Tespih taneleri gibi dizildik ard arda. Onlarca insan. Yarımızdan çoğu daha oniki, onüç yaşlarında. Önümüz, arkamız katır. Kaçağa gidiyoruz diğer yakaya; umuda ve ölüme adım adım. Yara yara karı, tek sıra.
Günlerden 28 Aralık. Buz kesiyor hava. Koptu kopacak kulak memeleri. Olur mu kaçak, bu mevsimde, bu zamanda, 2011 yılında? İzin yoksa çıkmaya yaylaya, ekip biçmeye. Ve bulamazsanız ayrana, katık edecek bir lokma ekmek. Bir eşarp bile alamıyorsanız ananıza. Adım bile atamıyorsanız şehre fukaralıktan. Ve mahçupsa babalar çaresizlikten. Uzatmalıyı oynuyorsa yavuklular. Ve ölüyorsa çocuklar zatürreden. Gidersiniz siz de kaçağa, bu mevsimde, bu zamanda, 2011 yılında, elli liraya.
Adettendir, sormak dileğini eşin, dostun. Sorulur dargının, kırgının eksiği, çıkılınca kaçağa. Yamaçtaki karakolun hatta, koyduk pusulasını koynumuza. Ve koyulduk yola. Budur pasaport ve vizemiz, tek güvence ve garantimiz. Yoksa ne onlar bizi, ne de biz severiz onları. Zımni, adı konmamış bir çıkar ilişkisidir bizimkisi, allah şahit.
Geçtik karşı yakaya. Önümüz, arkamız katır. Koklaşıp öpüştük, hal hatır sorduk. Göçeni gideni sonra. Akrabayız, hısımız, karşı yakadakilerle. Tel örgüler, sınırlar ayırsa da. Yükledik katırları ve çıktık yola.
Gürültüsüyle uçakların, durakaldık olduğumuz yerde. Gelir geçer dedik. Alışıktık buna ne de olsa. Olmadı bu kez ama, tutmadı hesap. Yağdı üstümüze bombalar. Sığındık katırların altına. Onların da birer can taşıdığı, gelmedi hiç aklımıza. Ve parçalanacakları bombalarla. Karıştı kanımız birbirine. Un ufak oldu, etimiz, kemiğimiz. Yankılanmadı hawarımız. Kaldı boşlukta. Etraf diz boyu kar.
Sonra, irkildi köydekiler. Ölüm kusan gürültüsüyle bombaların. Kan revan içinde sınır boyu. Paramparça bedenler, körpeçik çocuklar, buluğ delikanlılar. Ve dar zamanların gayretkeş katırları.
Buldukları parçalarını çocuklarının, yüklediler getirdikleri katırlara. Çıktılar yola gerisin geri. Uzun bir kervan, per perişan. Bir daha koklayamacakları, kucaklayıp saramayacakları otuzdört canla. Ve lanet okudular, yapana da, kadere de. Sipariş verip de, hançerleyen arkadan.
Eşkiyaydı adımız hep, şaki ve terörist. En iyimiz korucu ve kaçakçı. Gözdeleriydik “sözde vatandaşların”, reva görülenlerin “kölelik hakkına.” “Bombalanmasaymışız, beslemek zorunda kalacaklarmış.” “Vacipmiş katlimiz, basmadığımız için mayına.” Ve “kürtajmış Uludere”, kazınıp atılması gereken. “Paraysa para, kesin artık sesinizi” diye buyurmuş bir Zebani. Ve “tasmalıymış Roboskî’den bahsedenler.”
Yıl 2012, aylardan Aralık. Gereği yok, kalsın üstü. Davacım olsun kardeşlerim. Benden bu kadar!
msahin1@web.de