Sebte’deki göç dalgası Fas’ın kalkınma modelinin sınırlarını gösteriyor
- Örnek gösterilen Fas'ın istikrar ve kalkınma modelinin neden gençlerine gelecek sunamadığını ve göçü durduramadığını tartışan Gharbali soruyor: 'Dünya ekonomisine entegre olmayı başaran bir model, kendi gençlerini ülkelerinde bir gelecek olduğuna neden ikna edemiyor?'
- Gharbali, Fas toplumundaki “hogra” kavramına; yani ekonomik eşitsizliğin ötesindeki değersizlik, görünmezlik ve dışlanmışlık hissine dikkat çekiyor. Gençlerin göç kararını sadece para kazanma isteği değil; iyi eğitim, güvenli gelecek, saygı ve toplumda değer görme arayışı tetikliyor.
- Gharbali, Avrupa'nın göçte seçici davrandığını ve asıl konunun sınır kapıları değil, "hareket hakkının kime ait olduğu" olduğunu belirtiyor. Sebte’ye akın eden gençler, yalnızca Avrupa’ya ulaşmaya çalışmıyor; dünyadaki hareket özgürlüğü adaletsizliğini de gözler önüne seriyor.
BAHAR AVJÎN
Faslı yazar Fuad Gharbali, temmuz ayı sonunda Sebte (Ceuta) sınırında meydana gelen kitlesel geçiş girişimlerini incelediği analizinde, söz konusu göç dalgasının sadece ekonomik gerekçelerle açıklanamayacağını ileri sürdü. Gharbali’ye göre asıl mesele, ülkenin ekonomik büyümesiyle gençlerin geleceğe dair beklentileri arasındaki giderek büyüyen uçurum.
Fas’ın kuzeyindeki Sebte sınırı, son yıllarda olduğu gibi yine binlerce gencin Avrupa’ya ulaşma umuduyla yöneldiği bir nokta haline geldi. Ancak Faslı yazar ve araştırmacı Fuad Gharbali'nin Project Zero (Sifr) sitesinde yayınlanan analizine göre bu görüntüler, yalnızca bir göç hareketini değil, ülkenin yıllardır uyguladığı kalkınma modelinin karşı karşıya olduğu temel çelişkiyi de ortaya koyuyor.
Gharbali, Fas’ın uluslararası çevrelerde ekonomik reformları, siyasi istikrarı ve yabancı yatırım çekme kapasitesiyle örnek gösterilen ülkelerden biri olduğunu hatırlatıyor. Ancak ona göre Sebte sınırındaki gençlerin görüntüsü, ekonomik başarı anlatısının toplumun geniş kesimleri açısından aynı karşılığı bulmadığını gösteriyor.
Yazara göre asıl soru, “Faslı gençler neden göç ediyor?” değil. Daha zor soru şu: Dünya ekonomisine entegre olmayı başaran bir model, kendi gençlerine ülkelerinde bir gelecek olduğuna neden ikna edemiyor?
Yatırımlara sınırlı toplumsal karşılık
Gharbali, Fas’ın son kırk yılda önemli bir ekonomik dönüşüm geçirdiğini belirtiyor. Ülke; otomotiv, havacılık, lojistik ve yenilenebilir enerji gibi sektörlerde büyük yatırımlar çekti. Tanger Med Limanı gibi projeler Fas’ı küresel ticaret ağlarının önemli noktalarından biri haline getirdi.
Ancak yazara göre bu başarı hikâyesinin toplumsal bir sınırı var. Ekonomik büyüme, herkesin yaşam koşullarında aynı ölçüde hissedilmedi.
Yatırımların büyük bölümü Tanca, Rabat, Kazablanka ve Kenitra gibi kuzey ve kıyı bölgelerinde yoğunlaşırken, ülkenin birçok iç bölgesinde iş imkanları ve kamu hizmetleri daha sınırlı kaldı.
Gharbali’ye göre bu nedenle Sebte’ye yönelen göç, ekonomik büyümeye rağmen ortaya çıkan bir çelişkiyi gösteriyor: Fas ekonomisi küresel yatırımcılar için daha cazip hale gelirken, bazı gençler için ülkede kalmak daha zor bir seçenek haline geliyor.
Göç yalnızca yoksullukla açıklanamaz
Yazar, göçü yalnızca işsizlik veya gelir yetersizliği üzerinden açıklamanın eksik kalacağını savunuyor. Ona göre bugün gençlerin beklentileri geçmiş kuşaklardan farklı. Dijital medya ve küresel iletişim sayesinde dünyanın farklı bölgelerindeki yaşam standartlarını yakından görüyorlar. Bu durum, kendi ülkelerindeki imkanlarla hayal ettikleri hayat arasındaki farkı daha görünür hale getiriyor.
Gharbali, bu noktada Fas toplumunda sık kullanılan “hogra” kavramına dikkat çekiyor. Kavram, yalnızca ekonomik eşitsizliği değil; kişinin kendisini değersiz, görülmez ve dışlanmış hissetmesini ifade ediyor.
Yazara göre birçok genç için mesele sadece daha fazla para kazanmak değil. Daha iyi eğitim, daha güvenli bir gelecek, daha fazla saygı ve toplum içinde değerli hissetme arayışı da göç kararında etkili oluyor.
Avrupa’nın göç politikasındaki çelişki
Gharbali, Sebte olaylarını Avrupa’nın göç politikalarıyla birlikte değerlendiriyor. Yazara göre Avrupa ülkeleri sermayenin, yatırımların ve malların dolaşımını büyük ölçüde teşvik ederken, insanların hareketliliğini çok daha sıkı kurallara bağlıyor.
Bir yandan sınırlar güçlendirilirken diğer yandan Avrupa’nın yaşlanan nüfusu nedeniyle doktor, mühendis, araştırmacı ve nitelikli çalışanlara ihtiyaç duyduğunu belirten Gharbali, bu durumun göç konusunda seçici bir yaklaşım yarattığını savunuyor.
Ona göre bugün mesele sadece “sınırların açık ya da kapalı olması” değil; kimlerin hareket etme hakkına sahip olduğunun belirlenmesi. Sebte’ye yönelen gençler de bu nedenle yalnızca Avrupa’ya ulaşmaya çalışmıyor. Aynı zamanda küreselleşen dünyada hareket özgürlüğünün herkes için eşit olmadığını gösteriyorlar.
Kuzey Afrika’nın ortak sorunu
Gharbali, Sebte’de yaşananların yalnızca Fas’a özgü bir kriz olmadığını vurguluyor. Ona göre Kuzey Afrika ülkeleri benzer bir sorunla karşı karşıya: Eğitim düzeyi yükselen genç nüfusun beklentileri artarken ekonomiler bu beklentilere yeterince karşılık veremiyor.
İklim değişikliği, işsizlik, bölgesel eşitsizlikler ve Avrupa’nın sertleşen sınır politikaları bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor. Yazara göre göç, artık yalnızca ekonomik bir tercih değil; devletin gençlere sunduğu gelecek vaadiyle ilgili daha büyük bir sorgulamaya dönüşmüş durumda.
Sebte sınırındaki görüntüler de bu nedenle yalnızca bir göç krizinin değil, “insanlara ülkelerinde kalabilecekleri bir gelecek sunma” meselesinin işareti olarak okunmalı.