Ahmet Ağaç (Şükrü) ve kendisiyle birlikte şehit düşen beş arkadaşının anısına…

Ey ruhumun ve bilincimin kıblesi, ey şafaklarımın parlak ışığı! Birlikte bir 8 Mart’a daha geldik. Kanınla anlam kattığın direniş günümüz 8 Mart’ını bir değil, binlerce kez kutluyorum. Ey kalbimin gıdası… Çoktan bu günü görmüş olduğunu bildiğim halde yine de sana o büyük müjdeyi vermek istiyorum. Bu büyük bir zafer müjdesidir. Karanlık çağın bir diriliş denemesi olan bölgesel ve uluslararası bütün barbarların ruhunu  ve davranışını temsil eden haydut devleti ve zihniyeti yerle bir ettik. Bugün bütün dünya bizi konuşuyor, en fazla da özgür Kürt kadınlarını. Kürt kadınları DAİŞ dedikleri bu barbarları yenerek yeni bir çağ başlattı. Kanınızla suladığınız kutsal toprağın hemen yanı başında yeni çağın zafer şenlikleri başladı. Kadın erkek, çocuk, ihtiyar, herkes meydanlara dökülüyor. Toprağımız tam bir renk bahçesine dönüştü. Kürt, Arap, Ermeni, Çerkez, Asuri, Keldani kısacası bu toprakların bütün halkları ve renkleri hep bir arada bu tarihi günü kutluyor.

Bu bahar bizim için başka bir bahar amca. Bu yıl doğa da her şeyiyle zaferimize ortak oldu. Kış boyu yağmurlar dinmedi. Toprağın her zerresi suyla doldu. Bir zamanlar kızgın güneşte kızarıp, susuzluktan çatlayan toprağın dibi büyük su yataklarına dönüştü. Her yer hayat fışkırıyor. Nice zamandır ülke böyle bir bahar görmedi. Her taraf yemyeşil ve göz kamaştırıyor. Her sabah önümüze serilen yeşilin en nefis rengiyle uyanıyoruz. Otlara tutunan su damlacıkları güneşle dolmuş gözlerimizi yıkıyor. Bu yeşilin ortasında özgür olmak nasıl bir duygu, hiç kimse sizden daha iyi anlayamaz ey kalbimin büyük aşkı. Bu toprak önce kalbinizde yeşerdi, şimdi tam da kalbinizin baharıdır yaşadığımız. Bu baharda kadın yeşerdi, halklar yeşerdi, yeni bir insanlık yeşerdi.

Babaannemin gizli gözyaşları

Ey göğümün hiç sönmeyen ve asla sönmeyecek yıldızı Babaannemin herkesten saklayarak içten içe döktüğü göz yaşlarının anlamını şimdi her zamankinden daha iyi anlıyorum. O göz yaşlarındaki sesiz çığlıkları yeni yeni duyuyor gibiyim. Meğer bütün o göz yaşları doğum sancısının ta kendisiymiş. Bugün doğarken babaannemin kalbine, ruhuna nasıl da büyük acılar, sancılar veriyormuş. Ben babaannemin çektiği sancıların içinde saklı baharımızı ta o günlerden çok iyi gördüğüne eminim artık. Yoksa onca sancıya, onca acıya dayanması mümkün olmazdı. Kolay mı üç oğulu toprağa vermek ve zindanlardaki oğulların görüş günlerini beklemek. Sonra dağlara uzanan diğer oğul ve torunların hasretini çekmek, hasret çekerken çekilen acıya dayanmak. Ah ben bunu düşünürken adeta bir babaannem oluveriyorum galiba.

Ey kalbimin hiç sönmeyen ateşi, inan şu anki bütün gözyaşlarım sevinç göz yaşlarıdır. Sevincin de ne yakıcı ateşi varmış, yeni yeni anlıyorum. Belki de hayatın anlamı denilen şey tam da budur. Ve bu anlam kümecikleri kalbinde, ruhunda yuva yaptığı için nasıl da gururlu ve mutlu oluyorsun. İçinde ateşten büyük devinimler gerçekleşen böyle bir kalbe sahip olmanın kesinlikle bir ayrıcalık olduğunu düşünüyorum. Bu öyle bir ayrıcalık ki çekilen sancının tam da sancının en şiddetli anında onun sevincini yaşayabilme ayrıcalığı. Yani acı bütün şiddetine rağmen bir yerde sevincin kendisi oluyor. Sancının şiddetini sevinçle algılama, derinden duyumsama. Tıpkı bugün yaşanmakta olduğu gibi.

Başka bir 8 Mart yaşanıyor

Bu 8 Mart Rojava’da zafer kutlamalarını yaptığımız bir 8 Mart. Ama aynı toprağın diğer tarafında başka bir 8 Mart yaşanmakta. Tıpkı bir zamanlar bugünün zaferi için çekilen doğum sancıları gibi orada da yeni zaferin doğum sancıları en yüksek seviyesine çıkıyor. Ve buna yine yüce bir anne öncülük ediyor. Bir anne ki bedenindeki doğum sancısı daha şimdiden bütün dünyayı sarmış durumda. O anne bunun bambaşka bir doğum olduğunun çok iyi farkında.

Sonucu ne olursa olsun sancılarını büyük doğum sevincine dönüştürmüş durumda. Adı Leyla Güven. Şimdi hepimiz büyük doğum gününe onunla yürüyoruz. Özgürlük için acıya aşkla göğüs germe, Önder Apo’nun yarattığı bir bilinçtir. Bu bilinç bir ülkeden bile daha değerli olabiliyor. Bu bilinç olmazsa doğum olamaz, ülke olamaz, bahar hiç olamaz. Olup biten her şey burada saklı. İşte böyle bakınca babaanneme, sizlere ve yüce annemiz Leyla’ya daha çok anlam vermeye başlıyorum. Bizi böyle bir anlam dünyasına kavuşturduğu için ezilmiş tüm insanlar adına, direnen kadın adına doğum sancılarının en büyüğünü çeken Önder Apo’ya ve sizlere sonsuz minnettarlığımı belirtiyorum. Sizlerin yarattığı bu değerlerin izinde yürümek, layıkıyla temsil edebilmek en büyük amacım. Bunu başardıkça onur duyuyor ve mutlu oluyorum. Direniş ve zaferlerimizin daha da büyüdüğü yeni bir 8 Mart gününde buluşmak dileğiyle.

Seni sonsuza dek kalbinde taşıyacak olan yeğenin Dicle.