
Bu filmi çekmeye nasıl karar verdiniz?
Bu filmi çekme fikri, Enfal katliamını gerçekleştiren komutanın yaveri olan bir askerin anlatımlarından çıktı. “Pakizelerin Melodisi” adını verdiğim filmin konusunu bu katliam sırasında kaçırılan bir kadının gerçek öyküsünden aldım. Operasyonlar esnasında bir komutan güzel bir kadını fark eder ve onunla çocuğunu kötü niyetlerle evine götürmek ister. Yolda giderlerken kadın ihtiyacını karşılamak istediğini söyleyerek arabanın durmasını sağlar. Araba köprünün yakınında durur ve kadın kucağında çocuğuyla kendini köprüden atar.
Katliam sırasında siz orada mıydınız? Niye bu kadar zaman beklediniz bu filmi çekmek için? Dünyanın bu katliama yönelik gereken tepkiyi verdiğini düşünüyor musunuz?
Evet, ben Enfal operasyonu sırasında Güney Kürdistan’da Arbet yakınlarındaydım ve Arbet civarındaki birçok köyde katliam yaşanıyordu. Ben de bu vahşete tanık oldum. Daha önce Enfal’i konu alan iki belgesel yaptım. Katliam konusunda çok çalışmalarım oldu. Bu proje için de 4 yıldır çalışıyorum.
Dünyanın bu katliama maalesef kesinlikle gereken tepkiyi verdiklerini düşünmüyorum. Çünkü dünyadaki hükümetler Saddam ile işbirliği içerisindeydiler. Hiçbir tavır almadılar. Ancak bugün yeni yeni uyanmaya başladılar. Mesela bugün Almanya hükümetinin o dönemde Saddam’a destek veren bazı Alman şirketlerine yönelik tavır aldığına ve Enfal katliamında mağdurların yanında olduklarına tanık oluyoruz. Bu da geleceğe dönük umut veriyor.
Bu tepkisizlik Kürt halkında nasıl bir etki yarattı?
Tabii ki çok ağır tahribata neden oldu. Kürtler söz konusu olunca ses çıkmıyor ya da görmezden geliniyor fikrini doğurdu. Bu çok acıydı. Hala seneler geçmesine rağmen Kürt halkı kendine gelmiş değil ve Enfal’in izlerini derinlerde taşıyor. Bu filmi yapma amacım, hem Kürt halkına yaşatılan bu zulmü hatırlatmak, hem de bu acıyı düşmana teslim olmamak için kendisinin ve çocuğunun canına kıyan bir kadının penceresinden vermekti. Çünkü sinemanın dili çok önemli ve evrensel. Ben de böyle bir filmle sessiz kalan dünyaya Enfal’in Kürt ulusuna yönelik bir katliam değil, resmen bir soykırım olduğunu hatırlatmak için yapıyorum.
Film nerelerde gösterime girecek?
Soykırım etkinlikleri kapsamında hem Türkiye’de hem Kürdistan’da, ayrıca İsveç ve Amerika’da gösterilecek. Daha sonra Eylül’de festivallere katılacak. Ancak bu etkinliklerde sadece Enfal değil, Roboski gibi Kürt ulusuna yönelik tüm katliamlar konu edilecek.
Bugün Kürtler Ortadoğu’da önemli bir rol üstleniyor. Rojava devrimi bunun kanıtı. Bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çok önemli bir kazanım ve önemli bir atılım. Kürtlerin Rojava’da inşa ettiği model, tüm Ortadoğu halklarını kucaklayan ve herkese yönetimde eşit söz hakkı veren bir model; o nedenle de bu atılım bugün egemenlerin ve çetelerin hedefinde.
Siz Güney Kürdistan’lı bir yönetmensiniz. Bugün Mesut Barzani yönetiminin Rojava devrimine yönelik saldırıları ve kazılan hendekler konusunda ne düşünüyorsunuz?
İster Kuzey, ister Güney, ister Batı ister Doğu Kürdistan’da, Kürdistan’ın tüm parçaları arasında hem kavgaya, hem de kendi aramızda sınırlar konulmasına karşıyım. Hele ki kendi aramızda birbirimize karşı hendekler kazılması kabul edilebilir bir durum değildir. Bu durum derhal son bulmalıdır.
ZEYNEP KURAY/ANF/İSTANBUL