
Güney Amerika’dan, Asya’ya, Ortadoğu’dan Avrupa’ya kadar farklı kökenlere sahip olan onlarca kişinin katılımıyla Berlin’de kültürlerarası bağlamda çok dillilik gündemiyle “Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır” konferansı yapıldı. Berlin Senatosu ve Pankow Belediyesi tarafından finanse edilip, Kürdistanlı Aileler Birliği (YEKMAL e.V), Berlin Rus toplumuna ait Mitra Derneği gibi göçmen sivil toplum örgütleri tarafından organize edilen konferansta, çok dilliliğin önündeki engeler ve bu engelerin kaldırılması üzerine konuşuldu.
Konferansın açılışını yapan Pankow Belediyesi Entegrasyon Bürosu’ndan sorumlu Katarina Niewiedziel, kendisinin de Polonyalı bir ailede, çok dilli olarak büyüdüğünü, çok dilliliğin avantajlarının farkında olduğunu, bundan dolayıda bu konuda var olan negatif ön yargıların ve engellerin kaldırılması için mücadele edeceklerini dile getirdi.
‘Değerli diller, değersiz diller’
Konferansın birinci bölümünde Dr. Heidemarie Arnhold tarafından ‘Çok dilliliğe genel bir bakış‘, Janne Braband tarafından ise ‘Çok dilli yetişmek, anaokulları ve ebeveyin perspektifiyle işbirliği’ isimli birer sunum yapıldı. Dr. Arnhold, toplumun ve kurumların hangi dilin değerli olduğuna, hangisinin değerli olmadığına karar verdiğini ve bununda çok dillilik için sorun yarattığını dile getirdi. İngilizce, Fransızca ve İspanyolca gibi Avrupa dillerinin değerli olarak görüldüğü için bu dillerin öğretilmesi ve öğrenilmesi önünde toplumsal ve kurumsal bir engel çıkarılmadığını söyleyen Dr. Arnhold, değersiz görülen Kürtçe ve Arapça gibi dillerin önünde hem toplumsal hem de kurumsal engellerin olduğunu dile getirdi.
Janne Braband ise bilimsel araştırmalara dayanarak yaptığı sunumunda, dilin kişinin kimliğinin oluşumundaki etkisine, çocuğun dille olan ilgisine göre kişisel pozisyonuna etkisine ve çocuk bahçelerinin çok dilliliğe etkisini anlattı.
‘Almanya Kürtçe’yi tanımıyor’
Konferansın birinci bölümünün sonunda, ‘Deneyimlenen çok dillilik; toplumsal ve kurumsal koşullar’ adlı tartışmada YEKMAL adına konuşan Mehmet Şeker, bir Kürt olarak hem Türkiye’de hem Almanya’da dil üzerinden yaşadığı deneyimleri dile getirdi. 90’lı yıllara kadar Kürtçe’nin yasak olduğunu dile getiren Şeker, Kürtçe’nin Almanya’da da tanınmadığını dile getirdi. Tartışmada yer alan Berlin Senatosu Eğitim sorumlularından Sigrid Egidi-Fritz, Kürtçe ile olan durumun kendilerince bilindiğini ve bu durum ile ilgili çalışmalarının olduğunu dile getirdi. Konferansın ikinci bölümünde ise farklı gruplara ayrılan katılımcılar kendi alanlarındaki deneyimleri diğerleri ile paylaştı.
‘Hemen herkes en az
iki dil konuşuyor’
Konferans sonrasından katılımcılar gazetemize açıklamalarda bulundu. Konferans Organizasyonu’ndan Mamis en Movimento e.V Derneği Müdürü, Marita Orbegoso, çok dillilik için gazetemize şunları söyledi: “Bizim iki temel çalışmamız var; iki dililiğin özendirilmesi, göçmenlerin ve göçmen derneklerinin katılımının artırılması. Çocukların iki dili de öğrenmesi için bizce iki neden var; biri kurumsal diğeri de kültüreldir. Avrupa Birliği Komisyonu’nun kararına göre 2020’ye kadar her avrupa vatandaşı üç dil konuşabilecek duruma gelmelidir. Sanırım artık şu gerçeği kabul etmeliyiz. Göçmen kökenli ya da değil, hemen herkes en az iki dil konuşuyor. Şuanki göçlerle insanlar ailelerinde birden fazla ulus ve dil bulundurmaya başladı. Bunun içinde çok dilliliği desteklemeliyiz.”
Engeller kaldırılmalıdır
Trixieviz Göçmen Derneği Çalışanı Teresita Kannella ise, “Biz politik eğitimler, ayrımcılığa ve ırkçılığa karşı çalışmalar yapıyoruz. Bugünkü konferansın hazırlayıcılarından biri de biziz. Biz bu konferansla çok dilliliğin önündeki engelleri konuşup çok dilliliğin özendirilmesini gündemleştirmek istedik. Maalesef çok dilliliğin bu toplumda hala negatif bir algısı var. Buradaki bütün insanların kendilerini güvende hissetmeleri, kendilerini değerli görmeleri, kendi dillerini değerli görmeleri için politikacılar çok dilliliğin önündeki engeleri kaldırmalıdır. Biz de göçmen dernekleri olarak kendimizi daha çok güçlendirip, var olan engellerle daha çok mücadele etmeliyiz. Toplumdaki eşitsizliklere karşı daha çok beraber mücadele etmeliyiz” şeklinde konuştu.
‘YEKMAL’i iki dilli anaokulu için destekledik’
Mitra Derneği’nden Marya Markova ise çok dillilik üzerine şunları ifade etti: “Biz Mitra olarak, 20 yıldan beri entegrasyon konularında çalışıyoruz. Biz YEKMAL’i iki dilli anaokulu için destekledik. Yanlış hatırlamıyorsam 1999’da yapılan, aile ve çocuklarla ilgili bir konferansta, ailelere çocukları ile iletişim soruldu. Çoğu aile orda çocukları ile iletişim kuramadıklarını, onları kaybettiklerini dile getirdi. Bunun üzerine o zamanki Mitra müdürü çocukların aile ile ilişki kurabilmesi için iki dille büyümesi gerektiğini karar verip, bunun nasıl mümkün olabileceği konusunda uzun süre araştırmalar yaptı. O zaman çok az iki dilli anaokulu olduğu için, o zamanki müdürümüz bir çok yere seyahat edip bu konuda bilgi topladı ve Berlin’deki ilk iki dilli anaokulunu kurdu.”
FEHMİ KATAR/BERLİN