- Meclis, bu yasayı rekor oyla çıkardı ama yasadaki MGK onayı şartı, ipotek gibi çöktü üstüne. MGK mi gerillanın geleceğine karar verecek? Mümkün değildir.
- Halkın geleceği MGK ipoteği altına alınmak istenirse gerilla dağlara daha sıkı tutunmaz mı? Kürt realitesini ve haklarını tanımaya vesile olmayacak bir yasa gerillayı etkileyebilir mi?
- Fiilen aşılabilecek hususlarda bile dayatmada bulunulması, en hafifiyle süreci tıkatma riskini taşıyor. Bu riski göze alan bir hükümet, başka planlar yapıyordur, yani tehlikeli bir gidişat var.
- 'Son silah bile teslim edilmeden yasa uygulanamaz'ın anlamı, son kişiye dek soykırım uygulanacak demek değil midir? Kentlerin birinde kampta toplanın denilirse bu iş biter!
NURETTİN DEMİRTAŞ
Sonbahara doğru giderken Türkiye’de maalesef her şey yolunda gitmiyor ama yine de dağlarda serin esintiler var. Yaprak dökümü değil, yaprakların yeşilden sarıya ve turuncuya dönmesi zamanıdır. Şimdiden renklenmeye başlayan doğa, önümüzdeki ay içinde en renkli halini alacak ve tam da o zaman MGK toplanıp 'çerçeve yasa'nın uygulanıp uygulanmayacağına karar verecek.
Dağda her mevsimin ayrı bir güzelliği; içinde bu güzelliğin anlamını büyüten bir yaşam var. Gerillanın emekle ördüğü özgür bir yaşam…
MGK mi bu yaşamın geleceğine karar verecek? Mümkün değildir. Peki bir halkın geleceği MGK kararıyla ipotek altına alınmak istenirse gerilla dağlara daha sıkı tutunmaz mı?
İktidar cephesinden bazı siyasiler ve gazeteciler, çok sorumsuzca konuşuyor; tarihi bir süreç yaşandığını idrak edemediklerinden olsa gerek çok laubaliler. MGK, belki bu gibilerden daha sorumlu davranacaktır, belli olmaz fakat iktidarın genel yaklaşımına bakıldığında gerillanın kentlere dönmesi bir lütufmuş gibi sunuluyor.
Bu durum, binlerce yıldır dağlarla özdeşleşmiş bir halkın evlatlarına çok tuhaf geliyor. Kürt sorunu karşısında gayrı ciddi ve gerilla yaşamının güzellikleri karşısında ise bir hayli komik kalıyor. Bunun için midir 'çerçeve yasa'? Eğer Kürt realitesini ve haklarını tanımaya vesile olmayacaksa hangi yasa gerillayı etkileyebilir ki? Her şeye rağmen gerilla sorumlu davranıyor ve halkın özgürlüğü için her türlü fedakarlığa hazır olduğunu ilan ediyor ama devlet cephesinde zihniyet eski zihniyet, dil eski dildir.
Dayatma ve sessiz gerilim
Tüm silahlar bırakılacak ve ardından isteyen tek tek teslim olacakmış. Canından bezmiş bir gerilla gücünün olduğunu mu düşünüyorlar? Ciddiyetleri bu kadar mıdır?
Gerilla stratejik kararla silahlı mücadeleyi sonlandırdı ve demokratik siyasal yaşama katılmak istiyor. Buna karşı oyalama ve ardından çılgınca hesaplar mı yapıyorlar, diye sormadan edemiyor insan. "Belirsizlik” diye bir siyaset ürettiler ve onun ardından gidiyorlar. MGK şartı bu politikanın gereği oluyor.
Belirsizliğe karşı Önder Apo’nun amaca bağlılık temelindeki çözüm kabiliyeti çaredir: “Işığı göreceğinden emin olmadıkça insanın belirsizliğe, karanlığa katlanması zordur!”
Belirsizlik gereği oyalamaya rağmen biz Önder Apo’nun çizdiği yolun sonunda ışığı görüyoruz.
MGK, belirsizliğe son mu verecek yoksa yeni bir karanlık duvar mı örecek belli değil. Siyasilerin bu işi MGK’ye bırakmasında nasıl bir hikmet varsa yakında herkes görecek. Belirttiğimiz gibi sorumsuzca davranan siyasilerden daha tutarlı olma ihtimali de olsa MGK, 1930’lu yılların ırkçı ortamında kurulup 12 Eylül faşist askeri darbesiyle bugünkü halini almış olan bir vesayet kurumudur. Cumhurbaşkanı'nın koordine etmesi ve bazı bakanların bu kurulda yer alması önemli değil, dört kuvvet komutanı ve genelkurmayın görüşleri belirleyici oluyor.
Milletin en üst karar mercii denilen Meclis, bu yasayı rekor oyla çıkardı ama yasadaki MGK onay şartı, ipotek gibi çöktü üstüne. Milletin meclisi böyle mi olur? Fiilen aşılır diye düşünüldü ama öyle olmadığı görüldü. “İpotekli meclis” veya “vesayet sistemi” diye yıllarca eleştirilen temel bir husus, pratikte yokmuş gibi davranıldı fakat görünen o ki bu yasa tamamen MGK gölgesinde kalacak.
Hükümet, işine gelmeyince eleştirdiği 12 Eylül’den kalma anayasa ve kurumları, işine gelince sahipleniyor. Bunlar muhatapların önüne engel olarak dikilmek isteniyor.
'Barış yasası' diyerek abartılmasına gerek olmadığı yasa maddelerinden belliydi fakat fiilen aşılabilecek hususlarda bile aksi yönde bir dayatmada bulunulması, en hafifiyle süreci tıkatma riskini taşıyor. Bu riski göze alan bir hükümet, başka planlar yapıyor demektir. Yani tehlikeli bir gidişat var.
Olumlu yanıyla bakılırsa tarihi süreç için yasal ilk adım olarak değerlendirilen ve çözüm kapısını aralaması umulan 'çerçeve yasa'nın nasıl uygulanacağı tartışılıyor ama ne denilirse denilsin muğlaklık ve belirsizlik devam ediyor. Böylece söylenen sözler havada kalıyor.
Yanlışta ısrar ipleri koparır
Hani gazeteciler ve akademisyenler İmralı’ya gidecekti? Hükümet sözcüleri, bunu açıkça belirtmişti ama pratikte yokmuş gibi davranıyorlar. Dahası, 'umut hakkı'nı da bir yana bıraktılar. Niyetleri giderek netleşiyor.
Sorumluluk duyan herkes, buna karşı durmalıdır, çünkü süreç devam ediyor ama ipler geriliyor; zaman geçtikçe riskler artıyor.
Bu sessiz gerilimi gidermenin tek yolu, İmralı kapılarını sonuna dek açmak; silah bırakmaya endekslenmiş güvenlikçi mantığı terk etmek ve gerillanın bireysel olarak yasaya başvurup dönmesini dayatmaktan vazgeçmektir. Yanlışta ısrar, gerilen iplerin kopmasıyla sonuçlanabilecek kadar tehlikelidir.
Diyelim ki herkesin malumu, yüzlerce gerilla çıkıp geldi. “Olmaz, tek tek gelin” mi denilecek ya da “hayır, MGK onayı olmayana kadar gelemezsiniz” mi denilecek? Bu mudur demokratik yaşama katılım?
Son silah bile teslim edilmeden yasa uygulanamaz demenin Türkçesi, son kişiye dek soykırım uygulanacak demek değil midir? Bir kere kendileri yasada kategoriler oluşturdular. Örneğin yasanın dışında bıraktıkları gerillalar, dağlarda silahsız yaşayabilir mi? Akıl işi midir? Dağda kalmayın, kentlerin birinde kampta toplanın denilirse bu iş biter! Kürdistan özgürlük gerillasını, soykırımdan geçirilmiş, yenilmiş Kızılderili sanıyorlar ki rezervasyon benzeri kamp hayali kuruyorlar.
Süreci tıkatacak dayatmaların olduğunu herkes bilmelidir.
Bu dayatmalarla nereye varılacağı bellidir. Herkesin buna karşı duyarlı olması; gerilla silah kullanmadığı halde süreci mantıksız dayatmalarla sessizce gerginleştiren hükümete “bu işi niye yokuşa sürüyorsunuz” diye sorması gerekir.