Kürdistan’ın gözbebeği Amed’de 2013 yılını bitirmeye ramak kala heyecan ve coşkuyu harlayan bir havayla gerçekleştirildi 1. BDP Gençlik Konferansı… Kürdistan’dan Türkiye’den dünyanın birçok ülkesinden binlerce gencin katılımıyla sınırları tanımayan zengin bir tablo hakimdi. Konferans için Amed’in seçilmesinde tek neden başkent oluşu değildi şüphesiz, Amed direnişinin hele ki 1982 yılında zindanlardan yükselen sesin hala sokaklarında yankılanmasının payı var. Konferans Kürtleri sindirme hareketine Amed zindanlarında geçit verilemeyişinin ve bu uğurda onuruyla şehit düşenlerin anısına bağlılığın bir yansıması olarak hafızalarda yer edinmiş oldu. Kemal Pir’e, Hayri Durmuş’a, Akif Yılmaz ve gençliğin Kızıl Yıldızı Ali Çiçek’e içten ve yürekten bir merhabaydı.

Gençliğin sembolü Ali Çiçek “partimiz bize direnişi öğretti teslimiyeti değil” diyerek tüm karşı çıkışlara rağmen ölüm orucu saflarında yer aldı. Teslimiyet sözcüğünü partiyle tanıştığı ilk günden 15 Eylül 1982’de 36.koğuşta şehit düşene kadar da hafızasından sildi. Amed’i sembol haline getiren direniş gerçeği Ali Çiçek’i de gençliğin kızıl yıldızı olarak tarihe kaydetti. Mücadeleci, inançlı ve iradeliydi, morali coşkusu, yoldaşlarına yaklaşımı hep militancaydı. Bu yüzden Amed zindanlarının vahşetinde o hep savaşçıydı. İddiasızlığa, yabancılaşmıya, sessiz kalışlara, sistem içinde köleleşmeye karşı savaştı. Gereklilikleri, tarihsel görev ve sorumluluklarını yerine getirirken her anı bir eğitimmiş gibi değerlendirdi ve tüm bunlardan dolayı Ali Çiçek hep gençti, tıpkı Önder Apo “kendimde zamanı gençler için dondurdum” sözleriyle hep genç kalacağını dile getirişi gibi.
Önder Apo’nun konferansa gönderdiği mesajından altı çizilen konularından biri gençlerin kendini eğitmeleri idi. “Önce kimliğini, kültürel gerçekliğini iyi yaşa, kendini tanırsın. Kendini iyi tanırsan siyaseti tanırsın, askerliği tanırsın. En büyük eylem, kendini tarihsel kültürel kimliğin ile gerçekleştirme ve bunu toplum sorularına cevap olarak sunmadır. Bunu yapamayanın hayatı boştur” çözümlemesinde  Önder APO bu hususu çok açık bir şekilde dile getiriyor. Ve bu gün Amed’de binlerce Kürt gencinin bir araya gelişi ve Ali Çiçek’in anısına sahip çıkacaklarının sözünü verişi, kendilerini tanımanın ve sorumluluklarının bilincinde olmanın ifadesidir. Demokratik kurtuluş ve özgür yaşamı inşa sürecinde ideolojik ve pratik donanımın gerekliliğinin öncü gücünün gençlik olacağı ve bundan dolayı Ali Çiçek yoldaşın her anı eğitim alanına çevirmesi gibi, gençlerin de bu önemli ve zorlu süreçte sitemin bağlılık ve bağımlılıklarından kendini eğiterek arındıracağının mesajı verildi. Nasıl ki Amed zindanında devrim niteliğindeki direnişin öncü gücü Ali Çiçek olmuş ise dönemin hamlesel çıkışının öncüsü de gençlik olacaktır.
Büyük ölüm orucu direnişlerinin, Dörtlerin ateşinin mekanı olan Amed’de binlerce gencin sel olup devrimin yatağına akması cellatlarının yüzüne tükürmekti. Ankara’da bir grup Kürt ve Türk gencinin başlattığı destanın 2013’te Amed’de sayısı on binlere varan gence uzanması önemli bir moral kaynağına dönüşüp devrim sıcaklığının bir kez daha olanca yakıcılığı ile sarıp kuşatmaya neden oldu. Önder Apo’nun “genç başladık genç başaracağız” sözleriyle ete kemiğe kavuşturduğu PKK gerçeğinin bir kez daha somut yansıması oldu konferans.
Konferansın en çok dikkat çeken, ilgi uyandıran ve moral veren hususlarından biri de genç kadınların katılımları idi. En fazla sistem içleştirilmek, düşürülmek, özgürlük mücadelesinden uzaklaştırılmak istenen Kürt genç kadınları. Bu konferans kadınların taleplerinin, projelerinin, mücadele etmedeki ısrarlarının, örgütlülüklerinin bir sonucudur aynı zamanda. Binlerce kadın yüreği buluştu o salonda ve o binlerce yürek kendi rengini, kendi damgasını vurdu yaşananlara. Bu konferansta sistemin Kürt gençlerine biçtiği misyon bir kez daha yerle bir edildi. Buna öncülük yapan kesimlerden biri de genç kadınlardı.
Bu coşkulu gençler özgür eylem hattında örgütlü güçle başarıyla ilerleyeceğini haykırır gibiydiler. Öldüğü bahsi geçen Kürt gerçekliğinin Önder Apo şahsında dirilişinin 35.yılının kutlandığı 27 Kasım’ın birkaç gün sonrasında gerçekleştirilen konferansın demokratik ve özgür yaşamı inşa sürecinden geçerken yüklendikleri misyona denk durulacağını gösterdiler. Bin bir çeşit maskeyle fuhuşa, uyuşturucuya, ajanlaşma ve yozlaşmaya çekilip yabancılaştırılan gençliğin toplumsal ve tarihsel kökleriyle buluşmasındaki ısrarı, sömürge sistemine teslim olmayacaklarının cevabıydı konferans. Canla başla ve aşkla yürüyecek olmanın resmiydi ve Önderlik’e selamdı…