Hicri İzgören’in yeni kitabı “Adres-Siz Yazılar” Aram Yayınları’ndan çıktı. Şiir kitaplarıyla tanınan İzgören, yeni deneme kitabında hayata dair deneyimlerini şiir tadında okuyuculara sunuyor. Zengin bir anlam dünyası içinden okuyuculara seslenen İzgören, bunu yaparken de sade ve akıcı anlatımı kullanıyor. Denemelerinde insanın mutluluğa erdemli yaşam ile ulaşılabileceğini farklı disiplinlerden verdiği örneklerle dile getiriyor. Mutlu olmanın tek başına mümkün olamayacağını vurgulayan İzgören, düşüncesini Alber Camus’nün mutluluk tek başına utanılacak bir şey sözüyle doğruluyor. İzgören aynı zamanda denemelerinde toplumsal yaşama ve içimizde saklı olan zenginliklere sesleniyor.


Anlamı kirletmeden anlatalım

Kitaba başlarken ilk deneme, yazma eylemini neden gerçekleştirdiğini anlatıyor. Yazma eyleminin insanın birçok duygu ve düşüncesiyle yüzleşmenin aracı olduğuna inandığını belirtiyor. Her ne kadar yaşamın kendisinin her türlü kurgudan daha değerli olduğunu söylese de yazmanın kendisi için görev olduğu fikrinde. Anlamı kirletmeden anlatmanın önemine değinen İzgören, daha ilk denemesinde zengin imgelem gücünü kullanıyor: “Bencilliklerimizin suretini çizelim... Sığınağımız ve boy aynamız olsun defterimiz... Uzaklığı ve yakınlıklarımızı yazalım... Kağıdın kalemle kavgasını, mürekkebin gözyaşıyla olan akrabalığını yazalım. Yazdıkça arınalım.”

Umudun güzel düşü

Yaşamından kesitlere yer veren İzgören, zaman karşısında bireyin yalnızlıkları, umutları, sevdası, çaresizliği, hüznü ve inancına yer veriyor. Kötülüklerden arındırılmış iyiliğin hüküm sürdüğü bir hayatın olabilirliğini kelimelerin rehberliğinde okuyoruz. Bunu yaparken de çeşitli şairlerin şiirlerinden verdiği alıntılarla umudun güzel düşünü kurduruyor okuyucuya. Erdemli yaşamayı hayatın merkezine yerleştiren İzgören, sadece şiirsel evrenin bize sunduklarından yararlanmıyor. Çeşitli filozof, yazar, düşünür, sanatçı ve aydınlardan aldığı aforizmalarla hayatın görülmeyen yönlerini gösteriyor ve üzerinde düşünmemizi sağlıyor.

Tek başına mutluluk utandırır

Hemen hemen her denemesinde kolektif yaşamanın özlemini ve insanın içinde saklı olan zenginlikleri nasıl açığa çıkarabileceğinin imkanlarını araştırıyor. Toplumsal yaşayışta duygu ve düşünce birlikteliğinin önemine değinerek, toplumsal paylaşımı insanın belki de en çok ulaşmaya çalıştığı, mutluluk üzerinden anlatıyor. Mutluluğun kamusal bir olgu olduğunun altını çizerek Albert Camus’nün şu sözüyle söylemini doğruluyor: “Tek başına mutlu olmak utanılacak bir şeydir.”

Aklımızın paletleri eziyor

İnsanın çağlar boyu üzerinde düşündüğü bugün de üzerinde düşünmeye devam ettiği akıl ve yürek arasındaki gerilimi anlatırken imgelerin diline başvuruyor. Aklın uygarlığı, yüreğin ise doğayı temsil ettiğini düşündüğümüzde İzgören’in kullandığı imgeler yerli yerine oturuyor. ‘Ertelenmiş yaşam’ başlıklı denemede ‘Yüreğimiz aklımızın paletleri arasında eziliyor’ diye özetlediği bu kadim gerilimi şu imgelerle okuyucuya sunuyor: “Yaşam hızlanıyor, zaman daralıyor. Bir şeylere ulaşacağız diye ertelediğimiz ve üzerine basıp geçtiğimiz her şey gözlerimizin içine bakıyor, öne aldıklarımız aklımızın zaferi oluyor, ertelediğimiz şeyler yüreğimizde tortu bırakıyor.”

Umut taşıran damlada

İzgören, muhalleyesinden damıttığı bir çok imgenin dışında mitolojik anlatılara, hikayelere, felsefi metinlere, roman karakterlerinin sözlerine, sinema ve televizyon dünyasından alıntılara yer veriyor. Kavrayış derinliğini arttıran bu aktarımları kimi yerde Martı Jonathan’ın kanadına taktığı özgürlüğünde, kimi yerde Hz. İbrahim’in ateşini söndürmeye inanmış karıncada, kimi yerde ayaklarına prangalar takılmış küçük filin özgürlük istencinde görüyoruz. İzgören, bütün bu değerleri hayata geçirecek imge olarak ise taşıran damgaya işaret ediyor.

Sade bir dille yazılmış denemeler

Farklı disiplinlerden birçok temayı kitabın bütüne yayan İzgören, okuyucuya geniş bir literatür de sunuyor. Denemelerin en çok dikkat çeken özelliği ise kısa, sade ve yoğun bir anlatıma sahip olması. Kelimeleri olabildiğince tasarruflu kullanırken tercih ettiği kelimelerin sahip olduğu yoğunluk ise tercih etmediklerinin yerini ustalıkla dolduruyor. Bunun yanında bazı denemelerde kullandığı eksiltili anlatımlar da okuyucunun düş gücüne hitap ediyor. Eksiltili ve yoğun anlatım kısa yazımı da arkasına alarak okuyucunun kitabın içine daha çok girmesini sağlıyor.


ÖNDER ELALDI