• Bir gün Leman dergisinde sabahlarken aklıma Kürtçe bir karikatür geldi ve onun Türkçede karşılığı yoktu. Sonra onun gibi karikatürlerden daha fazla bulup, sosyal medyada Hestû diye bir hesap açıp orda paylaşmaya başladım ve insanlar çok beğendi.
  DÎLAN KARACADAĞ Ronî Battê, çocuk dünyasından kalanları ve aktüel olayları Kürtçe ve Türkçe olarak karikatürlerine yansıtıyor. Başlarda sadece Kürtçe karikatürlerini gördüğüm Ronî, sonra Türkçe de çizmeye başladı. Fakat gerçek bildiğimin tersiymiş, önce Leman, Paspas gibi Türkçe karikatür dergilerine çizmiş, sonra da ''Bir gün Leman dergisinde sabahlarken aklıma Kürtçe bir karikatür geldi ve onun Türkçede karşılığı yoktu'' dediği andan itibaren Kürtçe çizmeye başlamış. Karikatürleri ile başarılı bir şekilde minimal öyküler de anlatan Ronî, bir işi sırf Kürtçe olduğu için olumlamak, desteklemek ve paylaşmanın doğru olmadığı görüşünde. Ve bu algı ile yapılan işlerin de çok başarılı olamayacağını düşünüyor. Ayrıca Kürtçe yaptığı işlerde olumlama ve övgülerin kendisini çok geliştirmediğini bilakis eleştiriler ile daha çok motive olduğunu söylüyor. Karikatür çizmeye ne zaman ve nasıl başladın? Kendimi bildim bileli hep bir şeyler çiziyordum. İlkokula başladığımda çene tedavim için diş teli ve ortodonti tedavisinde kullanılan garip aparatlar kullanıyordum ve arkadaşlarım benden korkuyordular. O asosyal geçirdiğim süreçte bi kenarlara hep bir şeyler çiziyordum. Ama bunun karikatüre dönüşmesi 14 yaşında oldu. İlk karikatürümü okul gazetesi için 14 yaşında çizdim ve tek amacım ilkokulun aksine sosyal bir lise hayatı geçirmekti. Başarılı da oldum sanırım bana sosyal olabilecek kadar popülerlik sağladı. Ama sonra bu bir bağımlılığa dönüştü ve sürekli çizmeye başladım. Üniversite için İstanbul'a geldiğimde mizah dergilerine gittim; işlerim önce amatör yayınlanmaya başladı. Sonra Leman, Paspas gibi dergilerde çizdim. Şimdi de Gazete Duvar ve Zrîng için çiziyorum. Zrîng için çizdiğin bazı karikatürlerde minamal öyküler anlatıyorsun. Mesela 'Şivan Perwer’i tanrı olarak düşünen çocuk' gibi, gerçekten ilginçti. Sanırım birçok Kürt çocuğu bir şekilde kafasında tanrı tasviri yapmıştır. Başka karikatürlerinde de yaşamdan sahneler var. Karikatürlerin ile belleğin ve çevren arasında nasıl bir ilişki var? Karikatür sana öykülerini anlatma imkanı veriyor diyebilir miyiz?  Evet, öyle bir öykü çizmiştim ve çocukluğumdan kalan bu aptal ama tatlı öykülerden çizmeye devam etmek istiyorum. Bu öyküleri çizdikçe tabii ki çocukluğumun geçtiği coğrafyayının belleğini okuyucalara hatırlatıp, tatlı hatıralar aktarmak istiyorum. Çocukken sürekli anlam veremediğim garip şeylere tanık oluyordum ama o sırada bana anlatılmadığı için ben hayal gücümle bambaşka yorumlamış oluyordum. Bunu büyüyünce fark ettim. O gariplikler, yaşadığımız coğrafyanın politik gerçekliğiydi ve sanırım birçok çocuk da benim gibi bu durumu yaşadı. Ama bu öykülerle anlatmak için çok fazla fırsat bulamadım henüz. Karikatürler bunlardan ziyade, kısa vadeli aklımdan geçen veya etrafımda dönen geyiklerden ibaret oluyor. Karikatürler sayesinde de komik olanın aktarımını ve üretimini yaparak insanları eğlendirmiş oluyorum. [caption id="attachment_244161" align="aligncenter" width="536"] Leman dergisinde çıkan bir karikatürü[/caption] Anlattığına göre başlarda sadece Türkçe karikatürlerin varmış. Daha sonra nasıl oldu da Kürtçeye yöneldin? Aslında Kürtçe yaşıyor olmama rağmen uzun süre Türkçe çizdim. Bir gün Leman dergisinde sabahlarken aklıma Kürtçe bir karikatür geldi ve onun Türkçede karşılığı yoktu. Sonra onun gibi karikatürlerden daha fazla bulup, sosyal medyada Hestû diye bir hesap açıp orda paylaşmaya başladım ve insanlar çok beğendi. Daha sonra Kürtçe de çizmeye başladım. Hatta bunu kısa animasyonlara kadar taşıdım ama dil konusunda kendimi hiç sınırlandırmamaya çalışıyorum. Aklıma hangi dilde espiri gelirse onu çiziyorum. Bazı Kürtçe üretim yapan insanlarda ve bunları tüketenlerde şöyle bi algı var: ''Her şeye rağmen Kürtçeye sahip çıkmak için Kürtçe üretmek.'' Bu algıyı çok doğru bulmuyorsun anlaşılan… Bu olay bana Kürtçe ölmüş bir dil de onu diriltmeye çalışıyorlar gibi geliyor. Hayır, Kürtçe hala çok canlı ve yaşayan bir dil ve sorunlar ana dilde eğitimin eksikliğinden kaynaklanan sorunlardır. Bugüne kadar yayın organları hep birilerinin elinde olduğu için Kürtçe işler hep birilerinin yer vermemesinden üretilmiyordu. Ama artık sosyal medya var ve kimsenin size yer vermesine gerek yok. Sırf Kürtçe olsun diye bir şey üretmek de saçma geliyor, aynı şekilde sırf Kürtçe diye bir işi olumlamak da. Birçok Kürtçe üreten insan sırf bu düşünce yüzünden kendi kitlesine erişemiyor ve kendi ürettiği işin kritiğini yapıp o işi geliştiremiyor. Bir işi sırf Kürtçe olduğu desteklenmesini nasıl değerlendiriyorsun? Bir işi sırf Kürtçe olduğu için olumlamak, desteklemek ve paylaşmanın doğru olduğunu düşünmüyorum. Çünkü böylece bir iş, kötüyse de destekleniyor; aynı şekilde iyiyse de asıl kitlesine ulaşmıyor. Kimin neden beğendiğini anlayamıyorsun. Bunu ben de yaşıyorum. Acaba sırf Kürtçe karikatüre “destek olsun” diye mi beğeniliyor yoksa gerçekten karşılığını buluyor mu, bunu anlamak zor. Bu yüzden olumsuz feedback aldığımda, yani eleştirildiğimde beni daha çok motive edebiliyor. Kürtçeye üzülen insanların TikTok ve Instagram gibi sitelerde Kürtçenin kullanımına bakmalarını istiyorum. Bu işteki amacın ne? Birçok şey; aslında güldürmek ve sakinleştirmek istiyorum; bir konuya dikkat çekmek ve çizgisel bellek yaratmak. Aslında amaç konusunda net ve tek düze bir çizgim yok. Çizdiğin karikatürleri ne kadar arıştırıyorsun? Çizim öncesi hazırlıklarından biraz bahseder misin? Yani önce aklıma çok basit ama ilginç bir şey geliyor. Bu genelde ilginç bir done, kavram, kelime oyunu, eskizlerimden ve hayatın içinden takıldığım bir konu olabiliyor. Sonra onu bir kompozisyonda bir araya getirmeye çalışıyorum. Ona uygun tipler ve diyaloglar tasarlıyorum. Eğer bu bir öykü olacaksa bu öyküyü kurgulamaya çalışıyorum. [caption id="attachment_244164" align="aligncenter" width="428"] Avrupa'ya kaçak yollarla çıkmaya çalışan Kürtlerin anlatıldığı bir karilkatür[/caption] Mîrkut ve Pîne ile başlayan Kürt mizahı yayıncılık anlamında bugün Zrîng ile devam ediyor. Zrîng’i nasıl buluyorsun, Kürtleri yeterince güldürebiliyor mu, yansıtabiliyor mu?  Evet böyle bir gelenek var ben çocukken babam bu dergilerden almıştı eve çocuk olduğum için çizgilerini dikkatle incelemiştim şimdi büyüdüm ve o çizgilerin sahipleriyle aynı dergide çizmek beni çok mutlu ediyor. Zrîng önceki dergilerden gelen geleneğin başarılı bir geliştiricisi. Usta çizerler çok başarılı öyküler ve karikatürler çiziyorlar ve bu çizgi diline sahip bir derginin olmasını çok önemli buluyorum. Bu dergiyi okuyanların çizgi tanıma ve okuma kültürü sayesinde Kürtlerde çizgi roman ve animasyon geleneğinin de gelişebileceğini düşünüyorum. Bu alanda ileriye dönük hedeflerin neler? Hep hikayeler aktarıp insanları biraz daha eğlendirerek sakinleştirmek istiyorum. Hala tam olarak bu işi yapıyor ve buna zaman ayırıyor gibi hissedemiyorum. Bu his için gereken disiplin ve üretim kültürümü oturtmaya çalışıyorum. Karikatürün yanında animasyonlar ve çizgi romanlar da yapmak istiyorum. Ama hepsinden önce şu mimarlık eğitimini bitirmem gerekiyor tabii.

Ronî Battê kimdir?

1995'te Batman'da dünyaya geldi. Aslen Mardin Midyatlı ve Torî olan Ronî Bottê, İstanbul'da mimarlık okuyor. Şu an Gazete Duvar ve Zrîng için çiziyor.