Almanya Gündemi

Kobanê'de bir taraftan bir trajedi yaşanırken, diğer taraftan dünyanın hayranlıkla izlediği bir kahramanlık ve dayanışma yaşanıyor. Kürt halkı kendi tırnakları ile kazıya kazıya inşa ettiği topraklarına sahip çıkmak için, kendi yarınlarını (çocuklarını, hastalarını, engellilerini) Suruç'ta bırakıp topraklarına geri döndü/dönüyor. İki haftadan bu yana Kobanê halkı kadını ve erkeği ile imrenilesi bir direniş sergiliyor. Kimse tam olarak ne olacağını öngöremiyor fakat bu dayanışmayı ve direnci görenlerin dilinde tek bir cümle dolaşıyor: Kobanê düşmeyecek!
Avrupa'da haftasonundan bu yana Kobanê halkı ile dayanışmak amacıyla çeşitli eylemler düzenleniyor. Milletvekilleri, demoktratik kitle örgütleri temsilcileri açlık grevine başladı. Kürt kurumlarının dayanışma çağrısı ile birlikte insanlar sokağa döküldü. Zaten DAİŞ Kobanê'nin dibine kadar girmişken kimse evlerine de sığamıyordu. Kürdistan bir cehennemin ortasındayken, kendi kabına sığamayan Kürdistan halkı da ayaklandı, eylemler yaptı/yapıyor. Eylemlerden biri de Köln'de Dom Kilisesi'nin önünde gerçekleşti. Kobanê'deki durumun kritikleşmesi üzerine birçok insan Köln Dom Kilisesi önünde toplandı.
Dom Kilisesi aynı zamanda merkezi tren garının hemen yanında bulunuyor. Bu da değişik profilden birçok insana derdini anlatmak açısında işlevsel bir görev görüyor. Nöbet eyleminin ilk gününde az insanla ama sesli olan bir eylem yapıldı. Yerlere serilen fotoğraflar ve pankartlar insanların neden orada toplandığına dair bilgi veriyordu. Hem kiliseyi gezmeye gelenler, hem de tren bekleyen insanların gözlerinin bir ucu vahşet fotoğraflarına değiyordu. Çadırları birebir ziyaret etmiyorlardı belki ama fotoğraflara ve yazılanlara bakıp anlamaya çalıştılar en azından. Çadırın kurulmasındaki amaç da kamuoyunda duyarlılık yaratmaktı zaten.
İkinci gün eylem çadırına olan ilgi daha da arttı. Yüzlerce kişi neler olduğunu öğrenmek ya da destek vermek amacıyla çadırı ve çadırda sabahlayan insanları ziyarete geldi. Cumartesi günü Frankfurt'ta gazete toplantısının hemen ardından yine  çadırı ziyarete gittim. İnsanlar telaşla hala olacak gelişmeleri bekliyorlardı. Kobanê'den canlı telefon bağlantısı ile oradaki halk bilgilendirilecekti. Telefon bağlantısı kurulduğu anda, çanlar çalmaya başladı. Birden her yere çan sesi hakim oldu. Çan sesleri ile birlikte Kobanê'den bağlanan arkadaş nasıl bir direniş sergilediklerini aktarıyordu. Öyle hüzünlü bir andı. Çan sesi, ezan sesinin bende yarattığı duygu yoğunluğunun karşılığı hep hüzün olmuştur. Bu duygu yoğunluğu ile çadıra gelip fotoğrafları inceleyen insanların mimiklerini de inceleme fırsatı buldum.
Yerlere serilen, DAİŞ vahşetinin yer aldığı fotoğraflara her bakanın yüzünde belirgin bir dehşet okunuyordu. Çünkü ancak barbar bir oluşum, insanlara bu muameleyi yapabilirdi. Kimisi başını sağa sola sallıyor, kimisi 'nırç nırç' sesleri ile belli ki olayın korkunçluğunu hissedip dehşete kapılıyordu. Kimisi ise daha çok bilgi almak istiyor, medyadan edindiği bilgiler çerçevesinde okuduğu fotoğraflara yorumlar yapıyordu. Kuşkusuz Almanlar bu katliamdan bihaber değiller. Hatta birisi herhangi bir imza kampanyası olup olmadığını sormak için yanımıza yaklaştığıda ona bilgi edinmesi için hazırlanan broşürü verdik. Zaten yeteri kadar bilgisi olduğunu söyledi. Düşüncesini sorduğumda ise Ortadoğu’da savaştan ziyade barış yöntemleri ile sorunların çözülmesi gerektiğini aktardı. Çünkü insanlar artık savaşlardan yorulmuş bir vaziyetteler. Tren garında yoğun bir insan sirkülasyonu olduğu için, değişik profilde insanlar sürekli çadırın önüne gelip meraklı gözlerle ne olduğununu anlamaya çalışıyor.
Nöbet eylemindeki bir başka önemli noktada sadece dışardan gelenleri bilgilendirip duyarlılık yaratmak değil, aynı zamanda Kürdistan halkını da bilgilendirmek ve bir nebze olsun dayanışmayı sağlamak. Çünkü nöbet çadırlarında da insanlar birbirine destek veriyor ve Kobanê'nin düşmeyeceğini, defaatle birbirine aktarıp duruyordu. Yağan yağmura aldırış etmeden çadırda saatlerce bekleyen insanlar kendilerini oradaki insaların yerine koyup telepati kuruyor ve soğukların kapıya dayandığı bir süreçte dışarıda yaşam mücadelesi veren Kobanêlilerin acılarına ortak olmaya çalışıyordu. Bürokratik girişimlerin önemi kadar bu duygu akışının da sağlanması önemli bir yer tutuyor. Eylemler ise devam ediyor...