Bir kucaklaşma kaç yolculuk eder

Dosya Haberleri —

15 Temmuz 2022 Cuma - 20:00

Cezaevi

Cezaevi

  • 40 dakikalık görüşün ekonomik maliyeti 8 bin 300 TL. Bir annenin, oğlunu görmesi için yollarda geçirdiği toplam süre 4 gün. Yolculuğun tetiklediği veya sebep olduğu sağlıkla ilgili hasarların toparlanması için ise birkaç hafta daha geçmesi gerekecek...

MİHEME PORGEBOL

Türk hapishane rejimi, tutsağı yalnızca özgürlüğünden alıkoyan değil; insan ve yurttaş olmaktan ileri gelen tüm haklarını da gasp eden bir 'cezalandırma' rejimidir. Bu sistem, tutsağı fiziki olarak esaret altına alırken, bir yandan da sağlığa erişim, eğitim, spor, kendini geliştirme, sevdiği insanlarla görüşebilme, seçme ve seçilme, iletişim gibi kişinin birey olarak sahip olduğu hakları da engellemektedir. Hatta ‘ağırlaştırılmış müebbet’ denen beyaz ölüm fermanıyla bireyin umut ve hayal etme hakları da gasp edilir. Ancak ideolojik nefretle soslanmış bu rejim yalnızca tutsağı değil, onun etrafındaki insanları da cezalandırma rejimidir. Tutsak yakınlarının cezalandırıldığı birçok uygulama var; ancak bunların en önemlisinin, görüş olanakları olduğunu söylemek mümkün. Daha doğrusu keyfi tutsak sürgünleriyle görüşlerin olanaksızlaştırılması… 

Türk hapishanelerinde gerçekleşen sürgünlerin çoğunlukla -ki bu çoğunluğu rakamsal ifade etmek gerekirse yüzde 90’ı geçeceği biliniyor- Kürt siyasi tutsaklara uygulandığı da herkesin malumu. Bir tutsak yakını olarak ben de Türkiye’de gördüğüm kentlerin büyük çoğunluğunu, hapishane görüşleri dolayısıyla gördüm.

Çocuklarını göremediler...

Her gün binlerce Kürdistanlı, hapishane görüşleri için Edirne’ye, Rize’ye, İzmir’e, Afyon’a, Muğla’ya görüşe gitmek için yollara düşer. Bu yollar en çok da tutsak anneleri için derttir. Gün geçmiyor ki çocuğunu son bir kez görme hasretiyle hayata veda eden bir annenin haberi gazetelere düşmesin. Gerek sağlık sorunları ve yaşları, gerekse de ekonomik olanaksızlıklar yüzünden çocuklarını görmeye gidemeyen anneler, gözleri kapı ve pencerelerde göçüp gidiyor bu dünyadan. Son olarak 84 yaşındaki Hedla Aksu, hasta tutsak oğlunu göremeden hayata veda etti. Kürt siyasetinin bilinen isimlerinden Abdullah Zeydan’ın annesi Kayser Zeydan da oğlunu göremeden yaşamını yitirmişti. 

Zulüm yolları!

Küçük bir internet taramasıyla bunun gibi onlarca örneğe ulaşılabilir. Türkiye’deki ekonomik krizle birlikte artık birer servet bedelinde satılan biletler ve gittikçe artan keyfi faşizan uygulamalar yüzünden iyice zorlaşan görüş imkanları; yakın zamanda böyle daha çok haber alabileceğimizin de işareti. Ailelerin mağduriyetleri bunlarla sınırlı değil. Yakınının görüşüne gidebilen aileler, görüş tarihinin netleşmesinden geri evine döndüğü an'a kadar sayısız ihlalle karşı karşıya kalabiliyor. Söz gelimi bu Kurban Bayramı’nda Amed’den İzmir Şakran Hapishanesi’ne açık görüş için gidip dönmek, aşağı yukarı şöyle bir süreç gerektiriyor: Sabit bir ücretlendirme politikası olmadığı için Türkiye’de seyahat biletlerini uyguna almak isteyenlerin; biletlerini seyahat tarihinden haftalarca, aylarca önce alması gerek. Ancak tutsak yakınları için bu mümkün değil; çünkü görüş tarihleri çoğunlukla görüşe bir haftadan daha kısa süre kala belirlenir. Görüş tarihleri değiştirilse bile tutsağın ailesine haber verilmez. Görüş var diye gelip yakınını göremeden dönen sayısız aile var. Kimi zaman görüşüne gittiğiniz yakınınızın yine yüzlerce kilometre uzaktaki başka bir hapishaneye sürgün edildiğini, görüş günü öğrenebilirsiniz. Hatta öğrenemeyebilirsiniz de, kimse size yakınınızı nereye götürdüklerine dair bilgi de vermeyebilir. Diyelim ki bunların hiçbiri yaşanmadı ve sizin görüş gününüz bir hafta önceden belli. 

Bir görüş güncesi

Haydi, yola çıkalım. Şakran Hapishanesi’ne gittiğim son görüşteki Amed’den gelen bir anne ve kızının yolculuk serüveni tam bir işkence. Bir hafta öncesinden tarihi açıklanan görüşe yetişebilmek için uçak biletlerine bakan aile, bayram yoğunluğu nedeniyle doğrudan İzmir’e uçak bileti bulamadığı için Ankara biletlerine bakıyor. İki kişi için çift yön uçuş ücreti 4 bin 60 lira tutuyor, alıyorlar biletleri. Ankara'dan İzmir’e otobüsle geçecekler ancak annenin ilerleyen yaşı ve hastalıkları yüzünden Ankara’da bir gece dinlenmeleri gerekiyor. Bir tanıdığın yanında bir gece bekleyip dinlendikten sonra İzmir’e gitmek üzere 2 kişi için tek yön bilet alıyorlar. Tek yön alıyorlar çünkü hapishane yönetiminin işi belli olmaz, her an tarih ve saatleri değiştirebilirler. 720 liraya iki otobüs bileti alıp sabah yola çıkıyorlar. 8 saatlik otobüs yolculuğundan sonra diyabet, tansiyon ve yaşlılığından ötürü iyice yorulan annenin bedeni şişmeye, dizleri tutmamaya, nefesi kesilmeye başlıyor. İzmir Otogarı'na indiklerinde gölgeye çekilip yarım saat kadar soluklanıyor, annenin kendine gelmesini bekliyorlar. Bir süre sonra Menemen’deki tanıdıklarına gitmek için dolmuşa binecekler. Geceyi buradaki tanıdıklarında geçirip sabah görüşe gidecekler. Eve geçer geçmez anne bir koltuğun üzerinde uyuyakalıyor. 

'Ciğerimizin peşinde sürükleniyoruz'

Görüş 13:30’da. Anne, daha hava aydınlanmamışken uyanıyor. Giyinip kuşanıyor, oğluna hazırlanıyor. Birkaç saat sonra ev ahalisiyle oturdukları kahvaltı sofrasında “Görüyorsunuz işte. Ciğerimizin peşinde sürükleniyoruz” diyor. Kahvaltı sofrasında, o gün Ankara’ya dönebilmek için tekrar otobüs bileti bakıyorlar. Akşam 18.00’daki otobüse yetişebileceklerini düşünüp alıyorlar o saate. Ardından da yaklaşık bir saat sürecek olan Aliağa yoluna çıkıyorlar. Trenle yaptıkları bu yolculuğun sonunda Aliağa tren istasyonunda inip hiç beklemeden minibüsle yarım saatlik Şakran yoluna çıkıyorlar. Dolmuş onları esaret kampüsünün kapısına bırakıyor. Kapıdaki askeri panzerin yanından geçip girişteki kontrol noktasında kimliklerini gösteriyorlar. Burada GBT’lerine bakılırken asker, “Korkma, korkma. Rutin bir uygulama bu” diyor sırıtarak. GBT sorgusundan sonra kampüsün giriş kapısına yakın bir yapıya giriyor ve kaba bir aramadan geçiriliyorlar. Burada bir süre bekliyorlar çünkü önceki görüşlerde burada bekletilmiş, diğer işlemlerin yapılacağı alana otobüslerle götürülmüşlerdi. Bir süre bekledikten sonra gelen giden kimsenin olmadığını anladıklarında az önce kendilerini arayan görevlilere otobüsün gelip gelmeyeceğini soruyorlar.

“Otobüs gelmeyecek. Yürüyerek gideceksiniz.”

“Daha önce böyle değildi.”

“Yok. Hep böyleydi” diyor görevli.

13:30 görüşçüleri aracınız kalkıyor!

Söyleyeceklerini içine atıp “Peki,” diyor ve yaklaşık iki yüz metrelik eğimli yolu öğle sıcağının altında yürüyorlar. Vardıkları yer, elektronik eşyaların emanete bırakılacağı ve görüşçülerin X-Ray aramasından geçirileceği bir yer. Burada önce üzerinizdeki tüm kablolu ve elektronik eşyalarınızı emanete veriyor; ardından da ayakkabılarınızı çıkararak X-Ray cihazından yalınayak geçiriliyorsunuz. Girdiğiniz büyük salon, o gün görüşe gelen tüm tutsak yakınlarının bekletildiği bir bekleme salonu. Anne burada hem sıcağın hem de yol yorgunluğunun etkisiyle yüzüne bir su tutma ihtiyacı hissediyor. 

Lavabodan çıkarken bir gardiyan sesleniyor: “13:30 görüşçüleri aracınız kalkıyor!” Meğer artık otobüsü buradan kaldırıyorlarmış. Anne koştur koştur yetiştiği otobüste zar zor oturacak yer buluyor. 31 kişilik otobüse en az 50 kişi biniyor. Öğle sıcağında yaklaşık 20 dakika böylece bekletildikten sonra otobüsün bozulduğu söyleniyor onlara. İndiriliyorlar otobüsten ve yeni bir otobüsün gelmesini bekliyorlar güneşin altında. Daha büyük bir otobüs onları alıp sağ taraftaki kampüs fırını, PTT şubesi, savcılık ve adliye binasını; sol taraftaki personel lojmanları, kadın ve çocuk hapishanesini geçtikten sonra sağa sapıyor. T1 ve T3 No'lu hapishanelerin önünde duruyor. Anne burada iniyor otobüsten. Otobüs, buradan T2 ve T4 No'lu hapishanelere doğru yoluna devam ediyor. 

Duvar saati bozuk

Anne, ziyaretçi kayıtlarının yapıldığı binaya giriyor. Buradaki salonun duvarına asılı saat bozuk, kendilerinin de tüm elektronik aletleri alındığı için görüşlerine yetişip yetişmeyeceklerini kestiremiyorlar. Bir camın ardındaki personele nüfus cüzdanlarını uzatıyorlar. Bu sırada başka bir kadın koştur koştur yanlarına gelip “Görüşümün bitmesine 15 dakika kaldı. Önce ben kaydolsam olur mu?” deyip onlardan sıralarını istiyor. Bu yabancı kadının neler hissettiğini tahmin edebildikleri için sıralarını veriyorlar. Böylece henüz görüşe geç kalmadıklarını da öğrenmiş oluyorlar. Önlerindeki kadın işlemlerini yapıp bitirdikten sonra onların da kampüse girişleri yapılıyor. Gözlerinin biyometrik kaydı alınıyor. Biyometrik kayıt alındığı esnada özellikle yaşlılar görme, duyma ve ayakta durmakta zorlandıkları için hem zaman kaybediyorlar hem de hapishane personelinin hakarete varan muamelelerine maruz kalıyorlar. Bir anahtarla birlikte ziyaretçi kartları veriliyor. Verilen anahtarın açtığı dolaba, yanlarında kalan tüm eşyalarını yerleştiriyorlar. Artık buradan çıkıp hapishane binasına gidebilirler. Hapishanenin kapısı henüz açılmamış. Kapıda kendileri gibi başka insanlarla birlikte beklemeye koyuluyorlar. 15-20 dakika da burada bekletildikten sonra hapishane kapısı açılıyor ve içeri alınmaya başlıyorlar. 

Aramada işkence

Burada da bir arama işlemi var ancak buradaki işlem daha uzun sürüyor çünkü birçok kadın sutyen kopçaları, birçok çocuk beslenme gereçleri yüzünden tekrar tekrar X-Ray’den geçiriliyor. Kılık kıyafetinizdeki bütün metaller görüşe girmenize engel olabiliyor. Buradaki çöp kutuları; makasla kesilmiş iç çamaşır kopçaları, tişört ve gömlek markaları, çakmaklar, takılar ve bebek malzemeleriyle dolu. Oğlunu görmeye gelen anne de sutyenindeki kopçadan ötürü detaylı aramaya alınıyor. Bu aramada iç çamaşırlarından çoraplarının içine kadar aranıyorlar. Arama bittikten sonra da ancak göz kaydı alınanların gözlerini okutarak açabileceği metal bir kapıdan geçiyor ve görüş salonuna gidiyorlar. Aramalardan ötürü birkaç dakika geç kalıyorlar. 

En fazla 45 dakika görebiliyor

Annesinin salona girmesini bekleyen tutsağa bir gardiyan yaklaşıp “Ayakta beklemek yasak” diyor. Tutsak, “Hiç saygı da mı bilmiyorsunuz? Seneler sonra geliyor, ayakta karşılamak istiyorum” derken etrafında birkaç gardiyan daha toplanıyor. Görüşçülerin önünde tatsızlık çıkmaması için susup kapıya en yakın masada oturuyor tutsak. Oturmasıyla annesinin kapıdan içeri girmesi bir oluyor. Nihayet görüşebiliyorlar. Bir süre sonra gardiyanlar görüşün bittiğini bağırınca saate bakıyorlar, buradaki saat de bozuk. Görüşün ne kadar sürdüğünü kimse kestiremiyor ama en fazla 45 dakika olduğu hapishane kurallarınca sabit. 

Görüşün maddi bedeli 8 bin 300 TL

Görüş bitip tutsaklar salondan çıkarıldıktan sonra görüşmecilerin üzerine kapılar kilitleniyor. 15-20 dakikalık bekleyişten sonra görüşe girerken ki süreç, görüşten çıkmak için de yaşanıyor. Kampüsün dış kapısından çıktıklarında saatin 15.00’i geçtiğini, Ankara’ya gidecek otobüslerine yetişmek için yalnızca 3 saatleri kaldığını anlıyorlar. Hızlıca, kapının önünden kalkan ilk dolmuşla Aliağa’ya, oradan ilk trenle İzmir’e, oradan da bulabildikleri ilk ulaşım aracıyla otogara gidiyorlar. Kahvaltıdan bu yana bir şey yemeye vakitleri olmuyor. Otogara vardıklarında otobüslerinin kalkmasına 7 dakika kaldığını fark ediyorlar. Kızı koşa koşa gidip kalkmak üzere olan otobüsü “Annem hasta, hızlı yürüyemiyor, birkaç dakika beklemeniz gerek” diyerek durdurup, tekrar annesinin koluna girmek için gerisin geri koşturuyor. Nihayet birkaç dakika gecikmeyle yetişiyorlar otobüslerine. İlk molada ancak bir çorba içerek sabaha karşı Ankara’ya varıyorlar. Buradaki tanıdıklarının evinde biraz dinlenip saat 16.00’daki uçaklarıyla Amed’e geri dönüyorlar. Bu yazıyı yazarken görüş sürecinin toplam maliyetini öğrenmek için aradığım kızı, annesinin hâlâ yorgunluğunu atamadığını, bacaklarının hâlâ tutmadığını söylüyordu. 40 dakikalık görüşün ekonomik maliyeti ise 8 bin 300 TL. Bir annenin, oğlunu görmesi için yollarda geçirdiği toplam süre 4 gün. Yolculuğun tetiklediği veya sebep olduğu sağlıkla ilgili hasarların toparlanması için ise birkaç hafta daha geçmesi gerekecek.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.