
TUÐÇE KARA
Kürtlerin ilk “Vahşi Batı” tarzında çekilen filmi addedilen “Tatlı Biber Diyarım” Güney Kürdistanlı yönetmen Hiner Saalem tarafından çekildi. Yönetmen, Vodka Lemon filmiyle ismini duyursa da Avesta Yayınları’ndan çıkan “Babamın Tüfeği” kitabıyla da büyük ilgi gördü. Bir çocuğun, küçük Hiner Saalem’in, gözünden aktarılan kitap, değerli bir otobiyografik çalışma.
Saalem’in tasvirleriyle Güney’in etkileyici doğası ve bir çocuğun gözünden savaşın, yoksulluğun yıkıcı etkisi incelikli bir şekilde işlenmiş. Türkiye’de de büyük ilgi gören kitap, eleştirmenlerce tam not almış. Saalem, dünya çapında da tanınmış bir isim. Hâlâ, çoğu kimse için Venedik Film Festivali’nde ödül alan Kürt yönetmen olsa da, ona göre Saddam gibi bir diktatör yüzünden ülkesini terk etmek zorunda kalan bir çocuk.
“Tatlı Biber Diyarım” bugüne dek izlediğimiz Kürt yapımlarından biraz farklı bir film. Filmde idealist bir peşmerge olan ve Zazaca konuşan Baran, Saddam’ın devrilmesinden sonra evine dönüyor. Savaş bitmiş ve aslında bazı şeyler de yoluna girmiş görünüyor. Eve döndüğündeyse Baran’ı farklı bir sürpriz bekliyor: Annesinin evlenmesi yönünde Baran üzerinde kurduğu baskı.
Baran gibi idealist başka bir karakter daha var filmde, öğretmenlik yapmak için erkek kardeşlerine ve babasına direnen Govend. Tatlı Biber Diyarım olarak adlandırılan bölge de bu iki gencin görev yerleri, Türkiye-İran sınırında bir bölge. Baran, annesinin sonu gelmeyen baskılarından sınırdaki bu bölgede görev almayı kabul ediyor. Gittiği yerde ise işler beklediği gibi gitmiyor. Kanun koruyucu olarak bölgeye atanan Baran’ı bekleyen başka bir sürpriz daha var: Türlü sahtekarlıkla para kazanan ve bölgede kanunun kendisi olduğunu iddia eden Aziz Ağa. Ağa elbette diğer Kürtlere ve gerillaya da düşman.
Kürt ve kadın olmak
Govend rolünde izlediğimiz, Asghar Farhadi’nin “Darbareye Elly” filminden de hatırlayacağımız Golshifteh Farahani, Aziz Ağa’nın zulmüyle mücadele etmeyi kendine ilke edinmiş bir öğretmen. Govend, köyden gitmemeyi ve öğrencilerini bırakmamayı kafasına koymuş, yoluna devam etmek istiyor. Bir gece okula başkalarının girmeye çalıştığı esnada Govend, karşısında yaralı arkadaşlarına ilaç arayan gerillaları buluyor ve onlara elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyor. Gerillaları zaten takip eden Aziz Ağa’nın adamları ise okula baskın yapıyor. Gerillaları ve Govend’i iteklemeye başlayanlara Baran müdahale ediyor. Aziz Ağa’nın adamları okuldan çıkarıldıktan sonraysa gerillalarla konuşmaya başlıyorlar. Yönetmenin fikirleri olarak düşünübilecek fikirler, Govend’in ağzından dökülüyor. Govend, silahlı mücadeleye karşı olduğunu; ama silahlı mücadele veren Kürtleri de anladığını ifade ediyor. Yanıt ise yine gerilladan geliyor: “Türkiye’de en kötü şeylerden biri Kürt ve kadın olmaktır.” İlaçları ve yiyecekleri alan kadın gerillalar, gecenin karanlığında kayboluyorlar.
Kürtlerin ortak gelecekleri
Film boyunca işlenen en güzel konulardan biri ise Güneyli yönetmen Saleem’in Kürt meselesine bakışı. Muhtemelen Güneyli olarak anılmasına da kızacak yönetmenin en büyük ideali, tüm Kürtlerin, ayrım gözetmeksizin, bir arada ve huzur içinde yaşamaları. Güney’in güzelliklerini işlediği kadar oradaki yozlaşmayı ve feodal sistemi de eleştiren yönetmen, gerillanın kadın sorunundaki eğilimini de hayli derinlikli işliyor, hatta bunu bazen de göstere göstere yapıyor. Örneğin Aziz Ağa’nın hepsi erkeklerden oluşan silahlı birliği, hepsi kadınlardan oluşan bir gerilla birliğini pusuya düşürmek istiyor. Filmin sonu ise, Aziz Ağa’nın başına gelenler sayesinde insanı huzura sevk ediyor.
“Bir geleceğimiz olacağına inanmak istiyorum”
Müzikleri kadar eğlenceli olan filmde öne çıkan olumsuzluklardan biri ise filmde herkesin çok güzel, genel-geçer güzellik algısına göre güzel, olması. Kötü karakterler hariç; kadın gerillalardan, öğretmene, okuldaki öğrencilere dek herkes çok güzel. Ancak güncel politik süreç göz önüne alındığında, Kürtler için tarihi değere sahip olan şu günlerde izlenmesi gereken bir film. Üstelik diğer coğrafya filmleri gibi karanlık değil.
Yönetmenin bir röportajında verdiği bir cevabı aktararak bitirelim: “Dedem şöyle derdi: Kürtlerin geçmişi acı dolu, şu anımız tam bir felaket, çok şükürler olsun ki bir geleceğimiz yok! Şu anda bakıyorum da çok minicik de olsa, bir geleceğimiz olacağına inanmak istiyorum.”
Yönetmen: Hiner Saleem
Oyuncular: Golshifteh Farahani, Suat Usta, Korkmaz Arslan, Mir Murad, Fayyaz Doman
Senaryo: Hiner Saleem, Antoine Lacomblez
Yapımcı: Robert Guédiguian