
'Köyümüzde daha mutluyduk'
Çözüm sürecinin başlamasıyla beraber köylerine döndüklerini, köyde taş üzerinde taş kalmadığı için çadırlarda kaldıklarını aktaran H. Nurettin Renda, "Eskiden buradayken hayatımız güzeldi, huzurluyduk. Ancak 20 yıl önce Yüksekova'ya göç etmek zorunda kaldık. Bu süreç bizim için, halkımız için çok iyi oldu. 20 yıl önce savaşın ortasında kalmıştık, ama bırakmak istemiyorduk. Sonunda devletin baskılarından dolayı köyümüzü bırakıp, Yüksekova'ya gitmek mecburiyetinde kaldık. Yüksekova'da hayatımız iyiydi; ancak köydeki hayat gibi olamazdı" diye konuştu.
Öcalan sayesinde…
Üniversite öğrencisi Necati Soydan, Öcalan'ın başlattığı süreç ile birlikte ovalarına, dağlarına ve yaylalarına kavuştuklarını ifade etti. Umutlarının demokratik çözüm sürecinin sürmesi olduğunu söyleyen Soydan, şunları dile getirdi: "Onurlu bir barışla birlikte Kürdistan topraklarının özgürleşmesi, bu yaylalarda halkımızın özgürce yaşayabilmesi, hayvancılığın tekrardan yayılması, mayın tarlaları yerine artık tarımın bu topraklarda olması gerektiğini düşünüyoruz. Kürdistan'ın taşı toprağı gördüğünüz gibi gerçekten altın. Artık bu köylerde yaşamın olması lazım. Gerçekten ekolojik bir yaşam diyorsak, doğa ile bir bütün olmamız lazım. Köyleri tekrar yaşam haline getirmemiz lazım. Ümidimiz o ki; tekrar halkımızın köylerine dönmesi ve Türk devletinin de bizim sesimizi duyması. Bu dağlarda savaş yerine barışın olması gerektiğini düşünüyoruz."
'Bizim tek isteğimiz özgürlük'
Hükümetin sürece ayak uydurması gerektiğini ifade eden H. Halit Renda, "Biz 20 yıl aradan sonra ilk defa yaylamızdayız. Biz koyunlarımıza bakıyorduk, ot ekip biçiyorduk. Yüksekova'da yaşamımız zordu, çalışırsan doyarsın çalışmazsan aç kalırsın. Köy yaşamıyla şehir yaşamı arasında dağlar kadar fark var. Biz her şeye, bütün zorluklara rağmen çalıştık ve 20 yıl aradan sonra ilk defa köyümüze geri döndük. Çok sevinçliyiz. İsteğimiz budur ki; sorun çözülsün, barış olsun, köylerimiz özgür olsun, yaylalarımıza eskisi gibi özgürce gidelim, eski işlerimizi yapalım" dedi.
Tek ümidinin köylerine geri dönerek özgürce yaşamak olduğunu ifade eden Asiye Befre isimli yurttaş da, "Eskiden köylerimize geliyorduk, koyun kırpma şenlikleri düzenliyorduk. Halay çekiyorduk. Umarım o gün gelir de köylerimize geri döneriz. Bizim tek isteğimiz özgürlüktür, başka da bir şey değil" diye belirtti.
'Yıllardır hep milletin işinde çalıştık'
Çözümün bir an önce sonuca ulaşarak, dağdaki çocuklarının demokratik siyasete dönmesini beklediklerini belirten Makbule Renda ise şunları belirtti: "Güzel şeylerin olmasını istiyoruz. Artık ölümler olmasın. Biz de istiyoruz ki, bu savaş olmasın. Dağdakiler de evlerine geri dönsün. Başka da bir şey istemiyoruz. Biz kendi işimiz dışında kimsenin işini yapmamıştık, ama köyümüzü bıraktıktan sonra hep milletin işini yaptık. 20 yıl aradan sonra tekrar köylerimize, yaylalarımıza geri döndük. Artık köyümüzü bırakıp da şehre dönmek istemiyoruz. Sürecin devam etmesini ve barışın olmasını istiyoruz."
SAMİ YILMAZ/DİHA/COLEMÊRG