Payımıza yine ölüm, yine kalleşlik, yine arkadan vurulma, yine gözyaşı düştü. Ağrı’da Serhat Kızılay isimli gerillayla 6 çocuk babası, Diyadin eski HDP ilçe başkanı Cezmi Budak’ın katledilmesiyle sonuçlanan tezgah, yine Kürt halkının sağduyusu, cesareti ve barışçıl çözüme olan samimi inancı sebebiyle boşa çıkartıldı. Her geçen gün oyları tırmanışa geçen ve barajı aşacağı açığa çıkan HDP’yi kriminalize etmek, hedef göstermek, ortamı bulandırmak, müzakere sürecinde atılması gereken adımları atmayıp gerçeği ters yüz etmek gibi birçok amacı bünyesinde taşıyan bu girişimi lanetliyorum.
Bütün kalbimle lanetliyorum.
Bu nasıl bir aymazlık, nasıl bir başı dönmüşlük, nasıl bir vicdansızlık halidir! Bu filmi son 40 yılda çok izledik. Dahası, yaralı askerlerin ölüme terk edilmesi nasıl bir insafsızlık halidir? Yeter ki senaryoları hayata geçsin, "her iki taraftan da ölsünler"; sorun değil!! Bu devlet aklı, savaş boyunca birçok defa sadece gerillayı değil; "çıkarları" elverdiğinde yoksul halk çocuğu askerleri de kolaylıkla ölüme sürüklemedi mi? Bu halk neler gördü neler. Ekim 2007’de Dağlıca’da, gerilla tarafından alıkonulan 8 asker için "keşke ölseydiler" diyen "Adalet" bakanları da gördü! Dolayısıyla daha seçim sürecine girilir girilmez böylesi bir katliam yaşatılan Ağrı, vicdanıyla ayakta. Yürek yangınıyla ayakta. Öfkesiyle ayakta.
Şimdi sormak lazım: babasız bıraktığınız bu çocuklar sizinle nasıl barışacak? Ruhlarında, yüreklerinde açılan yarıkları kim dolduracak; yaralarını kim saracak? Yaşattığınız bu kayıplarla bu halkın haklı direnişi de son bulmaz; barışa ve çözüme olan inancı da sarsılmaz. Çünkü tüm dünya artık, barışı ve çözümü kimin istediğini, kimin buna taş koyduğunu; oyaladığını, ciddi adımlar atmayarak sürüncemede bıraktığını görüyor.
Maaşlı "gazetecilerinizin" geceden hazırlayıp attığı manşetler havada kaldı!
Olaydaki tanıklar konuşup, görüntüler yayınlanınca nasıl bir yalan kurgusuna imza attıkları da açığa çıktı. Gazetecilik ilkeleriyle uzaktan yakından alakası olmayan bu "şak şak" elitist kalem sahiplerine buradan birkaç söz söylemek isterim. Tarih, her şeyi ama her şeyi anı anına kaydeder. Gerçekler asla karanlıkta kalmaz. Ama bugün; ama yarın. Gerçekler bir gün mutlaka aydınlanır. Peki sizin, kara yüzünüz nasıl aklanır! Bu ülke halklarına bakacak yüzü nasıl bulacaksınız? Zulümler, saltanatlar çöküp saraylar yıkılınca, bir bedende onlarca, yüzlerce kayıp yüreği yaşatan çocuklarla nasıl yüzleşeceksiniz?
Evet. Ağrı’da yaşananlar, bir taşla birkaç kuş vurulur misali, AKP’nin önümüzdeki bu 7 hafta boyunca yapabileceklerinin emaresi. Trafoya giren kedilerden tutalım da kara propagandaya kadar, birçok şey denediler geçtiğimiz yerel seçimlerde. Yetmedi, bazı yerlerde defalarca kez oylarımızı sayarken dahi kaçırdılar; seçimi yenilediler. İşte Ağrı’ya öfkeleri biraz da bundan. Bugünden itibaren de gerçek Türkiye fotoğrafını yansıtan, 92 yıllık Cumhuriyet boyunca ilk defa halkları bu kadar eşit ve çoğulcu biçimde bünyesinde barındıran HDP’nin önlenemez yükselişini durdurmak için elerinden geleni yapacaklardır.
Çünkü ancak HDP’li bir Meclis, yetkilerin tek elde toplandığı, Türk tipi sultalık rejimini engelleyebilir.
Çünkü ancak HDP Meclis’e girerse kadınlar temsil edilecek; kadınların sesi hem meydanlarda hem Mecliste daha gür çıkacaktır.
Tarih boyunca 73 defa fermana maruz kalmaları yetmezmiş gibi, şimdi de karanlık DAİŞ çetelerince 74. defa katledilen, tecavüze uğrayan Êzîdîler Mecliste olmuş olacak.
Soykırıma uğrayan, mallarına el konulan, bir bütün olarak yok edilmek istenen Ermeniler olacak.Mezopotamya ‘nın kadim halkı Süryaniler ses verecek Meclisten.
Karadeniz’in hırçın dalgaları gibi asi Laz halkı, Çerkez halkı olacak.
Kürtlerle Türklerin 92 yıl önce birlikte kurduğu Meclis, HDP ile birlikte halkların Meclisi olacaktır tekrar…
7 Hazirana kadar tek yürek olup, çalınmadık kapı, gidilmedik mahalle-köy bırakmadan var gücümüzle çalışmalıyız…