
SADİYE ESER/MA/İSTANBUL
Öcalan ile ailesinin ve avukatlarının görüştürülmemesini “hukuksuzluk” olarak tanımlayan Kanar, şunları söyledi: “Burjuva hukukunun bile ayaklar altına alınmasıdır. Burjuva hukukunda, infaz hukukunda şöyle bir kural vardır. Bir ceza kesinleşince artık kişinin iddia edilen fiil ile bağı kesilir. Dolayısıyla hüküm alanlar aynı kategoridekiler ile eşit muamele görme hakkına sahiptirler. Yani hükümlünün artık iddia edilen ‘suçla’ ilgisi kesilmiştir. Artık ona bir suçlu gibi davranılamaz. İnfaz hukukunun temel kuralıdır. Ama bugün Öcalan’a uygulanan düşmanla savaş hukukunun infazıdır. Hukuksuz uygulamalardır.”
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu yönde kararlarının olduğunu ifade eden Kanar, şöyle devam etti: “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 3. maddesinde, ‘tecride işkence, onur kırıcı, insanlık dışı kötü muamele yasağının ihlalidir’ dediler. Demek ki bu tecridi AİHM’de hem işkence hem insanlık dışı muamele hem de onur kırıcı muamele olarak kabul etti. Aslında 2. maddenin de ihlalidir. Yani yaşam hakkının ihlalidir. Uzun süreli tecrit insanın doğal yapısını zedeler ve yaşamı devam ettirme, formunu yıpratır. Yaşam hakkı açısından olumsuz bir etki yaratır. Sadece bu da değil. Aynı zamanda 6. maddenin de ihlalidir. Yani hükümlünün aynı zamanda hükümden sonra da hukuki işleri vardır. Avukat görüş hakkından mahrum asla edilmemesi gerekir. Yani hükümlü bilmeli ki kendisinin yetkili organlar önünde hakkını savunacak müdafi var. Bunu özgürce hissedebilmesi gerekir.”
Tecridin tamamen insanlık dışı bir muamele; aynı zamanda halkların eşitlik özgürlük temelinde barış içinde bir arada yaşamasının önündeki en büyük engellerden biri olduğunu vurgulayan Kanar, tecridin derhal son bulmasını istedi. Kanar, “Eğer bu coğrafyada halkların eşit haklar temelinde bir arada yaşaması isteniyorsa, bu tecride derhal son vermek gerekir. Bu insanlık dışı tecrit bir an önce son bulmalıdır” dedi.
Ailelerin başvurusuna ret
Öcalan ve İmralı’daki diğer tutsakların aileleri, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na görüşmek için başvuruda bulundu. Mehmet Öcalan ve ablası Fatma Öcalan, avukatları aracılığıyla İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Öcalan ile Pazartesi günü görüşmek üzere Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuru yaptı. İmralı’da bulunan diğer tutsaklardan olan Hamili Yıldırım’ın kardeşi Polat Yıldırım, Ömer Hayri Konar’ın kardeşi Ali Konar ve Veysel Aktaş’ın ablası Sabiha Aslan da avukatları aracılığıyla Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na görüşme başvurusunda bulundu. Başvurular bir kez daha reddedildi.