'O gün bir çoban kılığında olmalı Ehmedê Xanê

Bir yanımda babam bir yanımda kumandan Selahaddin olmalı'


Remzi Tanrıverdi 

(Aşkın Menziline Girerken adlı kitabından)


Kürt milli bilincinin gelişmesine vesile olanlardan ve bağımsızlık savaşlarında orta dönemin önemli isimlerinden birisi de Simko Ağa’dır. Ulusal uyanışın kök saldığı ve dünyada ulusların kendi yönetimlerini oluşturmaya başladığı 19. yüzyıla denk gelen bu dönemde, Kürtler de tarih sahnesinde yerini almaya başladı. Devletleşme ve uluslararası alanda kabul görme uğraşları üst düzeye çıktı. Bu yılların belirgin şahsiyetlerinden birisi de Simko Ağa idi.

Şikak aşiretine mensup ve Simko adı ile bilinen İsmail Ağa, 1887 yılında Rojhilat’ın Urmiye vilayetine bağlı Salmas (Dilman) ilçesinin Branduz nehri yakınındaki Çehriq kasabasında doğdu. İsmail Ağa Şikaki olarak da bilinen Simko, Kürt milliyetçi karakterlerin önemli isimlerindendir. Direnişinin temelini Rojhilat’ı merkez alan bir Kürdistan kurarak, dağılmış Kürtleri bir araya getirme düşüncesi oluşturuyordu. 

18 yüzyıldan 20. yüzyılın başlangıcına kadar bölgede etkinliği olan Kürt ailelerin başında gelir. Kardeşi Cafer Xan’ın bir diplomatik görüşme sırasında İran işgalcileri tarafından katledilmesinden sonra Şikaki aşiretinin liderliğine Simko Ağa geçer. 

I. Dünya Savaşı’nın getirdiği fırsat ve boşluklardan yararlanmak isteyen Simko, savaşın sonunda 1918’de, Rojhilat’ta büyük bir direniş başlatır. Birlikleri Urmiye ile Tebriz’in bir bölümünü ele geçirir.

Bölgede etkin olan ve milli düşüncenin derinleşmesinde payı olan Şeyh Ubeydullah ile aile bağları vardı. Botan’da da Bedirxanlılarla ilişkileri, Kürdistan’ın büyük bir bölümüne nüfuz etmesi anlamına geliyordu. Bölgedeki boşluk Simko’yu askeri olarak da güçlendirdi ve bilinen büyük bir lider konumuna yükseltti. Neredeyse bütün komşu ülkelerle, Sovyetler dahil ilişkileri ve bunlar tarafından kabul edilen bir saygınlığı vardı.

Direnişin yaygınlaşması Osmanlı, Fransız ve İngilizleri de rahatsız etti. Bu güçler bölgede Nasturileri destekliyordu ve hakimiyet çabasındaydı. İran’ın barış görüşmeleri talebi, Simko’yu daha da güçlü hale getirdi ve etkinliği hem aşiretler üzerinde hem de çevrede pekişti. Egemenliğindeki topraklar Osmanlı ve İran işgalcilerinin iki tarafını da kapsıyordu. Bu durum Simko’nun bağımsızlıkçı düşüncesini daha da pratikleştiriyordu.

Mahabad’ı kontrol etmek isteyen Simko, bunu 6 Ekim 1921’de başardı ve bu önemli Kürt şehrine birlikleri ile girdi. Bu başarısından sonra İngiliz ve Osmanlılar tarafından dikkate alınması gereken bir güç olarak görülmeye başlandı. Ekim 1921’de merkez karargahını Savac Bulak’ın eski başkenti Mukri’ye taşıdı ve milli Kürdistan düşüncesini yaymak için 'Bağımsız Kürdistan' gazetesini yayınlamaya başladı.

Daha sonra Ezdikan ve Toppah'da işgalcileri yenerek, bertaraf etti ve şehirleri ele geçirdi. Kürt güçleri, Urmiye Gölü’nün batı yakasından kuzeyde Koy’a, güneyde Banê'ye ve Zibar yöresinden Bırakapra’ya kadar geniş bir alanı denetimine aldı. Simko, diplomatik girişimlerinden birinde yazdığı mektupta, "Kürt aşiretlerinin dörtte biri büyüklüğünde bile olmayan dünyanın küçük uluslarının Alman hükümeti gibi büyük hükümetlerden özerkliklerini elde ettiklerini görüyorsunuz. Eğer bu büyük Kürt milleti İran'dan haklarını alamazsa, bu koşullarda yaşamaktansa ölmek daha iyidir. Kaldı ki, İran hükümeti bize haklarımızı vermese de Kürdistan’ı özerk yapacağız" diyerek, fikri olarak da büyük Kürdistan’ı istediğini açıklar.

Osmanlılar ve bilinenin aksine İngilizler İran’a destek vererek direnişi geriletmek isteseler de, girişimleri başarısızlıkla sonuçlanır. 5 Ekim 1922’de Türk-İran antlaşması bu amaç için yapılmıştır. İran’ın dış destek ile Mahabad’ı geri alma uğraşı üç ay süren çatışmalara rağmen başarısız kalır.

Ancak 25 Temmuz Şakaryazı çatışması ile Simko güçleri üstünlüğü yitirir ve direnişin karargahı olan Şerik’e doğru ilerler. Milli güçler Sarıtaş Dağı'na sığınmak zorunda kalırlar ve Türk askerlerinin de desteği ile karargah düşer. Simko tutuklanır ve Türkiye’ye sürgün edilir.

Türk istihbaratının Simko için, "Zeki adamdır. Bu adamın kafasında bağımsızlık elde etme düşüncesi yatmaktadır. Simko ile Kürt aşiretleri arasında düşmanlık oluşturunuz. Aleyhine propaganda yapınız, İngiliz parasıyla bu hareketi sürdürdüğünü  yayınız" diye raporlar oluşturması, geleneksel işgalci propagandanın boyutunu da ortaya koymaktadır.

Simko sürgünde direnişi yeniden başlatmak üzere Rojhilat’a geçer. Birçok aşireti biraraya getirerek, 1925’de Şahpur Ovası’nı ele geçirir. Fakat büyük bir çatışma sonrası yenilgiye uğratılır. Tekrar batıya geçer, 1928’e kadar Irak ve Türkiye’de kaldıktan sonra özel bir antlaşma ile İran’a geçer ve 1929’da Uşnu vilayetine vali olarak atanır. 1930 yılında ise yine bir tuzak sonucu yanındakiler ile birlikte sömürgeciler tarafından vahşice katledilir.

Kendisinden sonrakilere yeni ve birlikçi bir mirası bırakarak, Kürdistan’ın devletleşme sürecine tarihi bir zemin oluşturmuş ve geleceğin bilincini oluşturan isimler arasına girmiştir.