Çok genel hatlarıyla bunların hepsi yapılıyor. Ancak yaşamın ayrıntılardan o kadar çok şey var ki, Rojava gerçeğini en çıplak haliyle anlatabilmelerine rağmen bu toz duman ve genel değerlendirmeler içinde yok olup gidiyor. O yüzden de devrimin hangi emek ve bedeller ödendiği, bu emek ve bedellerin sahiplerinin nasıl sahip çıktıkları çok fazla ortaya çıkmıyor.
Uğrak yerlerimden biri olan Şehit Aileleri Kurumu ve bakanlığına geçen gün yine uğrarken iki kare, iki ayrıntı yakaladım. Aslında Rojava hayatında bunlara çok fazla ayrıntı da denilemez. Çünkü hayatın herhangi bir yerinde ve anında böyle kare ve ayrıntılarla karşılaşmak mümkündür. Ancak dışarıdan bakanlar içinse çok şey ifade ettiğini belirtmek durumundayım.
Karelerden biri 74 yaşındaki bir anneye ait. Adı Sinem Güzüm. 3’ü kız, 3’ü erkek altı çocuk dünyaya getirmiş. Yedi yıl onları ateşten ve sudan korumuş. Besleyip büyütmüş. Oğullarından biri yıllar önce dağların yolunu tutmuş. Hala Kürt dağlarının herhangi bir yerinde çıktığı yolunu devam ediyor. Kemal adında evli ve iki çocuk babası olan oğlu ise geçen sene Halep’teki saldırılarda direnirken yaşamını yitirmiş. Geri kalan diğer dört çocuğu da evli ve çoluk çocuk sahibi olmasına rağmen, Êfrîn Kantonundaki yönetim kurum ve kuruluşlarında çalışmalar içinde yer alıyorlar.
Sinem Ana’nın gözleri iyi görmüyor, kulakları duymuyor. Binanın merdivenlerinden kızı Cihan kolundan tutup yardım ederek yukarı çıkıyordu. Çıkarken bir şeyler söyleniyordu. Sesini duymadığım için ne söylediklerini anlamak zor oluyordu. Biraz yaklaşınca KDP ve AKP tarafından Kuzey Rojava-Güney Rojava sınırları üzerinde kazılmakta olan çukurlara, çukurları açılanlar ağır laflar ettiğini anladım. Kolundan tutup merdivenleri çıkması için yardım eden kızı Cihan’ın söylediklerine aldırış etmeden çukur kazanlara laflarını sıralamaya devam ediyor.
Kızı Şehit Aileleri Kurumunun şehitlerin fotolarının olduğu salona Anayı götürene kadar, Ana susmadı. Salona geçip karartı halinde de görse karşısında fotoğraflar belirince birden sustu. O ana kadar uzaktan izlediğim anaya biraz daha yaklaşıp, 'ana neden sustun' dediğimde fotoğrafları göstererek kısık bir sesle "onların karşısında ağzı alınmayacak sözler söylemek olmaz" dedi. Bu söz üzerine biraz uzaklaşıp yine uzaktan anayı izlemeye başladım. Kolundan tutan kızı onu tek tek her fotoğrafın karşısına götürüp gezdirdikten sonra yorgun argın düşen Ana salonun ortasına oturup yazmasını düzelttikten sonra dinlenmeye başladı. Çok geçemden yine kızının yardımıyla salondan çıkıp bakanın odasına geçti. Kısa bir kare ve ayrıntıydı. Ama Rojava gerçeğinin en çıplak haliyle anlatıyordu.
Kurumda almam gerekeni aldığımı düşünerek yola çıkarken ikinci bir ayrıntı ve kare ile karşı karşıya kaldım. Şehit Aileler Kurumu Divan Odasının kapısının yanındaki posterin karşısında gençten birinin durup postere baktığını gördüm. Yanına geçip aynı postere onun gibi ben de bakmaya başladım. O sırada kurumun gönüllüsü ve müdavimi olan Cihan Ana yanımıza gelerek fotoğrafa bakan genci gösterip "tanımıyor musun?" diye sordu bana. Tanımadığım anlamında kafamı sallayınca posterdekinin oğludur. Adı Bekir şimdi 28 yaşında. Babası dağlara çıktığında henüz dokuz yaşındaydı. Ama şimdi büyüdü. Ve bizim Şehit Aileler Kurumu divanı çalışmalarında yer alıyor. Önündeki durduğu yer ve babasının posterinin yanına asılı olduğu kapı onun çalışma odasıdır. Her gün çalışmaya geldiğinde duvardaki babasının posterine birkaç dakika baktıktan sonra odasına geçip işine başlıyor dedi.
Cihan Ana bunları anlatırken bu gün gördüğüm ayrıntı ama dünyaları anlatan gerçekler için kaybolup gitmiştim. O yüzden Bekir’in yanımızdan odasına geçtiğini bile fark etmemiştim. Ama bir daha da o gün odaya girip Bekir'le konuşmadım. Onunla konuşmaya bir başka güne bırakarak oradan ayrıldım.
İşte Rojava Devriminin herhangi bir yerinde ve zamanında karşılaşılabilecek bu gerçekler bu devrimin hangi bedeller ve emeklerle yapıldığını göstermeye yetiyor. Artıyor bile.
Biri bir yıl önce şehit düşen bir oğulun anası diğeri on dokuz yıl önce şehit düşen birinin oğluydu.
Bir ana, bir oğul
Rojava Devrimine ilişkin çok şey yazılıp çiziliyor. Analizler, kritikler yapılıyor. İlan edilen ve adım adım inşa edilen ve Ortadoğu'da bir ilk olan demokratik özerklik sistemi ile yaşam örülmeye devam ediliyor. Sorunlara çözüm bulunmaya ihtiyaçlar karşılanmaya çalışılıyor.