Bir gece ansızın nereye geldiler? 

Forum Haberleri —

21 Haziran 2022 Salı - 09:00

.

.

  • Yüz yıldır "Bir gece ansızın gelenlerin" vardıkları noktaya baktığımızda ne bir yere geldikleri var, ne de bir yere gittikleri... Geldikleri nokta; Ekonomik, siyasal ve toplumsal krizden, kaostan başka bir şey değil.

OKTAY CANDEMİR
Burası "Bir Gece Ansızın Gelen" devletin her türlü kötülüğü "Devlet bekası" için yaptığı bir coğrafya. 

"Devletin bekası" için kimsenin iyi şeyler yapmaya gerek duymadığı, devlet denen mekanizmanın insanlara karşı iyi politikalar geliştirmesinin kötülük sayıldığı bir yerdeyiz.

Eskiden "Vatan, millet, bayrak" gerekçesiyle öldürüyorlardı, şimdiler de buna ezanı, Kuran’ı da ekleyerek aynı politikalarını sürdürüyorlar.
Kötülük üzerine inşa edilen yapı, “Bir gece ansızın gelebiliriz” gibi tehdit ve katliam kokan mesajlar vermeye devam ediyor.
Ülkeyi yönetenler son yıllarda konu özellikle Kürtler olduğunda “Bir gece ansızın gelebiliriz” diyorlar.

Selda Bağcan’dan dinlediğimiz “Bir gün gelir de unuturmuş insan, beni unutma” şarkısının bestekârı, hüznün şairi Ümit Yaşar Oğuzcan’a ait "Bir gece ansızın gelebilirim” melankolik şiirinin adeta Arif Nihat Asya’nın "Bayrak" şiirine çevirdiler. Oğuzcan, şiirinin başına bu gelenleri görseydi muhtemelen üzüntüsünden ölürdü!

Son zamanlarda konu Rojava olduğunda devlet yetkililerinden bunu sık sık duyuyoruz. “Bir gece ansızın gelebiliriz” dizesi aslında devletin tarihsel arka planına ve kuruluş kodlarına uygun bir vurgudur. Bunun içinde Ermeni katliamı, Dersim, Zilan, Sefo deresi ve binlerce faili belli cinayet de vardır. Bunların haricinde 6-7 Eylül katliamına ciddi bir gönderme yapılmaktadır.

Bir gece yarısı kararnamesiyle ansızın binlerce insanı işinden ihraç ediyorlar, seçilmiş belediye başkanlarına kayyum atıyorlar.
Neredeyse bütün askeri darbelerden önce bu söz öbeği bir tehdit unsuru olarak kullanılıyor. Hatırlayanlar bilir; 80 darbesinde radyoda türküler çalan Hasan Mutlucan, “Yine de şahlanıyor aman aman” türküsünden sonra en çok; “Bir gece ansızın gelebilirim” diyerek tüm Türkiye’ye korkular salıyordu.

Hakikatlerle yüzleşmesi beklenen devlet, aslında yukarıda belirtiğimiz geçmişiyle övünmekte ve yapılanları bugün de bir politika haline getirmekten en ufak bir tereddüt duymamaktadır.

Bir devlet yurttaşlarını "Bir gece ansızın gelebilirim" diyerek tehdit eder mi? Bizi ediyorlar işte. Çünkü bu ülkede "Bizden" saymadıkları milyonlarca insan yaşıyor.

Bizler “Hakikatlerle yüzleşme” dedikçe, onlar “Bir gece ansızın gelebiliriz” diyorlar. Son günlerde bu politikaya denk düşen uygulamalar neredeyse rutin bir hal aldı.

İstanbul’da yeşil-sarı-kırmızı renklerin olduğu düğüne ansızın baskın düzenleyen polisler, damadı ve gelini gözaltına aldı.

Diyarbakır’da bir gece ansızın baskın düzenleyen polis, 20 gazeteciyi gözaltına aldı. 16 gazeteci çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

Van’da polisler, Selahattin Demirtaş fotoğrafı bulunan tişörtü giyen bir kişiyi ve annesini sokakta gözaltına alındı.

Hani istiyoruz ki, bir gece ansızın biri gelsin de ülkeye demokrasiyi, barışı, özgürlüğü, hukuku getirsin. Tabi bu bir hayal! Bu ülkede bunun olması neredeyse mümkün görünmüyor. Tam tersine bir gece ansızın geliyorlar, kapıları kırıyorlar, öldürüyorlar, tutukluyorlar.

Yüz yıldır "Bir gece ansızın gelenlerin" vardıkları noktaya baktığımızda ne bir yere geldikleri var, ne de bir yere gittikleri... Geldikleri nokta; Ekonomik, siyasal ve toplumsal krizden, kaostan başka bir şey değil.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.