Ve o zalimlik 4 Mayıs 1937’de Başbakan İsmet İnönü, Büyük Şef Mustafa Kemal ve Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak hazretlerinin buyrukları doğrultusunda Dersim’de jenosit başlattı. İnsanlık tarihinin en korkunç olaylarından biri yaşandı. Dersim’de Alevi inançlı bir Halk soykırımdan geçirildi. Her yaştan onbinlerce insan katledildi. Mermi harcamamak için yakalananların kafaları odun ve taşlarla ezildi. Mağaralara sığınanlar fare gibi zehirlendi. Direniş önderi Seyit Rıza; “Suçsuz ve günahsiziz! Davamızı torunlarımıza havale ederek Kürdistan şehitlerine katılıyoruz” vasiyetiyle ayrıldı. Ve katledilenlerin çocukları yıllarca katliamcılarının peşinde koşarak tarihin bu büyük katliamını ve katliamcılarını unutturmaya çalışırken katliam bebeleri yalanların perdesini ve katliamcıların kara maskelerini düşürdü.
Hareketin önderi sayın Öcalan FEDA kongresine gönderdiği ve ayakta alkışlanan mesajında “Semahlar döndük, zikirler verdik. Kesin öyle, daha fazlasını da yaptık. Siyaset yaptık. Özü kadar biçimi de doğru kavramamız gerektiğini hep vurguluyorum. Bizi basit, yüzeysel ele almak kadar, yine kendine göre yorumlamak kadar büyük bir hata olamaz. Evet tam bir KERBELA HAREKETİYİZ ama Kerbela’yı tekerrür ettirmeme gibi tarihi sorumluluğumuz da var.”
Sayın Öcalan’ın tarihi sorumluluğunu anlamıyanlar, anlamak istemeyenler ve Alevi inancının özgürleşmesine ufak bir katkı sunmamış rantçılar ile kimliksiz reyberler Barış sürecinde Alevilerin dışlandıklarını mırıldamaktadırlar! Bu uyduruk, inkar/imha/zalim ve zulümden yana bir tavırdır. Zalim/zorba sistem bunların sırtında yürümektedir. Her inançtan militanlardan oluşan direniş hareketinin onurlu kavgası bir arada birlikte özgür bir yaşam içindir. KCK’nin “Reber Apo’nun geliştirdiği özgürlük mücadelesi en başta Alevi halkımızın, yine Ezidilerin, Süryanilerin ve tüm ezilmiş inançların mücadelesi olmaktadır” gerçeği bugün Kürt coğrafyasında tüm kimlik, ibadet/inanç ve kültürlerin yanyana/cancana duruşuyla yaşam bulmaktadır.
Ve Öcalan “Aleviliğin büyük bir yenilenmeye, şiddetle direnmeye ihtiyacı vardır. Bu anlamda gerçekten tarihi değerlere, Cem geleneğine sahip çıkılmalı. Cem geleneği, zikir geleneği büyük bir direniştir diyoruz. Zikir propaganda devrimciliğidir. Ben semahı da bir gerilla yürüyüşü olarak değerlendiriyorum.” Bundandır ki bugün değişik kimlikler /inançlar/kültürler bahçesi Kürdistan’da birlikte bir arada yaşama mutluluğu vardır.
Yine sayın Öcalan “Bir de Alevilikte özellikle sevgi kavramı çok cesurca söyleniyor. Biz buna bir minnet duyuyoruz, ayni karşılığını veriyoruz. Herkesin kendi milliyeti, cinsiyeti velhasıl kişilik özelliğini anlamlı gördüğümüz gibi, diğerlerine zarar vermediği oranda bir çiçek gibi, açılmasına gerçekten tutku derecesinde bağlılık gösterdiğimizi söylemeliyim. İstiyorum ki, zulüm dünyasının, düzeninin yüzyıllardan beri çok hazin bir biçimde ezdiği bu çiçekler tekrar açılsın. Topraklarımız bütün kültürlerin çiçeklendiği bir zamana tanıklık etmektedir. Şimdi çiçeklenme zamanıdır. Aleviliğin tarihsel mirasına sahip çıkarak başarı kazancağız.“
Gerçekten Aleviler tüm kurum ve kuruluşlarıyla kendini özüne uygun şekilde devlet aleviliği dışında düzenlemeli ve örgütlenmesini buna göre yapmalıdır. Alevi gençlik bu zulüm sisteme hizmet olan askerliği kesinlikle reddetmelidir. Onların geleceğe mirası ağlamak olmamalıdır. Kerbela’dan günümüze dek akan gözyaşları insanidir ama özgürlük getirmemiştir.
‘Bir Kerbela hareketiyiz...’