Bir partiyi tanımak
Forum Haberleri —

.
- Bu partinin 1961’den sonraki sürecine iyi bakılmalı. Bu parti ulusal birliğin oluşmaması için düşmandan çok çalışıyor, Rojava devrimini boğmak için bütün düşmanlarla ve uluslararası güçlerle çalışıyor. Dört parça devrimcilerinin devrim çalışmalarını engellemek için hey şeyi yapıyor.
MEDET SERHAD
Bir parti 75 yıllıktır, kuruluşunu başka bir partinin tarihine konarak, kendi tarih yazımını başlatıyor. Kuruluşunda hazır olmayan ve mevcut parti ile hiçte ilişkisi olmadığı halde parti tarih anlatımında kurcu lider başka biri ilan ediliyor.
PDK ilk kez Peşewa Qazi Muhamed önderliğinde Kürdistan Cumhuriyeti’nde Mahabad’ta 16 Ağustos 1945’te kuruldu. IKDP ise 16 Ağustos 1946 de Hiwa Derneği öncülüğündeki bir grup aydın tarafından kurulur. Birinci kongrede Hamza Abdullah, ikinci kongrede ise İbrahim Ahmed genel sekreter seçilirler. Ama nedense bu partiye (KDP) göre partiyi kuran rahmetli Molla Mustafa Barzani’dir. Tamam bu doğru kabul edilse dahi o dönem rahmetli Molla Mustafa Sovyetlerde sürgündedir ve ülkeyle hiç bir bağlantısı yok. Azerbeycan Komünist Partisi’nin mutlak tecridi altındadır. Kendi arkadaşları ve ailesinden dahi tecrit konumundadır. Kaldı ki parti kongre belgeleri var, kongrede seçilenlerin isimleri bellidir.
Bu parti, kendi merkezini filen, zorla kovar, kendine göre aile fertlerini kongrede seçilen meclisin yerine atar. Bu yetmez korucu, çeş olan ağaları partide etkin hale getirir ve 1961’den itibaren kongrede seçilen meclise karşı savaş açar. Bu parti, 1965’te bir bölgeye konumlanan meclise karşın silahlı saldırı başlatır ve meclis üyeleri ülkeden kaçarak, komşu ülkelere veya Avrupa’ya sığınırlar. Bundan sonra başlayan süreç ikili çizgiye dönüşüyor; Mele’i ve Celaliler, diğer bir adla Merkezciler ile Mollacılar olarak günümüze kadar gelen PDK ve YNK çizgilerine dönüştüler.
Bu partide, o tarihten sonra kendinden olamayan, aileden olmayan herkes hedeflendi. Aslında ailenin tümü değil de Mesud Barzani’nin veliahtını kabul etmeyen herkes hedef haline geldi. Aile içinden bu durumu kabul etmeyen iki oğul tasfiye edildiler, düşmanın kucağına itildiler ve katl edildiler. İdris Barzani ise ikinciliği kabul ederek, canını ve ailesini kurtardı.
Bu parti, Rojhilat Kürdistanlı PDK liderlerini, öncü militanlarını “partinin, Kürdistan’ın geleceği için” denerek katledildiler, başları kesildi ve İran rejimine teslim edildiler. Yine bu parti tarafından 1980 yılında Molla Mustafa’nın mezarını tahrip ederek, “İKDP babamızın mezarını tahrip etti” diyerek spay-Pasdaran’ın yanında İKDP, KOMALA örgütlerine saldırdı, bu saldırılarda binlerce Kürt yurtseveri, peşmergesi katl edildi. Bu saldırılar sonucunda İKDP elindeki tüm şehir ve kasabaları kayıp etti, dağlara ve sonunda Irak rejimine sığınır duruma geldi.
Bu parti, Bakur Kürdistanlı devrimcilerden Sait Kırmızıtoprak (Dr. Şivan) ve Sait Elçiyi katletti. Bakûr’da devrimci gelişmeyi engellemek için her şeyi yaptı.
Bu pati, 1971’de İran Şahı’nın verdiği 3 milyon dolar karşılığında devrimcilik, devrim adına Başûr halkını harekete geçirdi. Kısa bir sürede peşmerge sayısı yüz binlere vardı, devrim umudu dört parça Kürdistan’ı etkisi altına aldı. 1975 yılına gelince İran ve Irak rejimlerinin ‘Cezayir Anlaşmaları’ ile Irak rejimi Şah’ın Kürt devrimini durdurması karşılığında Körfez haklarından vazgeçeceğini deklere etti. İran Şahı, bu partinin önderini çağırdı silahları bırakmalarını ve ailesi ile İran’a sığınmalarını söyledi. Bu partinin önderi Şaha hitaben “sen Aryen halkının sahibisin, biz senin kullarınız ne dersen yapacağız” diyerek devrime, yüzbin peşmergesine sırtını dönerek, İran’a mülteci kamplarına çekildi.
Bu teslimiyet, ricat kararı alındığı döneme kadar hem İran’ın hem de uluslararası güçleri bu lidere verdiği para 300 milyon dolardır. Hala da bu paranın akibeti bilinmiyor. Bu patinin denetiminde, sorumluluğunda kendi aşiretinden onbinler faili meçhule gittiler. Binlerce Kürt kadını esir alınarak Arap pazarlarında satıldılar ve bu parti hala da bu konuda bir araştırma, soruşturma ihtiyacı görmüyor.
Bu partinin sorumluluğunda Enfal yaşandı, 182 bin insanımız sağ sağ yer altına gömüldüler. Bu Enfal katliamını yapan, çeş, ağa ve müsteşarları 1992’den sonra yanına aldı, kendi iktidarına ortak etti. Tek birinden hesap sormadı ve bu kesimler halada bu partinin yetkili organlarında yer alıyorlar.
Bu parti, 1978’de Cilo dağında Ali Asker öncülüğünde YNK peşmergelerini MİT, Irak istihbaratı ve askerleri ile birlikte pusuya düşürüyor. Bu pusuda 450 civarında peşmerge katlediliyor. YNK önderlerinden Ali Esker, Dr. Xalit ve Yusuf Êzîdîler kurşuna dizildiler.
Bu parti 1961’den sonra ne İran ne de T.C ve Suriye rejimlerine karşı tek bir kötü söz söylemedi, tek bir mermi mevzilerine atmadı. Ama bu parti bu üç parçada işgalci rejimlere karşı mücadele eden bütün partilerle ideolojik, politik, diplomatik ve askeri olarak savaştı, öldürdü ve elline geçirdiğini sattı.
Gelelim günümüze; bu parti ulusal birliğin oluşmaması için düşmandan çok çalışıyor, Rojava devrimini boğmak için bütün düşmanlarla ve uluslararası güçlerle çalışıyor. Dört parça devrimcilerinin devrim çalışmalarını engellemek için hey şeyi yapıyor. Başûrê Kurdistan’da kendisine karşı en küçük bir sesi dahi şiddetle boğuyor. Aydını, gazeteciyi dilsizleştiriyor, esnafı, çiftçiyi açlıkla yüz yüze bırakıyor ama TC’ye bütün ekonomik imkanları sunuyor. Ortak bir siyasi parlamenterin oluşmaması için var olan partileri çalışamaz hale getiriyor, partilerin kongrelerine müdahale ediyor, kongrelerin seçtikleri yönetim kendine göre değil diye meşru görmüyor.
Bu parti Şengal’de DAİŞ katliamının yolunu açtı, kadınların pazarda satılmasına, çocukların tecavüze uğramasına, yaşlı analarımız, dedelerimiz saçlarından, sakallarından asılmasına neden oldular. Ama tüm bunların sebebi kendisi değilmiş gibi basınında utanmadan hala başkalarını suçluyor.
Bu parti, kendini bir bireyin evine hapis etmiş, bu partiyi Barzani aşireti gölgesinde Mesud Barzani ailesidir. Şimdi de Mesrur Barzani şahsında 1961’den aldığı çizgiyi devam ettiriyor. Bu çizgi artık iflas etmiş, PDK toplumsal zeminini, halkın güvenini yitirmiştir ve sadece elindeki iktidarın imkanları kalmıştır.
Şimdi PDK adına Neçirvan Barzani, Mesud Barzani ve oğul Mesrur Barzani üçlüsü de tüm kayıpların, çıkmazlarının sorumlusu PKK’yi görüyor. Çünkü Özgürlük Hareketi hem Başûr’da hem de genel Kürdistan’da ve uluslararası alanda da PDK’yi çizgisel olarak, teşhir etti, geriletti. Yani sahte kullanılan Kürtlük maskesini indirdi, adeta kıral çıplak dedi. Bundan dolayı Özgürlük Hareketine saldırmayı, zayıflatmayı kendi varlığına bağlamış bunun üzerinden her türlü kirli ihanet kanalında yürüyor. Şimdi, 59 yılık tarihlerine bakın başka türlü olmaları beklenmez. KDP-Mesud Barzani ailesinden Kürtlerin birliği ve olumlu birşey beklemek Dr. Şivan ve Süleyman Muini ve diğerlerinin akibetini beklemektir.
O zaman ne yapmalı; birincisi Güney Kürdistan=Barzaniler= PDK=politik kötülük ikliminden kurtulmak gerekir. Çünkü ne Güney Mesud Barzani ailesinin çiftliğidir ne de PDK tümden Mesud Barzan’dir. İkincisi, Mesud Barzani çizgisinin iktidar etkisi Duhok şehridir, yani bir ilin sınırlarıdır, bu PDK ve Barzani sosyolojisinin genel Kürdistani etkisinden sıyrılmak gerekir. Üçüncüsü, bu etki sınırında dahi, yani Behdinan’da ciddi bir potansiyel kayıbı yaşamış, kendine bağladığı aşiret ağalarının aşiretlerin dokuları önemli oranda dağılmış. Behdinan’daki sosyoloji Kürdistanî’dir, özgür düşünen önemli oranda genç kuşak var, aydını, sanatçısı ve kadını gelişmiştir. Dördüncüsü, halka güvenerek herkesin halk aydınlanmasına katılması katkı sunması gerekir. Behdinan halkının tarihsel direnişlerine, Barzani ailesinin başta Şehit Abdulselam Barzani ve Kürdistan halkının mücadelesine katkı sunan her üyesine gereken değeri de vermeyi bilmek gerekir.
Sonuç olarak Kürdistan’ın işgalcileri Kürt hareketlerini bir birlerine çatıştırmak istiyorlar. Şimdiye kadar bu oyunlar önlendi, hala tehlike devam ediyor. Bu anlamda genel Peşmerge güçlerinin önemli oranda savaşı reddettikleri bir gerçektir. T.C ve PDK içindeki bazılarının tüm tahriklerine rağmen PKK sabırlı ve yapıcı yaklaştı. Bu yaklaşım Güney halkı ve PDK içinde de yurtsever kesimleri etkiledi, bu etkileme devam ediyor. Bu noktadan sonra herkese düşen de buna katkı sunmaktır.







