- Irak ordusu, Şengal çevresinde birçok yeni kontrol noktası kurdu, araç ve kimlik kontrollerini sıklaştırdı, asker-zırhlı araç sayısını arttırdı. Xanesor-Barê-Geliyê Şilo hattına yeni askeri sevkiyatlar yaptı. YBŞ-YJŞ’nin 2014 fermanında DAIŞ saldırılarına karşı savunduğu hatlar, şimdi kuşatma altında.
MERWAN ZERDEŞT
Şengal ve Êzîdî toplumu ile ilgili açık ve gizli toplantıların arttığı son günlerde, hem Irak hem de Şengal cephesinden karşılıklı açıklamalar yapılıyor. Çoğunlukla Türk medyası ve KDP eksenli medyada yer alan, Şengal’in öz savunma güçlerinin geleceğine ilişkin “haberler”, daha doğrusu niyet beyanları, Şengal’in durumuna ilişkin farklı merkezlerde yeni tartışmalar yürütüldüğüne ve yeni planlamalar üzerinde çalışıldığına işaret ediyor.
Şengal Halk Meclisi, son olarak 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Bağdat’ta yapılan toplantıya ve ardından yapılan açıklamaya yanıt vererek, coğrafyalarına, varlıklarına ve kimliklerine yönelik tek taraflı hiçbir plana geçit vermeyeceklerini ilan etti.
Aynı zamanda Bağdat hükümetinden, kaygı ve kuşkuları giderecek bir açıklama veya görüşme beklediklerini; demokratik entegrasyon çerçevesinde Şengal ve Êzîdî toplumunun statüsünü, özellikle de öz savunma güçlerinin durumunu konuşmaya açık olduklarını belirtti. Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) de binlerce savaşçısının “Irak ordusuna dahil olduğu” yönündeki iddiaları yalanlayarak, Bağdat’la açık ve çözüm odaklı müzakerelere hazır olduklarını duyurdu.
Bu gelişmelerden iki sonuç çıkarabiliriz. Birincisi, Şengal’in statüsü ve Êzîdîlerin güvenliğini sağlayacak demokratik bir müzakere zemininin mevcut olduğu. İkincisi ise bazı kesimlerin Bağdat hükümetini demokratik müzakerelerden uzaklaştırarak orduyu Şengal’e göndermeye çalışması.
Irak ordusu seferberlik halinde
Irak ordusu, fermanın 12’nci yıldönümü olan 3 Ağustos’tan bu yana Şengal’de seferberlik pozisyonuna geçti. Bunu her ne kadar “Haşdi Şabi’ye bağlı silahlı güçlerin devlete entegrasyon süreci” şeklinde göstermeye çalışsa da son bir ayda yaşananlar, durumun bundan ibaret olmadığını gösteriyor.
Aslında son 12 yılda, Êzîdî toplumu ve kutsal yurtları Şengal üzerine politika belirlemeyen neredeyse hiçbir güç kalmadı. En son 1 Eylül’de Bağdat’ta, “Şengal’in güvenliği, yeniden inşası ve göç edenlerin dönüşü” amacıyla gerçekleştirildiği belirtilen toplantıya, Irak hükümeti adına ordu ve istihbaratın birinci derece sorumluları katıldı. Toplantıya Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) temsilcisinin de katıldığı açıklansa da bu temsilcinin ismi kayıtlara geçmedi.
Şengal’in güvenliğini, yeniden inşasını ve Êzîdîlerin dönüşünü tartışan heyette, aslında Irak hükümetinin siyasi bir temsiliyeti de yok. Yine inşa ve dönüş çalışmaları yürüten herhangi bir kurumun veya sivil toplum örgütünün temsiliyeti bulunmuyor. Şengal ve Êzîdî temsilcilerinden ise hiç bahsedilmiyor.
Askeri bir dosya değil
Söz konusu toplantı, Êzîdîler kadar Irak açısından da sorunlu bir formattaydı. Görüntü ve verilen mesaj oldukça açık: Irak hala Şengal’i askeri ve istihbari bir dosya olarak ele alıyor ve bu da durumu tehlikeli bir hâle getiriyor. Çünkü Şengal’in idari durumunu, altyapı sorunlarını ve dönüş projelerini askeri komutanlar ile istihbarat şefleri tartışıyor.
Bağdat’taki görüntü böyleyken, Şengal’deki somut durum da tam olarak şöyle: Irak ordusu, Şengal çevresinde birçok yeni kontrol noktası kurdu, araç ve kimlik kontrollerini sıklaştırdı, askeri personel ve zırhlı araç sayısını da birkaç kat arttırdı. Özellikle 2014 yılında DAIŞ’e karşı direnişin en yoğun olduğu noktaların başında yer alan Xanesor-Barê-Geliyê Şilo hattına yeni askeri sevkiyatlar yaptı ve yeni arama noktaları kurdu.
Özcesi, 2014 yılında DAIŞ’in Êzîdîleri katletmek için kuşattığı ve Şengal’in öz savunması açısından kritik önemde olan alanları şimdi Irak ordusu kuşatıyor. Daha somut ifade etmek gerekirse, YBŞ-YJŞ güçlerinin 2014 fermanında DAIŞ saldırılarına karşı konuşlandığı ve savunduğu hatlar, şimdi Irak ordusu eliyle kuşatma altına alındı. Bu da Êzîdî toplumunu, Şengal halkını ve kutsal Şengal Dağı’nın koruyucuları olan YBŞ-YJŞ güçlerinin kuşatılması demek.
Kışlaya dönüştürülüyor
Irak, Şengal’in yeniden inşasını ve Êzîdîlerin geri dönüşünü sağlamak istiyorsa ağırlık vermesi gereken şey, sivil, toplumsal ve ekonomik projeler geliştirmek ve bu projeleri Êzîdî toplumu ile ortaklaştırmaktır. Dolayısıyla şu soruları sormak gerekiyor: Şengal kışlaya mı dönüştürülmek isteniyor? Êzîdîler, demokratik entegrasyon temelinde Irak ile ortaklaşma ve çözüm arayışı içerisindeyken, Şengal’in bu kadar askerileştirilmesi ne anlama geliyor?
Şengal ve Êzîdîlerin durumu dar bir askeri-siyasi sorun değil, tarihsel ve kültürel bağlamda özel ve ahlaki bir durumdur. Dolayısıyla her şeyden önce Irak hükümetinin Şengal’e ve Êzîdî toplumuna dönük bakışını değiştirmesi gerekir. Tarihsel-toplumsal bir sorunu askeri yöntemlerle çözme girişimlerinden vazgeçmeli, Êzîdî toplumuna ciddi bir ahlaki ve siyasi sorumlulukla yaklaşmalıdır. Bağdat bir yandan, “Êzîdîler Şengal’e dönsün biz de inşasına katkı sunacağız” diyor, diğer yandan Şengal’i tam bir askeri kışlaya çeviriyor. Yeniden inşa yeni askeri noktaların ve kışlaların kurulması, dönüş ise Êzîdîlerin askeri kışlalara yerleşerek Irak askeri olması mıdır?
Êzîdîler güçler kuşatma altında
Açık olan durum şudur: 2014 yılında Êzîdîler tüm dünyanın gözü önünde katledilirken, Êzîdîlerin sığındığı Şengal Dağı ve onu savunan savaşçılar bugün Irak ordusu tarafından kuşatılıyor. Yani Şengal’i koruyan ve özgürleştiren güçler, bugün yeni bir saldırı tehdidiyle karşı karşıyadır. Evet, “Êzîdî gücü ve iradesi” egemenlerin ve soykırımcıların kulağının aşina olmadığı sözcüklerdir. Hep soykırıma uğratılmış ve iradesi kırılmış bir toplumun, varlığını ve iradesini ilan etmesi hazmedilmiyor. Adı hep ölümle anılan Êzîdîlerin yeni bir yaşam inşasına girişmesi, hele de Rönesans’tan bahsetmesi, onlara “fazla” görülüyor. Anlaşılan o ki Êzîdîler, hep ölümle, fermanla ve talanla anılmak isteniyor; yaşamın bir unsuru ve öznesi olma hakkı tanınmak istenmiyor. Bunun için de ilk elden, öz savunma güçleri olan YBŞ ve YJŞ’nin dağıtılması isteniyor.
YBŞ-YJŞ, öz savunma hafızasıdır
Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) ile Êzîdî Kadın Birlikleri (YJŞ), kutsal Şengal Dağı’nın eteklerinde yanan kadim Ezdalık ateşi 2014 yılında DAIŞ eliyle söndürülmek istendiğinde var oldular. Onlar, 74 fermanın acısıyla, hafızasıyla ve dersleriyle bilenmiş bir öz savunma hafızasını temsil ediyor. Yeni savaşçı olurken verdikleri söz ise Êzîdî toplumu adına verilmiş bir “varoluş yemini” anlamına geliyor.
Şengal’in öz savunma güçlerinin tek taraflı dayatmalarla tasfiye edilmek istenmesi, yalnızca bir silahsızlandırma hamlesi veya askeri operasyon olarak okunamaz. Bağdat hükümeti, Êzîdî halkının köklerini, kimliğini ve kendi kaderini tayin hakkını elinden alacak hiçbir tek taraflı girişimin planlayıcısı, uygulayıcısı veya ortağı olmamalıdır. Tarihin köklü kültürlerinden birini temsil eden bir topluluk, Irak’a demokratik müzakere çağrısı yapmaktadır. Irak, bu çağrının değerini ve anlamını gözeterek Êzîdîlere ve Şengal’e yeniden bakmalıdır.