Almanya Gündemi
Başbakan Angela Merkel, geleneksel olarak her yaz düzenlediği basın toplantısını Pazartesi günü gerçekleştirdi. Bir çok basın kuruluşunun katıldığı toplantıda, yine geleneksel olarak Merkel’e Almanya’nın iç ve dış politikaları hakkında sorular yöneltildi. Bu geleneksel basın toplantısının bir özelliği de; merak edilen her konuda gazetecilerin Başbakan’a soru yöneltme imkanı bulmaları.
2015 yılı basın toplantısının merkezinde ise mülteci sorunu vardı. Özellikle son dönemlerde artan mülteci sayısı ile birlikte vuku bulan kriz, Avrupa’nın bu durum karşısında takınması gereken rol, Almanya’da mültecilere karşı yapılan nefret gösterileri, basın mensuplarının yönelttiği temel sorular arasındaydı. Az çok Merkel neler söyledi, ajanslar ayrıntılı olarak geçti. Aslına bakarsanız bu toplantıda dikkatimi daha çok, ‘Merkel ne söyledi’ kısmından ziyade, Merkel’in basın mensuplarına karşı tavrı çekti.
Malumunuz; Türkiye’de Erdoğan yönetiminde yapılan açıklamalar hayli farklı bir tabloda. Edepsiz (!) olandan tutunda, haddini bilmeyen (!) bir dolu gazeteci etrafta gezinmekte. Toplumsal olayların ardından, neredeyse bütün başlıkları aynı çıkan gazeteler, haberleri aynı içerikte servis eden televizyonlar... Türkiye’de haberler tek bir süzgeçten geçip, arındırılarak, tek bir dilde servis ediliyor. Bir gazeteci iki kelime farklı konuşsun işini kaybetme tehlikesini bir tarafa bırakın, hakkında açılan davalarla da mücadele etmek zorunda kalıyor. Muhalif basını zaten biliyorsunuz: Gazetecilik mesleğinin gereği yaptığı haberlerden dolayı yargılanan sayısız gazeteci. Bunların hatırı sayılır kısmına ‘terörist’ yaftası yapıştırılıyor. Tek millet, tek bayrak, tek devlet egosu medya için de geçerli; ‘tek medya’, ‘tek patron’... Gazeteciler Erdoğan’a soru sorarken sesleri titriyor, sorular öncesinden kurgulu. Erdoğan ne zaman meydana inse başlık hazır: ‘Erdoğan gazetecilere çattı’. Önceki siyasi iktidarlar döneminde de mevcut olmakla beraber, AKP iktidarı ile gazetecilik tanımı bambaşka bir boyut aldı. Gerçek ve doğru haber ilkesi evrilerek, iktidar yalakalığına dönüştü. Kürdistan’da neler oluyor kamuoyunun herhangi bir fikri bile yok. Çünkü başlıklar tek elden çıkıyor. İşte bu yüzden Merkel’in basın toplantısında açıklamalarından çok, gazetecilere nasıl davrandığı ile ilgilendim.
Merkel’in Pazartesi yaptığı basın toplantısına dönecek olursak; Merkel için 2015 yılı oldukça zorlu geçti. Yunanistan politikaları nedeni ile eleştirilerin merkezine oturdu, mülteciler krizi içinden çıkılmayacak bir hal aldı, bir açıklama sırasında Filistinli mülteci bir kızı ağlattığı için sert eleştirilere hedef oldu, PEGİDA sorunu Merkel’e oldukça ter döktürdü, ki hala aşırı sağcıların tutumu büyük bir sorun teşkil ediyor ve bunun gibi birçok sorun. İşte bu konularda gazeteciler sorularını rahat bir dille yönelttiler. Misalen; Yunanistan sorunu nedeniyle Almanya’nın imajının bozulduğu ve bunu düzeltmek için ne yapılacağı soruldu, Filistinli mülteci kıza davranışın, onda uyandırdığı duygular soruldu, ırkçı saldırılar karşısında hükümetin ne tavır takınacağı da. 2005’ten bu yana Başbakanlık görevini sürdüren Merkel’e 2017 yılında yapılacak seçimlerde tekrar aday olup olmayacağı da esprili bir dille yöneltildi, zira bu konu kulislerde konuşulan ve mizaha konu olan konular arasındaydı.
Özetle; Merkel’in hoşuna giden soruların yanında hoşuna gitmeyen sorular da vardı. Merkel yuvarlak cevapların ağırlıklı olduğu açıklamalar yapsa da (açıklamalarının içeriği konumuzun şimdilik dışında) sorulan her soruya mesafeli tavrıyla ama nezaket çerçevesinde cevap verdi. Ne elini masaya vurdu, ne de sert konuştu.
Şimdi Türkiye’de geldiğimiz duruma bir bakın. Gazetecilerin rahat tavırları ile iktidar yalakalığı yapmadan güncel konularda soru sorma özgürlüklerini özledik. Çünkü; Türkiye, gazetecileri sordukları sorular nedeni ile hapse gönderen bir ülke olarak, dünyada ilk sıralardaki yerini hala koruyor. Hatta bu meslek artık yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.