Bir irade savaşına tanıklık ediyoruz. İradenin bir tarafında tankı, topu ve tüm kontra güçleri ile devlet ve iktidar, diğer tarafında özgürlüğü ve hakları için direnenler var. 

Hiç karmaşık değil olup biten, çözümsüz değil. Karmaşık ve çözümsüz hale getiren, ulusal kibirini zulme dönüştürmüş devlet politikalarının kendisi sadece. Tarih, Kürtlerin kendi hak ve özgürlüklerinin yanında yer alıyor. İleri olanın karşısında olan her şey, her söz, her itiraz gericidir ve devlet bu yanıyla gericiliğin ve şovenizmin temsilcisi olarak karşımızda duruyor.  Kendisine aydın, demokrat, ilerici diyenlerin yine kendisini sınayacağı yer tam da burasıdır. Nerede konumlandığı, kimin yanında durduğudur. 

Hiç karmaşık değil olup biten. Karmaşık hale getiren, kendini güce teslim etmiş olanların, gericilikle uzlaşmasıdır. 

Bir halkın, özgürlük mücadelesine ve kendi kaderini tayin hakkına bükülen o burun, o dil, o ağız, o davranış, iktidarın asıl baskı gücünü oluşturuyor. "Tek bayrak, tek millet, tek vatan" söyleminin arkasına dizilen vahşet, hepimize toplu mezarlar kazıyor. 

Özyönetim talebine karşı, eski yeni tüm kontra güçlerini mahallelere indirenler, her türlü acizliği, düşkünlüğü, ‘devlet olmanın gereklilikleri’ mağrasından yankılandırarak üstümüze yürüyor. 

Durdurulması gerekiyor bunun ve asla geri adım atarak durdurulabilecek bir politika yok karşımızda. Karşılıksız atılacak tek bir geri adım, yoksul Kürt emekçilerini ve kafasını, yüreğini onların yanına koymuş tüm kesimleri, derinden etkileyecek bir kırılma yaşatacaktır. Bir direniş kırıldığında, ne yaparsanız yapın artık eskisi gibi olmayacaktır. Her öne atıldığında kırılan kolunu, iradesini hatırlayacak bir hafıza, hem kendi inancını, hem de yanındakinin inancını törpüleyerek geriletecektir yaşamı.

12 Eylül’de direnmeyi değil, teslim olmayı seçen "politikalar"ın, bugünün sessizliğini ve inançsızlığını yarattığını anlarsak, özyönetim, hak ve özgürlükler direnişinin gelecek için neden çok önemli olduğunu anlarız.

Gobbels'in el kitabının medyanın el klavuzu olarak kullanıldığı, psikolojik harbin Kürt direnişini kırmak ve vahşetine toplumsal ortaklık yaratmak için uygulandığı bu ortamda, tüm saldırıları geri püskürtecek tek şeyin, direnişi doğru ve anlamlı savunmaktan geçtiğini herkes anlamak zorunda. 

Tank, top sadece bir halkın katledilmesi için sokaklarda değil. Darbeci geleneğin tüm zulüm kodları işliyor. 12 Eylül’de başardık, yine başaracağız diyenler, Kürdün üzerinde sınırsız bir şiddeti, ulusalcısı, muhafazakarı, milliyetçisi bir olmuş, el birliği ile örgütlüyor. Bu örgütlenmiş devlet şiddetini bilmeyen var mı? Tankı, topu ve işkenceci katillerini halkın üstüne sürerek ve yarattıkları görüntüler ile Cunta yıllarının korku hafızasını canlandırarak, bilinçli ve hesaplanmış bir yöntem kullanıyorlar. 

Özyönetim direnişi bu yanıyla, 12 Eylül faşist cuntasına karşı bir hesaplaşmadır. 12 Eylül’den bugüne, düğüm düğüm olmuş toplumsal edilgenliği, isyana yabancılaşmayı çözecek olan, yoksul yanlarıyla sınıfsal, Kürt yanlarıyla ulusal direnç gösteren özyönetim duruşudur.

Meseleyi sadece "kimlik" sorununa indirgeyenlerin, bilerek ya da bilmiyerek, bu gerçeklikten direnişi uzak tutmaya çalışmaları başka bir ahmaklıktır. 

Eğer bir çözüm gelişecekse, bu çözümün ülkenin tüm muhalif güçlerinin üzerinde ortaklaştığı, örgütlendiği temel talepler üzerinde olması gerekir. 

Barış ve demokrasi bloku, Türkiye halklarının taleplerini özyönetim talebi içine koyarak, direnişin taleplerini genişletecek ve ortaklaştıracak bir program çıkarabilir ve böylece direnişin  tüm muhalif, özgürlükçü güçlerin taleplerini de kapsayan bir noktaya gelmesini sağlayabilir, uluslararası kamuoyuna bunun üzerinden yürütülecek bir kampanya ile duyurulabilinir. 

Seyretmek yerine, özyönetim talebinin Türkiyelileştirilmesi, derdi olan tüm kesimler etrafında birleştirilmesi için bir an önce muhataplık yaratılmalıdır. 

Bu mesele sadece Kürt haraketinin sorunuymuş gibi yapmak yerine, ellerimizi taşın altına koyarak, "biz de varız" deme zamanı şimdi.

Olmazları değil, olurları çoğaltma zamanı. 

Bir an önce, ülkenin tüm özgürlükçü, ilerici güçleri inisiyatif alacak ve muhataplık yaratacak bir konum için harakete geçmelidir. 

Başarabiliriz, başarmalıyız.