Selma AKKAYA selmaakkaya@hotmail.fr Fransa gündeminde 26 Mart tarihinden bu yana Demiryolu Reformu bulunuyor. Hayatı felç eden iki aylık grev süreci içerisinde reform önce Nisan ayında Ulusal Meclis’te oylanarak kabul edildi ve devamında geçtiğimiz hafta Senato gündemine gelen Reform bu kez Senato’da kısmi bazı değişikliklerle 85’e karşı 240 oyla kabul edildi. Fransa’da Demiryolu Reformu 2020 yılına kadar kamu kurumu olan Ulusal Demiryolu İdaresi’nin (SNCF) bir kısmının özel sektöre devredilmesi, 9 bin kilometre alandaki hatların iptali ve demiryolu işçilerinin yıpranma payını içeren özel statüsünün kaldırılmasını öngörüyordu. Bu nedenle sektör çalışanlarının büyük tepkisini çeken reform nedeniyle günlerdir süren grev nedeniyle sektörde 400 milyon Euro zarar meydana geldi. Hükümet zarara rağmen kararlı olduğunu ifade ederek, söz konusu reformla 46 milyar Euro borcu olan SNCF’nin kurtarmak amacında olduğunu iddia etti. 5 Haziran günü Senato’da oylama sürerken, kapı önünde sloganlarıyla bekleyen işçiler, polisin müdahalesiyle karşılaştı. Yapılan saldırılar nedeniyle, demiryolları işçileri SNCF’in merkez garını işgal etti. Senatodaki oylamanın ardından sendika temsilcileri gösterilerin artacağı, grevlerin de yaz boyunca devam edeceği yönünde açıklamalarda bulunmaya başladı. Bugünün sorusu ise gerçekten sendikalar bu eylemi devam ettirebilecekler mi? Demiryolu işçilerinin ezici bir çoğunluğunun Fransa demiryolu reformunu reddetmesinin ardından gelişen eylemlere bakıldığında sektördeki bazı sendikalar aslında bir yönüyle işçilerin baskısıyla eyleme geçti. Eylemler boyunca CGT, SUD kararlı bir duruş sergilerken, yine sektörde büyük bir güce sahip Fransa Demokratik İşçi Konfederasyonu (CFDT) ve UNSA sendikaları hükümet ile uzlaşı arayışına girdi. Bu uzlaşma arayışı, sendikaların açıklamalarına yansıyordu. Örneğin CFDT Genel Sekreteri Laurent Berger, Le Journal du Dimanche’a, grevin sona yaklaştığını söylerken, Ulusal Özerk Sendikalar Birliği’nin de (UNSA) genel sekreteri Roger Dillenseger, greve son vermeyi planladığını ve kararını “çok hızlı bir şekilde” vereceğini ifade etmişti. Bu açıklamalar, sektörde grev nedeniyle oluşan zarara rağmen hükümetin geri adım atmamasında önemli bir rol oynadı. Fransız sendikal aygıtının bugün demiryolu işçilerinin ortaya koyduğu iradeye rağmen çizdiği profil, 1968 yılında General Charles de Gaulle yönetimini kurtarmak için sendikaların Grenelle Anlaşması’nı görüşerek, 1968 genel grevine ihaneti akla geliyor. Demiryolu işçilerinin önünde şimdi haklarını korumak için tek bir yol var; her şeyi göze alıp eylemlerini devam ettirmek. Elbette bu sadece demiryolları işçileriyle sınırlı bir grev olduğunda sonuç alma olasılığı pek gözükmüyor. Kemer-sıkma politikası sonucu topun ağzına konulan ve atılması planlanan 120 bin kamu emekçisi, havayolları işçileri ve diğer sektörlerde bulunan işçilerle birlikte ortak bir eylem hattı oluşturulmadığı sürece grevin yaz boyunca sürdürülmesinin alabileceği bir sonuç olası değil!