Bir Kürt siyasetçinin burnu kanarsa sorumlusu Almanya’dır


Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi (NAV- DEM) Eşbaşkanı Yüksel Koç, Türk devletinin, Kürt siyasetçilere suikast düzenlemesi için çeteleri Almanya’ya gönderdiklerine dair ellerinde bilgi olduğunu söyledi.
Koç gazetemize konu hakkında şu açıklamada bulundu: “Brüksel ve Strasbourg’daki eylemlerden sonra Türk devletinin Avrupa’da siyasi çalışma yürüten Kürdistanlı politikacılara suikast düzenlemek için 3 ekibi, Almanya’ya gönderdiğine dair elimize bilgiler ulaşmıştır. Bizzat Erdoğan’ın emriyle gönderilen bu çeteler, konsolosluklar tarafından korunmaktadır. Bize ulaşan bu bilgileri, Almanya içişleri bakanlığına ait gereken mercilere ulaştırdık. Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye’ye gitmesinden sonra burada yaptığı açıklamada, Türk devleti ile tam bir işbirliği içerisinde olduğunu söyledi. Bu işbirliği ne anlama geliyor? Kürt siyasetçilerini ortadan kaldırmak için gönderilen bu çeteler de, söylediği işbirliği içerisinde midir?”
Erdoğan’a cesaret veren Merkel
Almanya Başbakanı Angela Merkel’in söylemleriyle Erdoğan’a büyük cesaret verdiğinin altını çizen NAV-DEM Eşbaşkanı “Bu tür açıklamalardan cesaret alan bu çeteler, Paris benzeri katliamlar gerçekleştirmek için Almanya’da Kürt kurumları ve şahsiyetleri hakında topladıkları bilgileri, Türk istihbaratına yoluyor. NAV-DEM olarak daha önce de konu hakkında Alman devletinden defalarca gereken önlemleri almasını talep etmemize rağmen bu yönlü herhangi bir girişim olmadı. Alman devleti bu konuda bizi ciddiye almadığı gibi taleplerimizi görmezlikten geldi” ifadesini kullandı.
Daha önce Erdoğan’a bağlı üç kişinin Almanya’da casuslukla suçlanması üzerine tutuklandığını, bunların muhalif kurumlar hakkında istihbarat çalışması yaptığının ortaya çıktığını ve daha sonra ise üstten gelen bir emirle serbest bırakıldığını dile getiren Koç “Almanya’da bir Kürt siyasetçisinin burnu dahi kanarsa bunun sorumlusu kesinlikle Alman devleti olacaktır”dedi.
Kurumlarımız tedbirlerini almalı
Koç’un ifadeleri devamla şöyle: “AKP ve Erdoğan’ın Almanya’daki uzantıları olan bu çeteler, Kürt kurumlarını ve şahsiyetlerini hedef gösteren açıklamalar yapmaya devam ediyor. En son Bremen Parlamentosu’nda Erdogan’a yakınlığıyla bilinen Türk kökenli milletvekili (Oğuzhan Yazıcı), Parlemento’ya bir önerge vererek bizi hedef haline getiriyor. Bu şahıs hakkında avukatlarımız aracılığı ile hukuki işlemler başlatılmıştır. Bu tür beyanat, açıklamalar ve sonu önergeleriyle Paris’te 3 Kürt kadın siyasetçilerinin katledilmesine benzer cinayetlerin alt yapısı mı hazırlanıyor? Paris Katliamı’nın sanığı Ömer Güney’in defalarca Almanya’ya giriş çıkış yaptığı ve burada bizzat Bozkurtlarla ilişki içerisinde olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren bir halkın bireyleri olarak kimseden korkumuzun olmadığını özelikle burada belirtmek istiyorum. Bu tür tehdit, baskı ve karalama kampanyaları bizi asla yolumuzdan döndüremiyeceği gibi daha çok davamıza bağlıyor. Kurumlarımız ve şahsiyetlerimiz hiç bir provokasyona mahal vermeden tedbirlerini almaları gerekir. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu zulmü yapan ve halkımıza katliamı dayatan bu insanları deşifre etmeye devam edeceğiz. Halkımızın bundan kuşkusu olmasın.
M.ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG
Yazıcı NAV- DEM’i hedef gösterdi
Hristiyan Demokrat Birliği (CDU) Bremen Eyaleti Milletvekili Oğuzhan Yazıcı, Almanya’da Kürtlerin en büyük kurumu Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi’ni (NAV-DEM) verdiği soru önergesiyle hedef gösterdi.
Oğuzhan Yazıcı, Bremen Eyalet Senatosu’na verdiği soru önergesinde NAV-DEM’in, PKK’nin bir kurumu olduğunu iddia etti.
Irak ve Suriye’deki toplumsal ve siyasal sorunların PKK eliyle Almanya’ya ihraç edildiğini de ileri süren Yazıcı, hızını alamayıp, Bremen’de kamu güvenliğini Kürtler tarafından bozulduğunu da ileri sürdü. Yazıcı “Bremen’deki kamu güvenliği ve düzenin PKK’liler yüzünden tehlikede olduğuna dair Senato’nun görüşü nedir? Aşırı sol grupları ve bağımsız gruplarla ittifak hakkında değerlendirmesi nasıl” şeklinde soru sordu.
Oğuzhan Yazıcı, derneklerde yapılan şehit anmaları, toplantılar, yasal izin alınarak yapılan yürüyüş ve gösterileri de suç gibi gösterip, neden bu gibi etkinliğe müdahale edilmediğini soruyor.
HABER MERKEZİ
