Ziyaretçilerinin her zaman bol olduğu Berçelan Yaylası, operasyonlar nedeniyle yasaklanan bölgenin birçok yerindeki yaylalar gibi Berçelan Yaylası da geçmiş yıllarda yasaklamalardan nasibini almış. Colemêrg, Sêrt ve Şirnex’ten Koçerlerin geldiği yaylada, köylüler tarafından 3 ay kalınacak 8 yerleşim yeri mevcut.

‘Dağların başında hayat güzel’


İlerleyen yaşına rağmen yaylanın soğuk sularında bulaşıklarını yıkayan Sima Adıyaman, “Ninelerimiz ve annelerimiz hep bu şekilde yaşamışlardı. Bizler hiçbir zaman şehirde yaşamadık” diyerek başlıyor sözlerine. Devletin birçok yaylayı yasaklaması nedeniyle ekonomik olarak zorlandıklarını belirten Adıyaman, “Elbette yaylada yaşamın büyük zorlukları var. Burada ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğimiz bir imkanımız yok. Ama bütün zorluklara rağmen bu dağların başında hayat güzel. Daha önce Kırıkdağ bölgesindeki yaylalara giderdik. Ama iki senedir o taraftaki Bala, Spîxane ve Glezo yaylaları yasaklandığı için artık Berçelan’a geliyoruz. O yaylalar yasaklandıktan sonra, bu kadar uzağa gelmemiz, bizim masraflarımızı da arttırdı” diye belirtiyor.
‘Köylerimize dönmek istiyoruz’
Yaylada koyun kırpan Hasan Berk adlı koçer, yaylada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Bizler 10-15 gündür bu yaylaya geldik. Bundan önce bölgenin bütün yaylaları yasaklıydı. Umarım barış gelir ve bizler de bu sıkıntılardan kurtuluruz. Bizler artık kimsenin ölmesini istemiyoruz. Bizim asıl köyümüz Çanaklı (Bazê) Köyü’dür. Bizler buralarda göçebe gibi yaşıyoruz. Şayet köyümüze gitmemiz için imkan sağlanırsa, köyümüze gitmek isteriz. Çünkü köylerimiz ve yaylalarımız bize aitti. Ama mecburiyetten buraya geliyoruz” dedi.
Yaylada bulunan ve Bêrîvanlarla Bêrê’ye giden yaylanın ileri gelenlerinden Mehmet Adıyaman, hayvancılık yapmanın zorluklarına değinerek, şunları anlatıyor: “Berçelan Yaylası güzel bir yayladır. Bizler burada 8 ayrı aile olarak bu yaylaları ortak kullanıyoruz. Bu geniş yaylalar bile koyun sürülerinin otlanmasına yetmiyor. Bizim bütün geçimimiz bu koyunlara bağlıdır. Ama bu hayvanların otlanabileceği fazla bir yerin olmamasının yanında ot biçebileceğimiz hiçbir yer de yok. Kışın hayvanlarımıza vereceğimiz otların tamamını satın almak zorunda kalıyoruz. Hayvanlarımızın bütün ihtiyaçlarını satın alıyoruz. Para vermediğimiz tek yer yayladır. Oysa eskiden Çanaklı (Bazê) Köyü’nde geniş meralarımız ve ot biçeceğimiz geniş otlaklarımız vardı. Ama 1994 yılında devlet ile PKK arasındaki çatışmalar yoğunlaşınca köyü boşaltmamız istendi ve şu anki Çanaklı (Çemê Ezo) Köyü’ne yerleştik. Eskiden kendi tarlalarımızı ekerdik ve sadece çay ve şekere para öderdik. 6-7 tane yaylamız vardı; ama şimdi yok çünkü göç var.”

HAMZA GÜNDÜZ - DİHA/COLEMÊRG