- Cezaevinde beyin kanaması geçiren hasta tutsak Mehmet Şirin Çelik’in kızı Neşe Çelik, babasının yoğun bakımda kelepçeli bir şekilde tedavi gördüğünü söyledi.
Elazığ 2 No'lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi'nde tutulan 70 yaşındaki hasta tutsak Mehmet Şirin Çelik, 3 Temmuz’da geçirdiği beyin kanaması sonucu Fırat Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Çelik, burada yapılan müdahalenin ardından Fethi Sekin Şehir Hastanesi'ne sevk edildi. İki gün boyunca yoğun bakım ünitesinde tutulan Çelik, tekrar cezaevine götürüldü.
Yeni pıhtı atabilir
Babasının sağlık durumuyla ilgili MA'ya konuşan kızı Neşe Çelik, doktorların, beyindeki tıkanıklığın sürdüğünü ve her an yeni bir pıhtı atabileceğini söylediklerini belirterek, sağlık durumunun kritik olduğuna işaret etti. Beyin kanamasının ardından kısmi felç geçirdiğini belirten Neşe Çelik, "Ayaklarının üzerinde duramıyor. Konuşmakta güçlük çekiyor. Vücudunun her tarafında ağrılar var. Son açık görüşte sürekli 'Vücudum ağrıyor, belim ağrıyor' diyordu. Konuşamıyor, yemek yiyemiyor ve yutkunmakta zorlanıyordu. Masadaki yiyecekleri yiyemiyordu. Kendi bakımını bile koğuş arkadaşının yardımıyla karşılayabiliyor. Sürekli doktor kontrolünde olması gerekiyor. Önlem alınmazsa yeni bir atak geçirme riski bulunuyor" dedi.
Yoğun bakımda bile
Babasının daha önce Batman Cezaevi'nde tutulduğu sırada kalp rahatsızlığı nedeniyle anjiyo olduğunu, prostat ameliyatı geçirdiğini ve birçok kronik hastalığı bulunduğunu kaydeden Neşe Çelik, bu hastalıklara bağlı olarak 10'dan fazla ilaç da kullandığını aktardı. Yoğun bakımda ellerinin kelepçeli tutulduğunu kaydeden Neşe Çelik, "Kendini sağa sola çeviremiyordu. Hastanedeki seslerden uyuyamıyordu. Psikolojik olarak da çok etkilendi. Dört günün ardından servise alınmadan yeniden cezaevine gönderilmesi bizi daha da endişelendirdi" şeklinde konuştu.
Adli Tıp Kurumu’na (ATK) sağlık raporlarını sunduklarını, ancak henüz sonuç alamadıklarını; babasının Elazığ R Tipi Cezaevi'ne sevk edileceği yönünde bilgi aldıklarını belirten Çelik, şunları söyledi: "R Tipi cezaevindeki koğuşlar da tek kişilik. Babam kendi bakımını yapamıyor. Oradaki ağır hasta tutsaklar da birbirlerine bakabilecek durumda değil. Bu nedenle R Tipi'ne sevk edilmesini istemiyoruz. Babamızın ihtiyacı cezaevi değil, ailesinin yanında tedavi ve bakımdır."
***
Hukuk tamamen askıda
Marmara 6 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi'nde yaşanan hak ihlallerine dair rapor hazırlayan ÇHD, hukukun askıya alındığı, paralel bir cezalandırma mekanizmasına döndüğünü açıkladı.
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi Marmara Hapishane Komisyonu, Silivri'de bulunan Marmara 6 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi'ndeki hak ihlallerine ilişkin hazırladığı raporunu, dün Beyoğlu'nda bulunan dernek binalarında basın toplantısıyla paylaştı. Avukat Naim Eminoğlu, Türkiye’de ceza infaz sisteminin, uzun süredir siyasi tutsakları sosyal, fiziksel ve psikolojik olarak tecrit etmeyi hedefleyen mimari ve idari bir dönüşüm içerisinde olduğunu söyledi. Eminoğlu, "Marmara 6 Nolu Hapishanesi'nde siyasi tutsaklara yönelik devreye sokulan rejim, münferit hak ihlallerinin ötesine geçmiş; idarenin hukuku tamamen askıya aldığı, İdare ve Gözlem Kurulları aracılığıyla paralel bir cezalandırma mekanizması kurduğu sistematik bir işkence hâlini almıştır" dedi.
İhlallerden bazıları
Tutsakların yerde ve koridorlarda uyumak zorunda bırakıldığına dikkat çeken Eminoğlu, şöyle devam etti: “Bu zorunluluk, koğuş içi kameraların tutsakların uyku, giyinme dahil 24 saatlik tüm mahrem alanlarını kaydetmesi sonucunu doğurmuştur. Tutsakların, mahremiyet alanlarını korumak amacıyla kameraları örtme vb. şekilde kapatması ise idare tarafından bir ‘güvenlik tehdidi’ ve ‘örgütsel eylem’ olarak kodlanmıştır. Tutsaklar, Nisan'da koğuşlar içerisinde duvar örülerek inşa edilmiş olan 8,2 metrekarelik dört ayrı hücreye ikişer kişi olarak zorla kilitlenmiştir."
Açlık grevindeler
Cem Dursun ve Taceddin Erol Şahin’in 85, Hasan Basri Yıldız’ın 66, Cemil Kurt ve Emircan Yazı’nın ise 11 gündür açlık grevinde olduğu bilgisini paylaşan Eminoğlu, tutsaklar hakkında hakimlik veya mahkemeler tarafından verilmiş ve kesinleşmiş bir hücre cezası olmamasına rağmen 8 metrekarelik hücrelerde, 22 saat boyunca tutulduğunu aktardı. Eminoğlu, “İdare ve Gözlem Kurulu'nun idari kararıyla kişileri süresiz bir hücre hapsine (tecride) mahkûm etmiştir” dedi.