililer açıklama yaptı. İddianamenin legal demokratik siyasetin tasfiyesini amaçladığını yineleyen Baydemir, iddianamenin biraz daha çöktüğünü ifade etti. Türkiye’de ayrımcılık yapıldığını bir kez daha gördüklerini ve Kürtlerin ötekileştirildiğini belirten Baydemir, “Bu coğrafyanın ayrılmaz parçası olan Kürtçe bir kez daha yok sayılmak isteniyor. Bir halkın renkleri yasak kısmına alınıyor. Suç kapsamına alınıyor” dedi.
Telefon konuşmaları şifre
Öğleden sonra da tutuklu HDP'li Mehmet Aydemir'in savunması ile devam etti. İki buçuk yıldır tutuklu olduğunu ve dosyada ‘gizlilik’ olduğu gerekçesiyle neyle suçlandığını dahi bilmediğini belirten Aydemir, “düğünlerde müzisyenlik yaptığını, bu nedenle de hakkında suç isnadı yapılan ‘düğüne gideceğim’ şeklindeki telefon konuşmasının şifreli bir konuşma olmadığını” ifade etti. Ancak iddianamede telefon görüşmelerinin tamamının şifreli olarak yansıtıldığını belirten Aydemir, düğünde giyeceği takım elbisenin bile iddianamede ‘şifreli eylem organizasyonu hazırlığı’ olarak lanse edildiğini söyledi. Aydemir, yine iddianamede kendisi ile aynı ismi taşıyan 1972 doğumlu amcası Mehmet Aydemir ile karıştırılmasının da komik olduğunu ifade etti. Aydemir, kendisine yöneltilen "yasak yayın bulundurmak" suçlamasına konu olan Özgür Halk Dergisi, Demokratik Modernite ve PÖcalan'ın kitaplarının da yasak yayın olmadığını ifade etti.
Mehmet Aydemir'in ardından tutuklu kardeşi Hebat Aydemir’in savunmasına geçildi. Hakkındaki suçlamaları reddeden Aydemir, lisanslı sporcu olduğunu ve düğünlerde kardeşi ve babası ile müzisyenlik yaptığını söyledi. Aydemir, iddianamede ‘düğüne gitmek, maça gitmek, süs, kuş, deniz, balon’ gibi telefonda kullandıkları ifadelerin şifreli olarak lanse edildiğini, ancak bunun saçma bir iddia olduğunu belirtti.
İddianame için ücret istendi
Aydemir, savunması sırasında iddianamelerinin cezaevi idaresi tarafından kendilerine satılmak istendiğini de söyledi. Aydemir, “iddianamemiz cezaevinde bize ücret karşılığında satılmak istendiği için geç elimize ulaştı. Avukatlarımız getirmek istedi. Ancak cezaevinde iddianamede yer alan değerlendirmeler nedeniyle ‘bu örgütsel dokümandır’ denilerek bize verilmedi. Ve buna rağmen bize ücretle satılmak istendi" dedi.
Bu sırada araya giren Mahkeme Başkanı, iddianamenin verilmesi hususunda cezaevinde ücrete dair bir mevzuat olup olmadığını bilmediğini söyledi. Mahkeme Başkanı, yine ‘örgütsel doküman olduğu’ gerekçesi ile iddianamenin verilmemesiyle ilgili de "Cezaevi uygulaması nasıldır, bilemiyorum. Biz iddianamenin sanıklara ulaştırılması yönünde gerekli yazışmaları yapıyoruz" yanıtı vermekle yetindi.
Duruşmaya bugün devam edilmek üzere ara verilirken, duruşmaya getirilmeyen kadın tutukluların da duruşmaya getirilmesi için cezaevine tekrar yazı yazılmasına karar verildi. Duruşmaya bugün saat 09.00'da savunmaların alınması ile devam edilecek.
MA/MANİSA